Bu ay Burda – Yaratıcı Fikirler dergisinde bu uzun kulaklı köpeklerin şablonunu görünce bir deneyeyim dedim kendi kendime… Önce kanvas tarzı sert bir kumaşla dikmeyi denediğimden istediğim sonucu elde edemeyince şekilsiz ortaya çıkan köpeğimi çöpe atıp, sonra birşeyler dikerim diye aldığım yarımşar metrelik polar kumaşlarım aklıma gelince onlara yöneldim… Zaten malzemelerde de polar ya da svetşört tarzı kumaşlar kullanmamızı söylüyordu. Benim çok bilmişliğim işte :)) Doğru kumaş türünü tercih edince yüzümü güldüren sonuçlar çıktı ortaya neyse ki; biri pembe, diğeri mor iki cici köpek. Keşke daha fazla renk polar olsaydı elimde; eminim bir düzine köpek dikerdim o şevkle :) Tabii, bu cici köpekler bende kalmadı. Geçtiğimiz Cumartesi günü Deren bebeğin doğumgünü vardı, çıtlatmıştım *-* İkisini de hediye ettim bıcırık kıza. Görür görmez üstüne binmeye çalıştı; halini görseniz, çok komikti :)) Eh, haksız da değildi hani – köpeklerin tipleri gayet müsait üstlerine çıkmak için zaten, hehe :D Kanaviçe aşkımın tavan yaptığı…
Ucuz Yırttım Yahu : )
Haftasonunun nasıl geçtiğini anlayamadım. Gerçi her zaman tatil günleri bir çırpıda bitiveriyor da bu haftasonu ne evime ne kendime pek faydam dokunamadı gibi geldi… Cuma akşamını Cumartesi gecesine mutfakta bağladım diyebilirim; Deren bebeğin doğum günü için sipariş verilen havuç topları ve süslemeleri bittiğinde ben de bitmiştim :) Tüm hafta boyunca hediyelik birşeyler yapma telaşım ve neredeyse haftaiçi her gün saat 02.00 sularında uykuya geçebildiğim dikkate alınınca pilimin bitmiş olması gayet normal :)) O yorgunlukla ertesi gün kafamı yataktan kaldıramadım tabii… Öğle sularında gözlerimi açtığımda paketleyeceğim hediyelerin varlığının, üstelik ışığı kaçırmadan her bir hediyenin fotoğrafını çekecek olmanın üzerimdeki baskısıyla resmen yarışmaya katılmış gibiydim. “Acele işe şeytan karışır” derler ya; elimi çabuk tutayım derken bir de ufak bir kaza atlattım ki; verilmiş sadakam varmış :) Tepeden fotoğraf çekeyim diye üzerine çıktığım tabure ayağımın altından kayınca kendimi fotoğraf makinesi ile önce havada, sonra hemen arkamdaki koltuğun üzerinde bulmam bir oldu. Neyse ki yumuşak…
Çarpı işi | Küçük Prenses
Fırsat buldukça çarpı işi yapmaya devam ediyorum. Bu da yeni bitenlerden… Şablonu geçenlerde tuhafiyeden aldığım bebek-çocuk kanaviçe modelleri kitabından seçtim. Öyle güzel şeyler var ki içinde; vaktim olsa hepsini yapıp yapıp dizeceğim, kendimi zar zor frenliyorum :) Bu sevimli prensese de kitabı alır almaz göz koymuştum, gerçi seçim yapmam pek kolay olmadı… Bu arada, öncesinde kitaptan başka şablonlar da kullanarak işlemeler yaptım ama henüz fotoğraflarını çekme fırsatım olmadığı için onları paylaşamadım sizlerle… Sıralamayı bozup bu çalışmayı paylaşmaya öncelik vermemin sebebi de; bu çerçevenin bu haftasonu Deren bebeğin odasına doğru yola çıkacak olması :) Başka ciciler de var yaptığım – yapacağım; inşallah fotoğraflarını çekemeden hediye etmek zorunda kalmam *-*
Bu Hafta;
Fermuar Dikmek Diye Birşey Vardı : )
Koca hafta boyunca ha bugün yazdım, ha yarın yazacağım derken Cuma’ yı getirdim neredeyse… İyi haftalar dileyemeden iyi tatiller dilediğim bir durum söz konusu oldu ama bu seferlik de böyle olsun, kusura bakmazsınız, değil mi? :) Bugünlerde çok fazla şeye ahtapot gibi yetişmeye çalıştığımdan olsa gerek dağıldım sanırım… Ufaktan Etsy dükkanımı aktif hale getirme kararı aldım; malûm stoklarım doldu, taşıyor :) Hangi ürünleri koyayım, nasıl yapayım derken; diğer taraftan fotoğraf blogumla alakalı yapmak istediklerim beni bir köşeye sıkıştırmışken ben hâlâ çarpı işi projelerinden payıma ne düşürebilirim telaşı içerisindeyim *-* Haftaya da Deren bebeğimizin doğumgünü var, el emeği-göz nuru cici kızımıza ne yapabilirim düşünceleri sardı dört bir yanımı :) Doğumgününe sayılı günler kala son birkaç günü iyi değerlendirmem lâzım *-* Hem de doğumgününün fotoğrafçısı olaraktan büyük sorumluluk hissediyorum kendi içimde :) Fermuarlara sarmıştım ya bir dönem; hani sürekli kozmetik çantası görünümünde mini mini birşeyler dikip sıra sıra diziyordum burda *-* Hatta…
Let It Snow – Çarpı işi
Hâlâ Geyik Yapıyorum : )
Çarpı işi geyikleri öyle sevdim ki; durmadan geyik işleyesim var *-* Bu sevimli geyiğin şablonunu da çarpı işinin kraliçesi sevgili Ahu’ dan aldım; onu tanımıyorsanız Lavanta Bahçesi’ ne mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Öyle zevkli ve insanın içini açan seçimleri var; ki belki de sadece bu yüzden el oyalayıcı olmasına rağmen çarpı işine çabuk ısındım :) Ahu işlediği bu geyikleri mum bantlarında kullanmış vakt-i zamanında, çok da güzel olmuş… Ben de Ikea çerçevemin içine koyup yeni yıl süslemelerine uydurdum gitti :) Ayrıca, fazlaca büyük bir şablon olmadığından da elimde uzamadan çabucak bitmesi benden tam puan aldı, geyiğimin sevimliliği ile yüzümü gülümsetmesi de cabası *-*
Geldi Kış Ayları…
Artık Aralık ayı gelmeden içim kıpır kıpır yeni yıl süslemelerine gidiyor elim. Bunda yabancı blogların etkisi de yadsınamaz tabii… Onların o ışıl ışıl fotoğraflarını, süslemelerini gördükçe kendi çapımda birşeyler yapmak için harekete geçerken buluyorum ben de kendimi. Zaten özellikle geçen yıldan beni tanıyanlar son güne kadar her bulduğum zamanı yeni yıl temalı çalışmalara ayırdığımı çok iyi bilir :) Yalnız yap, yap, nereye kadar… Her geçen yıl elimde artan yeni yıl süslemeleri ile ben birkaç seneye kalmaz evde geniş çaplı parti organizasyonları yaparım gibime geliyor – özellikle kırmızı – beyaz uyumu içerisinde :) Bu sene Ikea’ nın şu anten görünümlü ayaklı aparatına sardım… Hem fiyatı ucuz, hem de görünümü o kadar hoşuma gitti; ki önce bir tane, daha sonra dayanamayıp iki tane daha aldım :) Fotoğraflarını çektiğimde neyden bahsettiğimi anlayanlar olacaktır; hatta ben fotoğrafını çekene kadar siz buradan bir bakın :) Eminim Ikea’ da gezinirken rastlayıp da dayanamayıp benim gibi alanlar…