Benden

Ramazan Gelmişse…

Ramazan ayına girmemizin bloğum için de yeri çok ayrı, biliyor muydunuz siz? :) 2009 yılında Ramazan’ ın ilk günü başlamıştım blog yazmaya ben; +++ Uzuuun zaman sonra blog sayfamı oluşturup ilk yazımı yazmaya başladığım için kendimi tebrik etmek istiyorum öncelikle… Umarım Ramazan’ın ilk günü, attığım bu adım için de hayırlara vesile olur :) +++ diye başlamışım yazmaya… Nasıl içten dilediysem, o gün bugündür bloğum hep hayatımın bir köşesinde. Aramıza zaman zaman mesafeler girse de, her zaman yazmaya fırsat bulamasam da, bazen canım istemese de, hele ki son bir yıldır burayı pek de güncel tutamasam da blogsuz bir hayat düşünemiyorum ben artık :) Son beş yıl içerisinde öyle çok şey öğrendim ki ben burda, öyle güzel insanlar tanıdım ki; şu bilgisayar başında harcadığım vaktin karşılığını fazla fazla aldım :) İlk yıllarda Blogger’ da yazardım, sonra şu blog yasaklarının olduğu dönemde radikal bir kararla kendi alan adıma taşındım. Pek bir sancılı dönemdi.…

Kahve Bahane

Bu kahve fincanını annem almıştı 10 yıl kadar önce. O zaman İzmir’ deydim, ailemle beraber yaşıyordum. Bir gün elinde iki çeşit fincan takımıyla gelmişti eve annem, YKM’ den almış. “Biri sana, biri bana” demişti, “İstediğini seç”. Hemen pembeye gitmişti elim… İstanbul’ a taşınırken de annem kahve fincanlarımı göndermişti. O kadar çok fincan takımı da hediye geldi evlendikten sonra, ben gördüm züccaciyelerde değişik modeller – hatta aldım; ama anne hediyesi olduğundan mı bilmem, bu fincanların yeri ayrı benim için. O kadar çok kullandım ki; yıkanmaktan renkleri soldu, iki tanesi elimden kaydı, düştü, kulpları kırıldı – yine de yerine başka fincanları koyamadım :) Beni tanıyanlar bilir, ben eskiden günde 2-3 fincan Türk kahvesi tüketmeden duramazdım, kahvaltıdan ya da yemekten sonra yarım saat içerisinde kahve içememem büyük eksiklikti benim için :) Tam anlamıyla bir kahve tiryakisi, bağımlıydım. Kahve içemediğimde agresif olduğum, hatta başımın ağrıdığı bile görülmüştür :)) Son bir yıldır Türk kahvesi ile,…

Hobi Köşemde Yenilikler

Herşey geçtiğimiz haftasonu Ikea’ ya gitmemle başladı. Her zamanki gibi içeri girer girmez gözüm döndü :) Onu da alayım, bunu da alayım diye koşturup durdum aksesuar bölümünde. Gerçi yanımda eşim olduğundan ve bana orda dolaşmam için kısıtlı bir süre tanıdığından, sürekli “Hadi” lerine maruz kalsam da aklımda olan birçok şeyi aldım neyse ki ^_^ Yine gidesim var, orası ayrı ama bir süre beni idare eder bu alışveriş turu :)) Önce şu ufak rafı kurdum. İtiraf edeyim, aslında onu alırken niyetim fotoğraf çekimlerimde kullanmaktı. Zaten ben gereksiz gibi görünen bir nesneyi almak için ısrar ediyorsam, sebebi mutlaka budur; fotoğraf çekmek :) Ama düşündüğümden daha kullanışlı olduğu muhakkak; masamdaki ıvır zıvırları fazlasıyla topladı. Bir dahaki gidişime birkaç raf daha alırsam şaşırmam :)) Rafımın üzeri de en sevdiklerimle dolu; Deconohut bulut yastığım, Joker’ den aldığım bez bebeğim ve atlıkarıncam – o da yurtdışından… Bilgisayarımın da tam karşısına koydum ki hep gözümün önünde olsunlar,…

Ses Vereyim Dedim : )

Bu ara pek uzak kaldım buralardan… Sadece blog değil aslında, elim Instagram’ a fotoğraf eklemeye bile gitmiyor. Herşey yolunda, çalışmalarım devam ediyor… Hiçbir sıkıntım yok, çok şükür. Hatta Mayıs ayı gene yaptı bana yapacağını ve bu seneyi de yeni bir dönüm noktası olarak taşıdı takvimlere… İş hayatımla ilgili güzel bir gelişmeye ev sahipliği yaptığını ufaktan çıtlatarak heyecanla gelecek günleri bekliyorum bu aralar :) Bakalım, hayat neler getirecek ^_^

Instagram’ dan Seçmeler

Bir süredir yaz(a)mıyorum; bir ay olmuş hatta – blog’ da verdiğim en uzun ara diyebiliriz. Pek geçerli bir sebebi yok yazmamamın aslında – biraz isteksizlik biraz da Instagram paylaşımlarının doyurucu olması sanırım… Yokluğumda yaptıklarımdan seçmeler yaptım hesap üzerinden. Fotoğraflar cep telefonuyla çekildiği için görüntü kalitesi süper olmayabilir ama arayı kapatmak adına yeterli sanki :) Hadi, numara numara gidelim; 1 – Yeni çiçekli ayakkabılarım – ayağımdan çıkarmıyorum bu aralar :) Flo’ dan almıştım, koca hediyesi aslen :) 2 – İpteki çamaşırlar çalışmasının erkek versiyonu :) Yastık oldu, bitti bile… 3 – Yeşil mercimek salatası; çok mu çok sevdiğim… Hem doyurucu hem lezzetli hem de sağlıklı; daha ne olsun ^_^ 4 – Bir ara işlemişim bu çalışmaları minik minik. Sonra bir köşeye koymuş, unutmuşum; bulunca da fotoğraflarını çekmeden edemedim :) 5 – Cafissimo sarısı :) Tchibo’ nun fotoğraf yarışmasına katılayım dedim ben de; gerçi yarışma bahane, maksat fotoğraf çekecek birşeyler olsun :)…

Hobi Köşem

Bir süredir küçük odaya sığamadığım için salona taşındığımı yazmıştım. Odada boş bulduğum köşede böyle minik bir alan yarattım. Aslında gönlümden geçen tüm malzemelerimin, raflarımın aynı odada olması – her hobi severin hayali bu eminim – ama şimdilik pek mümkün gözükmüyor… Belki ilerde yeni bir eve geçebilirsek orda muradıma ererim diyerek şimdilik burada takılıyorum. Gerçi nedense o masada başlayıp odanın koltuklarına doğru yayılmam da söz konusu ama o kadar da olur, değil mi :)) Bu kurabiye adamlar da puanlı keçeden, Sizzix makinesi ile kesip dikiş makinesinde kol kola diktim. Hem kolay bir proje oldu; hem de boş duvarı renklendirdi :) Sizzix gerçekten iyi ki almışım dediğim bir alet, daha çok kalıbım olsa fena olmaz ama o konuda da kendimi frenliyorum. Biraz çiçek biraz kurabiye adam, bir süre daha oyalar beni zaten :))

Bu Haftadan…

Günlerimin çoğu yeni gelen babetleri süslemekle geçti. Daha çok gelinlere yönelik hazırladığım için bu seriyi; dantel – gipür türevlerinden faydalanıyorum bolca. Hepsini süslemek için acele etmiyorum ama; çünkü geçmiş tecrübelerimden biliyorum ki ben ne zaman stoktaki tüm babetleri süsleyip püsleyip dükkana koysam hepsini, nerdeyse tüm dünyadan arka arkaya mesajlar gelmeye başlıyor, şu modelin şu numarasını yapar mısın, rengini değiştirsek, vs. diye. Eh, elde babet olmayınca, yetişilecek bir düğün tarihi de mevzuu bahis olunca, mecburen gelen taleplerin çoğuna olumsuz dönmek zorunda kalıyorum. Artık dersimi aldım ama, stokta bolca babet bekletiyorum, talepler gelebilir yani :)) Babetlere uygun tokalar yaptım bir de. Hatta bir de yüzük yastığı; Instagram’ dan takip edenler görmüştür. Bu seti gelinin el çiçeği, damadın yaka süsü, düğün hediyelikleri şeklinde genişletme niyetim var, bakalım :) Tabii, işim gücüm sürekli düğün – dernek değil. Yeni malzemeler peşindeyim aynı zamanda :) Hatta bazılarını dükkanda listeledim biraz önce. Bu karton bobinleri çok sevdim;…

Yeni Hafta; Adaptasyon : )

Pazartesi, sendrom – mendrom yaşamadığım, tam zamanlı mesaiye tabi tutulmadığım, sabah erkenden kalkma zorunluluğum olmasa bile kendimle verdiğim mücadeleyi kazanıp 08.30 civarı yataktan kalktığım (bravo bana!)… ilk günümdü :) Biraz yadırgamadım desem yalan olur. Sanki üzerimi giyinip yola çıkmam, trafikte beklemem, yolda sigara içip dumanı ile beni rahatsız eden insanlara sinir olmam gerekiyormuş gibi hissettim tüm gün :)) Havanın üzerime çöken kasvetini de es geçmeyeyim tabii.. Günüm SGK’ da halledilecek bazı işler, kargo anlaşmamın Anadolu Yakası’ ndan Avrupa Yakası’ na taşınma işlemleri gibi bir takım prosedürlerle geçti, gitti aslında. Tam olarak da geçmedi, hoş; bir haftamı alacak gibi gözüküyor. Malum bu tarz işler ne yazık ki çok yavaş ilerliyor; git-gel yapmak, sormak, soruşturmak, takip etmek gerekiyor. Bir süre uğraşıp duracağım… Nerdeyse bir ay oldu; diktiğim bir yığın yüzük yastığı var; hiçbirini fotoğraflayamadım hala. Hadi benim zamanım var artık dedim, onda da hava bozdu. Bu arada, bugün öğleden sonra babetlerime kavuştum.…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme