Şubat 2012

8 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Şubat 2012

Gelin Olmuş, Gidiyorsun; Bu Babeti Giyiyorsun : )

Geçen yıl babet süsleme olayına kendimi fena kaptırdığımda sanırım çevremde çoğu tanıdık bu durumdan nasiplenmişti. Öyle ki evde kolilerce ayakkabıyı gören önce dükkânım olduğunu sanıyor, sonra hobi odasına şöyle bir göz attığında babetten fazlasına şahit olunca (bir yanda kumaşlar, başka tarafta kutular içinde birsürü ıvır zıvır, dikiş makinesi filan), “Burası atölye mi?” diye soruyor, hatta bazıları itiraf edemese de delirdiğimi düşünüyordu :)) Süslediğim babetlerin bir kısmını satarak, satma kısmına nokta koyunca da bir çoğunu hediye ederek babet stoğunun 2/3’ lik kısmını erittiğimi söyleyebilirim, yalnız daha 10-15 tane kadar babetin süslenmiş püslenmiş bir halde dolapta beklediğimi biliyorum ve çoğu da 36 numara. Şansıma kimselerin ayağına olmayınca hepsi bana kaldı :)) Artık bahar gelince bizzat benim ayağımda görebilirsiniz *-* O kadar süsledim, onlar da benim hakkım olsun, değil mi? :) Gencinden yaşlısına süslü babetleri gören çoğu bayan şöyle bir ayağına geçirip sokakta giyip giyemeyeceğinin muhasebesini yapmışken kafasında; eminim ruhu genç kalan belli…

Bol Kalpli Broş

Keçelerim geldiğinde ilk yaptığım şeylerden biri bu minicik kalpleri kesmek oldu :) Sık sık internette elişi, hobi sitelerinde gördüğüm bir modeldi, bir tane de kendime yapayım dedim… Mor rengi ne çok sevdiğim zaten aşikar; o nedenle mor ve yakın arkadaşları olan renklere torpil geçtiğimi itiraf edebilirim *-* O kadar çok mor ve türevleri olan parçam var ki; bu kalpli broş çantamla, paltomla, birçok elbisemle uyumlu oldu. Geçen hafta fotoğraflarını çekemediğim için Sevgililer Günü konseptine yetiştiremediğim bu kalp broş görseliyle size sevgi dolu bir hafta diler; artık broşumu takar, gezmelere giderim :)

Anne Tarifi: Peynirli, Cevizli Poğaça (Kurabiye Tadında)

Bir önceki yazımda paylaştığım anne tarifi poğaçalarda aklı kalan sevgili blogger arkadaşım Ololi “Annen Almanya’lardan vermiş tarifi ama sen bize vermemişsin. Cık cık cık! Bu güzellikleri gösterip canımızı çektirdikten sonra böyle ortada bırakmak yakışmadı hiç yani ;o)” deyince hemen sıvadım kolları :) Aslında dediğim gibi hamur işleri konusunda kendime pek güvenmediğimden tarif vermekten kaçınırım, internette tutmayan yemek tariflerini beslemek istemem açıkçası :)) Kimsenin ahını almaya niyetim yok *-* Şimdi bloguma şöyle bir baktım da; zaten bu zamana kadar da çok risksiz tarifler vermişim, salata ve birkaç basit tatlı :) Mutfaktayım kategorisi altından hepsine ulaşabilirsiniz *-* Neyse, bu sefer tarifimiz anneden geldiğine göre fazla da korkmayalım. Ne de olsa ben denedim ve oldu – yedikten sonra da hâlâ yaşıyor ve burada yazıyor olduğuma göre bir sorun yok demek ki :))) Belirttiğim malzemeleri bir kap içerisinde karıştırın ve güzelce yoğurun – bileğinize kuvvet :) Yumurtanın sarısını atmayın. Sanırım cevizlerin dövülmüş olması gerektiğini…

Bu Pazar: Kelebekler, Poğaçalar

Bu Pazar kelebeklere boğdum kendimi… Bir süre burada bol bol uçuşan rengârenk kelebek görebilirsiniz – baştan söyleyeyim :) Bir de anne tarifi denedim; cevizli ve peynirli poğaça *-* Hamur işleri ile aram pek iyi olmasa da, daha doğrusu ben yaptıkça yiyecek, yedikçe de şişecek biri olduğumdan; unlu mamûl yapımına pek girişmesem de, fazla deneyimli olmamama rağmen fena bir sonuç almadım: Test ettim, yenilebiliyor :)) Her ne kadar eşim kendilerini az tuzlu bulmuş olsa da gidip gelip yediğine göre olmuş demektir *-* Hem fazla tuz sağlığa zararlı :)) Ha bu arada, taa Almanya’ lardan bana telefonda tarifi verip, “Yaptıktan sonra fotoğrafını çek de internete koy, bakayım” diyen, son dönem teknolojik trendlere oldukça uyumlu anneme de kocaman bir alkış :))

Bugün Hava Yağmurlu : )

Evet, bugün hava yağmurlu… Yanınıza şemsiye almanıza gerek yok ama ;) Bu bulutlar “mutluluk” yağdırıyor çünkü *-* Keçeden yapılmış, pullarla süslenmiş… El uğraşı ile geçen birkaç güzel saatin hatırası… Arkasındaki çengelli iğnelerle kıyafetinize, çantanıza, bir objeye iliştirin sıra sıra; gri renkli bulutun bile sizi gülümsettiğine şahit olacaksınız ;) Not-1: Aslında “Güneşi Gördüm” diye bir başlık atsam da fena olmazdı, velhasıl geçen haftanın acısını çıkarırcasına fotoğraf makinesini elimden düşürmedim bugün :) Yarın da devam edeceğim gibi *-* Zira daha kameralara boy gösteremeyenler var :) Not-2: Biten broş aparatlarının yerine çengelli iğne kullanmayı akıl etmem iyi oldu – daha sık uygulamalı bu fikri. Sizlere de tavsiye olunur ;)

Keçe Çiçekler

Bu keçe çiçekleri oldum olası çok seviyorum… Her gördüğümde de mutlaka yapacağım diye kendime söz verip unutuyorum ama :) Tekrar karşıma çıkmışken, hem yapılış aşamaları dahi anlatılmışken artık bu çiçeklere burada yer vermezsem olmaz – haklarını helal etmeyecekler bana vallahi :)) Bari gözümün önünde dursunlar :) Kaynak

Buradayım, Ben Buradayııımm : )

Ben biliyordum bu haftanın böyle olacağını… Haftasonu fotoğraf çekemememden belliydi zaten günlerce sesimin – soluğumun çık(a)mayacağı… Oysa anlatacak öyle çok şeyim var ki… Bir sürü yeni cici var paylaşacak… Hepsi de karşımda; gözümün içine bakıyor… Darmadağınık ettim salonu zaten; haftasonuna kadar da böyle – kimse kusura bakmasın :) Fotoğraf çekmeme mani olanlar utansın hem – tabii beni duyuyorlarsa… Fazlaca plânlıyım, programlıyım ben… Belki de biraz takıntılı… Yeni birşey mi katıldı üretilenler deryasına… Hemen salondaki masanın üzerinde yerini alır, fotoğrafı çekilene kadar da orda kalır :) Ben gider, gelir, sağını – solunu düzeltir, evirir, çevirir; içime sinmeyen noktası varsa olurunu bulmaya çalışırım… Fotoğraf çekimi için boy gösterene kadar da o parça kullanıma kapalıdır – kimseye el sürdürmem :)) Geçen hafta da birkaç gün izinli olunca hobi işlerine el atmıştım mâlum… Yaptığımı masanın üzerine yığdım fotoğraflarını haftasonu çekeceğim diye… Hava durumunu da kontrol etmişim öncesinde; güneşli, pırıl pırıl bir hava beni bekliyor,…

Sevgili Emektar Bilgisayarım

Seni bir yedi sene daha kullanmak isterdim be yoldaşım… İstemezdim öyle kapağın kapalı dur bir köşede… Olmadı ama… Yapamadım işte… İki programı aynı anda çalıştırmak isteyince yaptığın o kapris yok muydu?! Surat asar gibi donup kalman hareketsiz ikonlarla… Beni çileden çıkarırdın izlediğim videonun en heyecanlı anında yayını kestiğinde!! Evet, çok yol kat ettik seninle… İzmir’ deyken sevgilime beni ulaştıran bir eşin yoktu belki… Msn görüşmeleri, kameralı sohbetler,… Az mı anımız var seninle? Az mı şey paylaştık bunca yıl? O virüsle yıkmasaydın belki de beni dün gece; Daha uzun yıllarımız bile olabilirdi seninle… Çok görme ama bunu bana… Canıma tak ettiği noktada aldım ben bu kararı. Teknolojik bir devirde yaşıyoruz şunun şurasında… 500 GB kapasiteli bir bilgisayar benim de hakkım değil mi? :) Şimdi senin familyadan bir üst modelle beraberim anlayacağın… Kusura bakma ama artık yoluma onunla devam edeceğim. Üzüldüm çokça seni de yarı yolda bıraktığıma ama; Senin talibin çok, sen…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme