Benden

Cuma Gelmişşş :)

Mesaiye Salı gününden başlayıp arada bir de doktora gidince, işyerinde de yoğunluk sağdan-soldan gelirken bu hafta pek bir çabuk geçti kendi adıma. Hatta bugün Cuma değil gibi geliyor – bünye alışınca beş gün boyunca yerinden kıpırdamamaya garipsedi işte :) Her ne kadar tatil moduna bu kez pek girememiş olsam da – belki de çıkamadığımdan – herkese mutlu ve sağlıklı bir haftasonu dilerim :) ** Fotoğraf, geçen hafta Yıldız Parkı’ ndan…

Hayat Bazen Zor…

Hayat bazen zor… Dişçi koltuğuna oturunca çok net anlıyorsunuz meselâ :) Kendi doktorunuzu aldatıp başka bir doktora yenilettiğiniz ilk ve tek dolgunuz, ilk ısırıkta yer çekimine karşı koyamayınca daha bir vicdan azabı ve korku ile çalıyorsunuz kapısını hatta… Dişiniz farklı yöntemlerle kurtarılmaya çalışılırken, insanın ağzını yaklaşık bir saat boyunca hiç kapatmadan açık tutmaya çalışmasının ne zor birşey olduğunu içiniz parçalanarak bir kez daha idrak ediyorsunuz… Hatta bir duvara çivi çakmadan önce en az iki kez düşüneceğinize dair sözler de veriyorsunuz kendinize; zira dişin içine yerleştirilen iki çivi parçası o koltukta sizi hayatın pek de sevimli olmayan yüzü ile tanıştırıyor beyin duvarlarınızda yankılanan inşaat (!) sesleri beraberinde… Ve aslında gündelik yaşamda ufak şeyleri kafaya takmamak için ayda en az bir kez hastaneye ziyarete gelmenin iyi fikir olduğunu geçiriyorsunuz içinizden :) Ya da o imkân pek mümkün olmasa bile bu satırları yazıp unuttuğunuz zaman hatırlamayı, hatırlatmayı dileyebiliyorsunuz işte böyle ;)

Tatil Kapıda : )

Yavaş yavaş enerjimin yükselmeye başladığını hissediyorum :) Zira, kapıdaki haftasonu tatili, bonus bir günlük tatille birleşiyor ve çabuk geçeceği tartışılmaz bile olsa üç günlük bir tatil beni bekliyor… Umarım beni okuyan her kim varsa orada; bu dinlenme fırsatı size de nasip oluyordur – çalışmayanlar hariç; siz hep tatildesiniz, biliyorum :D Yine bir öğle yemeği molasında koştururken bulduğum; daha doğrusu yarattığım kısa zaman diliminde ses vereyim de tatil kapanışı yapayım dedim ufaktan *-* Özellikle son zamanlarda haftasonları bilgisayar açmaya pek yanaşmadığımdan, e-mailleri – yorumları da tabletle kontrol edebildiğimden, pek ses veremem birkaç gün tahminimce. Yazlık kıyafetleri düzenlemek, biraz tadilat yapmak, kışlıkları kaldırmak gibi planlar yapıyorum bu normalden uzun sürecek tatil için; eğer gözüm o dağ gibi kıyafet yığınından korkmazsa tabii :)) Ve bu Pazar günü eğer ki hava güneşli olur da (hava tahminleri öyle gösteriyor gerçi) başka bir aksilik çıkmazsa hamile bir bayanın eşi ile fotoğraflarını çekeceğim açık havada – benim…

Kes – Dik – Yapıştır «Önizleme»

Yine bir Pazartesi yoğunluğunun göbeğindeyim, öğleden sonra işlere gömülmeden bir ses vereyim dedim. Geçtiğimiz haftasonu hobi odamda geçirecek vakit bulamadım çok fazla; ancak daha önce yaptığım, fotoğraflarını çekemediğim birkaç parça imdadıma yetişti. Şimdilik önizleme ile eşlik etsinler sayfama; fırsatını bulur bulmaz da sırayla boy göstersinler *-*

Yeni Hafta

Oooofff, dayak yemiş gibiyim; her yerim ağrıyor… Pazar günü kahvaltıya davet eden görümce iptal edip haber vermeyi unutunca sabahın 08.00′ inde güne başladım ve biraz uykusuz kaldım :) Ardından lale fotoğrafı çekeceğim diye tırmandığım yokuşlar, çiçeklerin hizasına eğilme çabalarımla birleşince bugün kendimi beden eğitimi öğretmeni tarafından bir gün önce cezalandırılan öğrenci gibi hissediyorum :)) Neyse, amacım sadece “iyi haftalar” dilemekti – güne yağmurlu başladık ama olsun; benim bir sürü çiçek fotoğrafım var, yakında boğarım sizi de çiçeğe *-* Şimdilik dünden bir kare benimle idare ediverin :)) Not: Az kalsın unutuyordum, Android’ e ‘instagram’ ın gelmesinden ben de nasiplendim ve “demetoloji” olarak yerimi aldım – takip etmek isterseniz ;) Gerçi tabletten fotoğraf çekmekten pek haz almıyorum ama anlık paylaşımlar için iyi olacak gibi :))

Hafta Ortası Notları

Günler hızla akıp geçiyor; yine bir haftayı daha yarıladık. Pek yazasım yok bugünlerde, akşamları vaktimin belli bir kısmını dikiş makinesine ayırmayı yeğliyorum. Bıraktığınız yerdeyim diyebilirim; fermuar mevzusunun derinliklerinde stoğa yeni giren kumaşları kesmekle meşgûlüm kısaca :) Taktım mı takıyorum işte böyle… Ve biliyorum; yeni bir şey gözlerimi kamaştırana kadar da bu kara sevda sürüp gidecek, bir gün yerinde yeller esecek, bir gün yine saman alevi gibi kasıp kavuracak ortalığı… Bir dönem ortalığı yastığa boğduğum, bir ara da kutu kutu babetlerin arasında kaybolduğum gibi… Şimdi girdiğim mağazalarda fermuarlı çantalar pek bir gözde benim için; nasıl dikmişler, köşeleri nasıl duruyor, tasarımı nasıl, ne tarz kumaş kullanmışlar gibi bir sürü sorunun beynime üşüştüğü abuk incelemeler peşindeyim :) Sadece onunla kalsam yine iyi; bir de bazen onların diktiklerini beğenmiyorum, kusur buluyorum ya; kendime hayret ediyorum, “Daha düne kadar ayıla bayıla kullandığın cüzdanlara, çantalara nasıl da burun kıvırdın hemen, dünkü çocuk!” diyorum sonra :) Eh,…

Bu Haftasonu {Kısa Kısa}

– Cumartesi sabahı uyanır uyanmaz soluğu Beşiktaş’ taki kumaşçıda aldım; yeni kumaşların merakı ile kıvranmaktaydım lâkin. Maaşı alır almaz da bir ziyaret etmek lâzım gelirdi; bir ay boyunca o kadar çalıştık, didindik, ödüllendirmeliyiz kendimizi böyle ufak şeylerle *-* – Düğün sezonunu açmış bulunduk; her ne kadar pek içimi açmasa da o kulakları sağır eden müzikler, kimi zaman en abuk kıyafetlerle ortalıkta dansöz edasıyla döktürenleri izlemek. “Onlar erdi muradına” diyelim kısaca :) – Fotoğraf makineme hava aldırmaktı Pazar günkü niyetim, ancak Nisan 1 şakası gibi bardaktan boşanırcasına yağan yağmur hayallerimi suya düşürdü acı bir şekilde; kaldım olduğum yerde… Hiç fotoğraf çekemedim haliyle… – Ne zamandır ev temizliği konusunda yardımlarını göremediğim eşimin elektrikli süpürge ile samimi anlarına şahit oldum; biraz benim zorlamamla olsa da önemli olan sonuçtur, değil mi? ;) – Yeni kumaşlara kavuşunca bir heves fermuarlı bir çanta daha diktim en puanlısından; birkaç değişiklik yaparak… O da fena olmadı sanki :)

Fıkra Gibi :))

Bu yazıyı yazarken hâlâ olduğum yerde kıkır kıkır gülüyorum, aklıma geldikçe kendi kendime sırıtıyorum, ofiste kimi gördüysem önünü kesip “Sana anlatmış mıydım?” diyerek olayı neredeyse herkese teker teker anlatıyor ve kahkahalarla gülmeye devam ediyorum :)) Bir gün hatırlamak ve tekrar gülmek için, okuyanı da güldürmek için işte şimdi buraya da yazıyorum *-* Geçtiğimiz gün… Ofisteyim, çalışıyorum. O gün gelemeyen departmandan bir arkadaşımın çalan telefonunu çektim. Türkçe’ si pek düzgün olmayan bir adam var karşımda, bir bilgi istiyor ama konteyner numarasını söyleyemiyor bir türlü. “Konteyner de ne ola ki?” diye düşünen varsa Google görseller üzerinden “konteyner” anahtar sözcüğü ile arama yapıp resmine baksın, sonra geri gelsin :) Konteyner numaraları önce 4 harf, ardından 7 rakam şeklindedir; anlamlı harfler olmadıkları için yan yana gelenler (WLCU, CAIU gibi), telefondakinin az biraz sesi derinlerden gelsin, doğru harfleri sizin yan yana getirip de anahtar sözcüğü bulmanız neredeyse olanaksızdır. Neyse ki, şehirlerle kodlama diye bir kolaylık…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme