Benden

Tesadüfün Böylesi : )

Bundan 3-4 ay kadar önce Joker çocuk mağazasına gitmiş; eşimin kuzeninin doğacak ikizleri için hediyelik bir şeyler almıştım. Söz konusu, çocuklara kıyafet almak olunca zaten, elim çok daha fazla parçaya gider benim ve ilk bakışta aşk yaşadığım tüm giysileri almaya çalışırım nerdeyse, kendimi frenlemem hiç kolay değildir :) Bu kadar eli kolu dolu kasaya gidince de kasiyer bayan çocuğum olduğunu düşündü sanırım ve bana bir Joker kart vermeyi önerdi. Önce “Ne gerek var!” diye düşündüm içimden, sonra “Amaaan, al gitsin, köşede dursun, ilerde lazım olur” dedim :) Ne işe yaradığını da bilmiyorum ayrıca :)) Neyse.. Bayan olur sinyalini alınca bana sorular sormaya başladı. “Çocuğunuz var mı? Adı ne?” gibi sorulardan işini görecek bir cevap bulamayınca, yakınlarımdan birinin çocuğu olup olmadığını sordu bu kez. O konuda boş değildim neyse ki, yoksa çocuk mağazasında ne işim var, değil mi diye soracağım ama ben alakasız şeyler alma konusunda ün yapmış bir insan olduğumdan,…

Severim Ben Eylül’ ü : )

Ağustos bittiğine göre yeni ayı Fuchiko kızlarımdan biri ile selamlayalım :) Yeni hafta, yeni ay hayatımıza güzellikler getirsin. Eylül’ ler güzeldir zaten; kitapların, kalemlerin, okulların habercisidir. Eylül’ le beraber öğrencilik yıllarıma giderim ben de, sanki ben de okula başlayacak gibi sevindirik olurum. Bu dönemlerde kırtasiyelere, kitapçılara girer çıkarım bolca; kırtasiye malzemelerinden payıma düşen var mı diye bakınırım sağa sola :)) Eylül’ ü severim ben… Havaların yavaş yavaş serinlemeye başlaması, dökülen yapraklar… Ruhum huzura kavuşur sanki takvimler sonbaharı gösterdiğinde… İçim umutla dolar nedensiz yere… Belki de yükselen burcum Başak, ondandır bu karşılıksız sevmeler :)) * * * * * Derken yazının devamı gelecek gibi hissettirsem de yok, çok uzun yazmaya gelmedim bu kez, çenem düşmeye çok müsait ama yatağım uzaktan bana göz kırpar, gidip uyuyayım, sabaha iş var :) Bu yazı kısa geldi derseniz ama buyrun, buradan devam edin ;) Aklıma gelmişken bir de şurada duyurduğum çekiliş hala devam ediyor, katılmak…

Cuma’ nın Gelişi Perşembe’ den : )

Perşembe günlerini çok seviyorum, aslında Cuma’ yı daha çok ama Perşembe Cuma’ nın habercisi olduğu için kıyısından o da torpilli sanırım haftanın diğer günlerinden :) Yine yapacaklarım listelenmeye başladı kendi içimde, daha Cuma’ yı bitirmeden :)) Ne yapalım, haftasonu çalışanlara güzel ama, değil mi? ^_^ Bu fotoğraf da bu akşamdan… Eşim iş çıkışı maça gideceğini haber verince akşam yemeğini geçiştirdim, gitti. Hoş, çok da düzenli yemek yapabildiğimi iddia edemem ama.. Tek başıma olunca da bu gibi şeyler bana yetiyor :) Tahıllı bir dilim ekmek üzerine biraz beyaz peynir, maydanoz, biraz da ceviz serpiştirdik mi oohh, yeme de yanında yat :) Gerçi ben yedim, yatmadım yanında. Hatta bir dilim yetmedi tabii.. İkinci dilimi de yaptım, yedim afiyetle :)) Şu tabakları da iyi ki almışım Ikea’ dan bu arada. Sadece iki tanesine para yetirebildim ama olsun – biri bana, biri eşime :)) Arada ortaya çıkarıp kullanıyorum ya, o da yeter :)) Vakt’i…

Sonra Dedim ki Kendime; Yazmak Ne Güzel Ş E Y !!

Gece gece bunu demeseydim iyi olacaktı aslında :) Zira uykusu gelmiş gözlerimi kendine getirmek için soğuk suyla buluşturdum biraz önce. Kısa bir süre için toparlandıklarını düşünüyorum ama göz kapaklarımın ağırlaştıklarını da hissediyorum. Hem cevaplamam gereken e-mail’ ler, siparişler var ilgilenmem gereken, hem de anne adayı olan eşimin kuzenine birkaç gün içerisinde hazır etmeliyim dediğim lohusa hediyeleri… Ama tabii, her zamanki gibi boş vakit çerçevesinde önceliğimi acelesi olmayan bir şeye verdim ki; diğer işler biraz daha sıkışınca daha heyecanlı oluyor, tadından yenmiyor o zaman :)) Aman canım, yazmak istediysem yazayım, sonra ses çıkaramıyorum burada uzunca bir süre, vicdanım rahatsız oluyor. Hazır ilham perileri gelmişken küstürmeyelim, değil mi? Gerçi orda kaç kişi kaldı beni okuyan artık, ondan emin değilim. Ben yazamayınca bir bakar, iki bakar, hala yeni yazı yazmamış bu kız, artık gelmezler sayfama diyorum; hala Google arama moturu dışında tesadüfen buraya gelmeyip düzenli olarak beni takip edenler varsa oralarda, selam ve…

Şahsına Münhasır Bir İnsanım Ben : )

Geçenlerde bloğuma böyle bir başlık atıp bir şeyler karalamış, taslaklara kaydetmiştim. Benim de bir huyum var; o yazıyı taze taze yayınlamadıysam ya sonradan yayınlayasım gelmiyor ya da yazı yayınlansa bile içerik yazıyı yayınladığım gün büyük bir değişime uğruyor :) Bir ara burayı düzenli olarak güncel tuttuğum zamanlarda taslaklara böyle başlıklar atardım, ama içeriği yayınlayacağım gün yazardım ki; çünkü yazıyı yazdıysam cepte tutamam, sabırsızım, hemen yayınlayıveririm :)) Şahsına münhasır bir insanım demiştim zaten. Bu öğlen de cep telefonumla şu fotoğrafı çekince dur dedim, bloğumda da paylaşayım ben bunu. Gerçi buraya telefonla çektiğim bir fotoğrafı eklediğim için pek huzurlu olduğumu söyleyemeyeceğim. Canon’ umu özledim çok ben aslen ama yapacak bir şey yok. Fotoğraf çekmeye vaktim yok diye, yazı da yazmamazlık etmeyeyim, değil mi? :)) Ayy, içinizi şişirdim sanırım. Zor bir insanım ben. Ufak şeylere takarım. Telefonla fotoğraf çektiysem Instagram’ da, fotoğraf makinemle çektiysem bloğumda yayınlamalıyım. Kim koyduysa bu kuralı? :)) Aslında herkesin…

Instagram’ dan Seçmeler – 2

Madem pek yazamıyorum bu aralar, ama Instagram’ dan eksik kalmıyorum; o zaman yeni bir seçmeler yazımla sessizliğimi bozayım istedim :) Gerçi Demetoloji’ yi bilen ve Instagram’ da takip etmeyen var mıdır hala, bilmiyorum ama attım başlığı, gitti bir kere *.* Artık ikinci baskı oluyorsa da kusura bakmayın. Hem zaten bloğun yeri ayrı, burda yazmak bambaşka; bu fotoğrafları daha önce görmüş olsanız da siz gelir, yine yazımı okursunuz, değil mi? Okursunuz, okursunuz :) Gelelim, bu aralar neler yaptığıma; – Kendimi biraz alışverişe kaptırmışım sanki :) Ne yapalım, öyle güzel mutfak eşyalarına denk geldim ki bu ara; almamaktan alıkoyamadım kendimi. Ben mutfak eşyalarımı bundan 10 sene önce almıştım, daha doğrusu ben de değil, annem almıştı. Evlenirken bile eski evimden mutfak eşyalarımı getirip üstüne yaptığım birkaç eklemeyle sonlandırmıştım mutfak için çeyiz alışverişimi. O yüzden, hak ettim ben bu cici şeyleri – hemen de kılıfını bulurum :) – Koton’ da gördüğüm Flamingo desenli üst…

Ramazan Gelmişse…

Ramazan ayına girmemizin bloğum için de yeri çok ayrı, biliyor muydunuz siz? :) 2009 yılında Ramazan’ ın ilk günü başlamıştım blog yazmaya ben; +++ Uzuuun zaman sonra blog sayfamı oluşturup ilk yazımı yazmaya başladığım için kendimi tebrik etmek istiyorum öncelikle… Umarım Ramazan’ın ilk günü, attığım bu adım için de hayırlara vesile olur :) +++ diye başlamışım yazmaya… Nasıl içten dilediysem, o gün bugündür bloğum hep hayatımın bir köşesinde. Aramıza zaman zaman mesafeler girse de, her zaman yazmaya fırsat bulamasam da, bazen canım istemese de, hele ki son bir yıldır burayı pek de güncel tutamasam da blogsuz bir hayat düşünemiyorum ben artık :) Son beş yıl içerisinde öyle çok şey öğrendim ki ben burda, öyle güzel insanlar tanıdım ki; şu bilgisayar başında harcadığım vaktin karşılığını fazla fazla aldım :) İlk yıllarda Blogger’ da yazardım, sonra şu blog yasaklarının olduğu dönemde radikal bir kararla kendi alan adıma taşındım. Pek bir sancılı dönemdi.…

Kahve Bahane

Bu kahve fincanını annem almıştı 10 yıl kadar önce. O zaman İzmir’ deydim, ailemle beraber yaşıyordum. Bir gün elinde iki çeşit fincan takımıyla gelmişti eve annem, YKM’ den almış. “Biri sana, biri bana” demişti, “İstediğini seç”. Hemen pembeye gitmişti elim… İstanbul’ a taşınırken de annem kahve fincanlarımı göndermişti. O kadar çok fincan takımı da hediye geldi evlendikten sonra, ben gördüm züccaciyelerde değişik modeller – hatta aldım; ama anne hediyesi olduğundan mı bilmem, bu fincanların yeri ayrı benim için. O kadar çok kullandım ki; yıkanmaktan renkleri soldu, iki tanesi elimden kaydı, düştü, kulpları kırıldı – yine de yerine başka fincanları koyamadım :) Beni tanıyanlar bilir, ben eskiden günde 2-3 fincan Türk kahvesi tüketmeden duramazdım, kahvaltıdan ya da yemekten sonra yarım saat içerisinde kahve içememem büyük eksiklikti benim için :) Tam anlamıyla bir kahve tiryakisi, bağımlıydım. Kahve içemediğimde agresif olduğum, hatta başımın ağrıdığı bile görülmüştür :)) Son bir yıldır Türk kahvesi ile,…

Hobi Köşemde Yenilikler

Herşey geçtiğimiz haftasonu Ikea’ ya gitmemle başladı. Her zamanki gibi içeri girer girmez gözüm döndü :) Onu da alayım, bunu da alayım diye koşturup durdum aksesuar bölümünde. Gerçi yanımda eşim olduğundan ve bana orda dolaşmam için kısıtlı bir süre tanıdığından, sürekli “Hadi” lerine maruz kalsam da aklımda olan birçok şeyi aldım neyse ki ^_^ Yine gidesim var, orası ayrı ama bir süre beni idare eder bu alışveriş turu :)) Önce şu ufak rafı kurdum. İtiraf edeyim, aslında onu alırken niyetim fotoğraf çekimlerimde kullanmaktı. Zaten ben gereksiz gibi görünen bir nesneyi almak için ısrar ediyorsam, sebebi mutlaka budur; fotoğraf çekmek :) Ama düşündüğümden daha kullanışlı olduğu muhakkak; masamdaki ıvır zıvırları fazlasıyla topladı. Bir dahaki gidişime birkaç raf daha alırsam şaşırmam :)) Rafımın üzeri de en sevdiklerimle dolu; Deconohut bulut yastığım, Joker’ den aldığım bez bebeğim ve atlıkarıncam – o da yurtdışından… Bilgisayarımın da tam karşısına koydum ki hep gözümün önünde olsunlar,…

Ses Vereyim Dedim : )

Bu ara pek uzak kaldım buralardan… Sadece blog değil aslında, elim Instagram’ a fotoğraf eklemeye bile gitmiyor. Herşey yolunda, çalışmalarım devam ediyor… Hiçbir sıkıntım yok, çok şükür. Hatta Mayıs ayı gene yaptı bana yapacağını ve bu seneyi de yeni bir dönüm noktası olarak taşıdı takvimlere… İş hayatımla ilgili güzel bir gelişmeye ev sahipliği yaptığını ufaktan çıtlatarak heyecanla gelecek günleri bekliyorum bu aralar :) Bakalım, hayat neler getirecek ^_^

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme