Benden

Biliyorum, Sen Bir MELEKSİN :)

Neden bilmiyorum; Pazartesi günü için bir yazı yayınlamayı planlıyorsam, Pazar gecesinin bitişini bekliyorum adeta. Şu bilgisayar neredeyse iki saattir kucağımda ama ben henüz yeni yazı girmek için başlık atamamışım. Ne zaman esnemeye başlıyorum, işte o zaman bir telaş hâlinde yazı girmeye başlıyorum. İşte o dakika kendimi ödevini son dakika yetiştirmeye çalışan, “yumurta-kapı” prensipli öğrenciler gibi hissediyorum :)) Neyse, neyse… Çalıştım, ürettim ben bu haftasonu… Yine “Daha çok şey yapabilirdim” diyerek noktaladım tatilimi *-* Sanırım yılbaşı çekilişinin ana hatlarını da oluşturdum kafamda; kendime tamamlamak için bir hafta süre verdim; bakalım :) Bugünlük çok da uzatmadan – e, malûm haftabaşı yoğunluğu bekler, çok da uykusuz kalmamak lâzım – sizi evimin yeni meleği ile tanıştırmak istiyorum; “İyi haftalar” dilemek için geldi *-* Şimdilik öyle bir boy göstersin burada, maceraları ile yine gelecek ;)

Bugünlerde Demet

Yazı yazarken giriş cümlelerini bulmakta zorlanıyor – kafası çok dolu sanki… Haksız da değil hani; sürekli plân-proje peşinde beyin fonksiyonları… Evinde yılbaşı havası estirmek için ucuz maliyetli neler yapabileceğini irdeliyorken; Bir yeni yıl çekilişi yapası var blogunda ama ne hediye vereceğini bilmiyor… Sonra… Yeni yeni ürünler tasarlayıp yeni bir isimle duyurmak istiyor… “Artık kendin için üretmeyi durdur” diyor kafasının içindeki ses… Düşünüyor, çok düşünüyor,… “Yetişebilir mi acaba?” diye tartıyor bir yandan da… Bu aralar böyle… Hayatına dair kurallar belirliyor, sınırlar çiziyor,… Kredi kartsız hayatına kısa bir süre kalmasının heyecanını yaşıyor bir yandan… Daimi olarak vermesi gereken o 1 kiloya 1 kilo daha ekliyor ve artık 1+1=2 kilo vermek istiyor :) Hala 34 beden giyse de kendini kilolu hissediyor bu aralar nedense… “Evrenden Torpilim Var” kitabını ikinci kez okumak istiyor fırsatını bulup, onda yeni bir şeyler keşfedeceğine dair büyük bir his var içinde… Bol bol cam şişe topluyor, ne yapacağını bilmeden…

Eller Yukarı, Oylar Aşağı :)

Bugün çalışırken şirketin toplu e-mail adresine düşen bir mesaj beni hem şaşırttı, hem de düşündürdü… “Bu ne ola ki!” diyerek mesajın başlığına tıklamamla karşımda Blog Ödülleri yarışmasına katılan bir blog sahibini bulmam bir oldu. Oy istiyordu anlayacağınız :) “Vallahi, bravo!” dedim içimden; yarışmada derece almak için canla başla çalışıyor. Üşenmemiş, internetten mail adreslerini bile taramış, hiç tanımadığı, bilmediği firmalara teker teker mail atıyor… “İyi de” dedim sonra… Bu şekilde oy toplayarak birinci olsa ne olacak ki?! Bu durumda, o blog bahsi geçen kategorideki en iyilerden biri mi addedilecek? Peki, çok çok iyi yazan, kaliteli paylaşımları olan ama sesini onlar gibi duyuramayan diğer bloglar? Onlar da mı aynı yolla kitlelere mesajlar atmalı, SMS’ ler yollamalı? Oldu olacak, kampanyalar düzenleyelim :) Tıpkı Pis Yedili dizisinin dünkü bölümünde olduğu gibi :)) – İzleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır. Bilmiyorum… Doğru olan yöntem bu mudur? Kafam çok karışık halk oylaması ile yapılan yarışmalarla ilgili… Ben…

Geldi mi Yine Pazartesi!

Şu tatil günleri ne çabuk bitiyor ve ne zaman Pazartesi günü tekrar geliyor, anlamıyorum vallahi… Ne güzel şey saatin alarmına takılmadan doyasıya uyumak ve vücut dinlendiğine ikna olduğunda açılması gözlerinin kendiliğinden… O sabahları tatiller dışında da görür müyüz; orası meçhul ama fazla da bunalıma girmeden en iyisi kendimizi yeni haftaya hazırlamak :) Birkaç gündür yazamıyordum; bir gün uyuyakalıp diğer gün diziye takılınca rutinimi bozdum – bu hafta telâfi ederim aksilik olmazsa *-* Hatta hemen şimdi yeni yazımın taslağını oluşturmaya başlıyorum bile – onun da haberini vereyim :)) Unutmadan… Hepimizin haftası çok güzel geçsin, yüzümüzü gülümsetecek ne varsa bizi bulsun *-*

Mutfak Eşyalarını Farklı Amaçlar İçin Kullansam

Mutfakta kullanılacak nesneleri salonda da kullanabilirim pekâla; kime ne ben uydurduktan sonra :) 1- Dondurma kâsesi yılbaşı süslerini taşısa kış sezonunda… Yaza kadar tembel tembel mutfak rafında takılacağına :)) 2- Peki, bu cam fanusa ne demeli? Limonlukmuş kendisi; tabii bizim eve girene kadar :)) 3- Eşimin annesinin verdiği cam saklama kapları… Gayet de güzel mumluk oldular *-* 4- Sen de şimdilik yıldızım ol şirin damacana :) Sana da elbet farklı bir görev veririm ben bir gün :))

İyi Haftasonları :)

Yeni bir haftasonu tatili daha geldi, çattı :) Henüz ne Cumartesi ne de Pazar gününden tek bir saat bile kullanmamış olmak gibisi yok :)) Mutluluğun dorukları diyelim biz buna *-* Sıcak evim, yeni fikirler, yarım kalan işler, fotoğraf makinem,… Anlaşılan yine çok eğleneceğiz bu haftasonu *-* En iyisi, ben gelene kadar sevimli korkuluğum buralara göz kulak olsun ;)) Herkese iyi tatiller dilerim *-*

Esiyor İçimde Aralık Rüzgârı…

Henüz Kasım ayındayız ama ben ruhen Aralık ayında hissediyorum kendimi… Biliyorum, biraz erken başladı esintiler bu kez :) “Vitrinler de bir süslenemedi, gitti” nidalarında internette bakındığım yılbaşı dekorasyon fikirleri ile avutuyorum kendimi bu aralar… Sonra da hayallere dalıyorum :) Pek severim Aralık ayını zaten; hatta yılın en sevdiğim ayı desem diğer aylar gücenmez bana, değil mi? :) Kim içinde kendi doğumgünü olan ayı favorisi yapmaz ki zaten ;) Hem kış mevsiminde doğum günü çocuğu olmanın havası da bir farklı; tüm yeni yıl süslemeleri sanki benim için yapılıyor gibi her sene :)) Alınacaklar, yapılacaklar… Yine bir sürü şey çıkardım kendime; hepsine yetişebileceğim de yok ya neyse :) Maksat ruhum doysun yeni yılın coşkusuna… Seviyorum ben yeni yılın renklerini, süslemelerini, o havayı solumayı *-* Hediye almaya-vermeye bir vesile çıktığı için bile sevebilirim bu günü :) Hem yeni bir başlangıç, yeni ümitler, yeni dilekler, moral-motivasyon oluyor… Eh, hayatı da zaten böyle “detaylar” yaşanılası…

Nescafe’ nin Hazır Türk Kahvesini Denemiş miydiniz?

Türk kahvesinin benim için yeri çok farklı… Üniversite yıllarında staj yaparken başlar muhabbetimiz… Demiştim ya daha önce; Alsancak – Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki kahve falcıları ile pekişir aşkımız… Ofis ortamında çalışmanın en güzel yanı bu olsa gerek. Hatta her Türk kahvesi içtiğimde “Çalışmanın en çok bu dakikalarını seviyorum” moduna girerim :) Gerçi son bir senedir bu keyfi yapabildiğimi söyleyemeyeceğim ne yazık ki… Sebebi malûm; Türk kahvesi, çalıştığım şirket içerisinde yasaklanan içecekler listesinde. Benim gibi bir kahve tiryakisi için ne acı haber, değil mi? Alışamadım bu duruma tabii… Kriz anında en yakın pastaneden şirkete bir fincan Türk kahvesi siparişi verdiğimi yalanlayamam :)) O da benim kendi yaptığım tazecik mis kokulu, köpüklü kahvelerin yerini tutmadığından pek tercih etmem aslında; bazen o kadar acı olur, bazen de şekerini o kadar fazla kaçırırlar ki; o sinirle gidip onları mutfaktan atıp kendime kahve yapasım gelir :)) Tek çözümün akşam eve gitmek ve yemekten sonra ilk…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme