Benden

Pazar Misafiri

Çalıştığım için misafir ağırlayabildiğim günler kısıtlı oluyor; genelde Cumartesi ya da Pazar. Zaten haftasonuma sıkışan misafir yemeğe de geldiyse ben hobi odasının kapısını ikinci bir emre kadar kapalı tutarım :) Hal böyle olunca, o hafta için bloguma ekleyebileceğim yeni bir projem genelde bulunmaz. Zor günlerim için sakladığım fikirlerim de pek olmaz kıyıda köşede, ne yaptıysam hemen fotoğrafını çeker, paylaşırım mutlaka. O yüzdendir ki çoğu zaman siz gece uyurken ben yazı yayınlarım, sabahı bile bekleyemem yani, o derece :)) Misafir diyordum, değil mi? Geçtiğimiz Pazar günü yemeğe davetli misafirlerimiz vardı, evet. Ben de o haftasonu mutfağı hobi odam ilan ettim; fırınım dikiş makinesi, dolaptaki sebzeler kumaşlarım oldu. Bu kez başladım onları süslemeye :) Görsellik tutkusu bir yerden yapışınca insanın yakasına, hayatının her alanına işliyormuş; onu anladım. Göze hitap eden bir aksesuar tasarımı ya da bir kıyafet, yine göze hitap eden bir tabak yemek ya da hazırlanmış bir yemek masası olabiliyormuş. Mutfakta…

Bir Sürahi Boncuk

İnsanın çevresinde incik-boncukla haşır neşir yakınlarının olması güzel şey. Benim adıma ne kadar iyi olsa da aynı durum onlar için geçerli değil tabii :) Dilimden pek kurtulamazlar da: “Eee, hani bana boncuk getirecektin?”, “Çöpe atılacak olan parçalar varsa atmayın. Sen köşede tut onları, bana ver. Ben mutlaka onları kullanacak yer bulurum :)”, “Çeşit ayrımı yapmıyorum, herşey olabilir; inci, cam boncuk, taşlar,…”, “Kenarı kırık olsa da olur, fark etmez; ben bulurum onlara bir hal çare”,… Söylemlerim böyle uzar, gider… Sonra öyle bir poşet ulaşır ki elime, evdeki bir sürahiyi doldurur :)) Tasarladığım aksesuarlarda inci kullanmayı çok sevdiğimden, arkası düz olan incilere ayrı bir sevinirim; bunları silikonla kumaş, keçe üzerine yapıştırmanın kolaylığı bir yana, sağlamlığı ayrı bir tatmin eder beni. Silikonla ufak tefek parçaları yapıştırmak zorunda kaldığım zaman, birkaç dakika kurumasını bekler, sonra parçaları sabitlediğim yerden tutup çekerim, testi geçerlerse ne ala, yoksa çöpü boylarlar :)) Ben incilerimi okşarken, farklı bir poşetin…

Bugün Yemek Yok

İzmir’ e gittiğim zaman Kemeraltı’ nda dikkatimi çeken mutfak önlükleri üzerlerindeki çarpıcı mesajlarla beni benden aldı ve içlerinden kendimce en esprili bulduğum bir tanesini kaptım; “Bugün Yemek Yok” Normalde yemek yaparken mutfak önlüğü kullanma alışkanlığım yoktur; bu önlüğü sadece yemeğe çağırdığım misafirlere muziplik olsun diye ve tabii öncesinde birkaç komik fotoğrafla sizi güldüreyim diye aldım :))

Mutlu Haftalar, Sendromsuz Pazartesi’ ler :)

Yine Pazartesi geldi… Halbuki iyi tatiller dilediğim yazımı yayınlayalı birkaç saat olmuş gibi… Tatilde zaman ne çabuk geçiyor… Bir sonraki haftasonunu iple çekerken herkese neşe dolu bir hafta ve sendromsuz bir Pazartesi diliyor, Pazar günümden birkaç görsel paylaşarak kaçıyorum :) Haftasonuma ilişkin yazılar fotoğraflarım düzenlendikçe burada olacak.

Ferforjeden

“Benimle gelir misin?” diye sordum. Kabul etti. Dünyalar benim oldu. “Biliyorsun, değil mi?” dedi, “Ben sadece basit bir mumluğum.” “Evet, biliyorum” dedim. “Basit ama zarif bir mumluk. Asil bir duruşun var. Her an canlanıp kabarık eteğinle balonun yıldızı olmaya adaymışsın gibi.” “Nasıl bir mumum olacak peki benim?” diye sordu sonra. “Sürpriz olsun” dedim. Eve gelince hemen yer açtım bu ferforje hatuna. “Şimdi söyle bakalım, ne işe yararsın sen?” “En güzel mumlarını sergiler, evine renk katarım” dedi. “Yanılıyorsun” dedim :) “Evet, bir mumu taşımak pekala asil görevin olabilir. Gayet de amacına uygun şık bir alternatifsin, göz kamaştırıyorsun girdiğin ortamlarda.” “Yalnız düşündüm de, inci kolyem sana çok yakışacak. Bir deneyelim, bakalım…” “Peki, ya küpelerim?” “Öyle bakma yüzüme şaşkın şaşkın :) Etiketine mumluk yazmışlar diye sonsuza dek öyle kalacağını mı düşünmüştün? Zaten insanlar değil mi nesnelere bir anlam yükleyen, sonra o anlam kıstasları içerisinde hayatı kendilerine dar eden? Aman şimdi felsefeye ne gerek…

Cuma Neşesi

Bir haftasonu daha geldi, çattı. En sevdiğim gün bugün. Tatil henüz başlamamış, bir dakikası bile harcanmamış; planlar-programlar, yapılacaklar listesine dahil edilenler,… Yüreğim pır pır; uykuya doyacağım, kes, yap, boz oyunları oynayacağım, evimin huzuru içerisinde geçireceğim mutlu saatlerin habercisi şu dakikalar… Sizin de öyle değil mi? :) Ne diyelim; tadı damağınızda kalacak keyifli bir haftasonu geçirmeniz dileklerimle… Bol bol dinlenin, enerjinizi depolayın. Bilirim, Pazartesi sabahı o enerjiden bir gram kalmaz; ama siz yine de depolayın :)) Deniz kaçamağı yapacakların güneşi, tatilini evde değerlendireceklerin de ilhamı bol olsun ;) Ne yapsam ki diye düşünenler; belki de siz dün gece uyurken tam da burada paylaştığım bir yazıdır sizi ateşlemesi gereken ;) Not: Fotoğrafın hikayesi birkaç saat sonra burada olsun… Aslında akşam yayınlayacaktım ama dayanamadım :))

Annemin Nişan Elbisesi

İzmir’ e gittiğimde annemin nişan elbisesine el koyduğumu söylemiştim :) Eski bir fotoğrafını buldum ve elbisenin modeli size de göstermek istedim. Aslında kendi üzerimde duruşunun da fotoğraflarını eklemeyi çok istedim ama malum, fotoğrafçı yetersizliği :)) Hala kendimi boydan çekebilme gibi bir yetim yok :)) Bir zamanlar var olan tripodum da Canon’ u taşımaya pek yanaşmıyor… O yüzden mecbur, gün ışığı ile eşimi aynı anda yakalamaya çalışıyorum, haha :D Zaten onu bir yakalasam kumaş gül yapımını anlatacağım en tez hallisinden *-* Ne diyorduk… Bu, bol tüllü, çiçekli, kat kat, geniiiş kollu (yarasa kollu desem), kumaş bolluğu olan bir elbise; etinden, sütünden faydalanabilecek türden yani :)) Boyu bana biraz uzun geldi, aslında topuklu ayakkabı ile tam olur diye düşünüyorum, çünkü annemle neredeyse aynı boylardayız *-* Şimdi işte düşüncelerdeyim ben; acaba terziye verip bu elbisenin görünümünde nasıl bir revizyona gitsem diye *-* Fikri olan? Not: Mümkünatını yaratabilirsem eğer, elbise içerisinde kendi fotoğraflarımı da…

Peki, Ben Bu Kadarla Kaldım mı? :)

Aslında sadece o bebek t-shirt’ ü değildi aldığım – zaten siz biliyordunuz, değil mi? :)) Daha birçok minik ıvır zıvır el salladı bana sepetin içinde. “Bizi de al Demet Abla” diye bağırdılar :) Evet, biliyorum, diğerlerinin de farklılaşmaya, kendi özgün karakterlerini bulmaya ihtiyaçları vardı ama hepsini de alamazdım ki :)) Yine birkaç tanesine daha kıyamadım ama *-* Minik bir şapka buldum; – Fiyat: 2 TL / tanesi Sonra, bir tane daha; Sonra, bir tane daha dermişim :p Ve bir bebek donu dikkatimi çekti :) Hemen popo kısmını kurdelelerle süslemeyi hayal ettim ve aldım :)) – Fiyat: 1 TL Son olarak, bir zıbın; adeta süslemem için sanki *-* Fiyat: 2 TL Bu arada, fotoğraf çekimleri için kendime evin içinde yeni bir alan buldum :) Bu çalı çırpının üzerine giysileri asarak fotoğraf çekme işini sevdim. Ya siz?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme