Fotoğraf Aşkına

Ay Ay Bebek Fotoğraf Çekimi

Daha hamile bile değilken bir gün çocuğum olursa, onun her ay aynı konseptte fotoğraflarını çekip en azından bir yaşına kadar olan gelişimini bi kolajla taçlandıracağıma dair ant içmiştim :) Hamile olduğumu öğrendiğim an itibariyle de Pinterest’ in altını üstüne getirip aylık olarak bebeklerinin fotoğraflarını çeken yabancı hesapların sayfalarında gözlerimden kalpler çıkarak dolaştığımı da itiraf edeyim yeri gelmişken :)) Aslında şimdi fark ediyorum da ne kadar çok istekli olsam da bu işe, planlama konusunda biraz yetersiz kalmış, tam da kafamdakini yapamamışım diyorum. Çünkü hamilelik boyunca gerek sürecin ilerleyişi, gerek hazırlıklar, son zamanlarda ağırlaşıp çabuk yorulma durumları derken o kadar detayla boğuşuyorsunuz ki fotoğraf kısmı işin biraz da eğlencesi olduğundan arka planda kalabiliyor. Benim gibi aile ortamında fotoğraf aşığı tek insan sizseniz, üstüne üstlük bir de yardımcınız dahi yoksa işler sandığınızdan daha da zor olabiliyor. Kafadaki konseptler kimi zaman çöp, hayaller neler neler derken, gerçekler size bambaşka şeyler sunabiliyor :)) Benim aylık…

Yılbaşı Kafası

Aslında geçtiğimiz ay bu yazının başlığını atmıştım :) O zaman ortada ne içerik vardı, ne de fotoğraflar… Başlık benim taslaklarımda dururken sevgili Işıkcan Instagram’ da “Hadi yılbaşı heyecanı başlasın” deyince o zaman oyunun adı da neden “Yılbaşı Kafası” olmasın dedim; seve seve kabul etti o da :) Ben yazıyı yazana kadar başlık halka mal oldu ama olsun, çok da iyi oldu :) Mevzuu bahis yılbaşı olunca içim kıpır kıpır olur benim… Beni uzun zamandır tanıyanlar yeni yıl coşkusunu çok erken yaşamaya başladığımı ve durup durup bir şeyler çıkardığımı bilir. Fotoğraf çekmeyi de çok sevince kendisine ödev verilmiş öğrenciler gibi hazırlanır dururum :) Eşim bu aralar bizim evi lunaparka benzetse de ben halimden oldukça memnunum. Gerçi her ne kadar sağda solda yanıp sönen ışıklara, aldığım onca ufak tefek aksesuara ara sıra laf etse de onun da bu durumdan hoşnut olduğunu düşünüyorum ya da düşünmek istiyorum :) Küçükken de böyleydim ben gerçi…

Yeni Yıl Geliyoooorr : )

Yeni yıl süslemelerine iki ay önceden başladım, evet – benden beklendiği üzere :) Zaten son dakika süslemeye başlayınca tadı çıkmıyor, önceden yapmak lazım bu süsleme işlerini; ki hem doyasıya oynayalım hem de fotoğraf çekebilelim ^_^ Yalnız her geçen sene süsleme olayının kapsamını genişletiyorum; ilerleyen yıllarda halim ne olacak diye de düşünmeden edemiyorum bu yüzden :) Kumaşla kapladığım eski mini ütü masamın renkleri yeni yıl konseptine uyunca salonda bir köşeye koydum onu, üzerini incik-cıncık süslerle doldurmaya başladım. Eski yıllardan kalan süsler, yeni almaya başladıklarım, kullanım amacını değiştirip farklı bir amaca hizmet etmeye başlayanlar derken ortam şenlenmeye başladı bile :) Şu kardan adam iki yıl kadar önce bir arkadaşın hediye kutusunun süsüydü mesela.. Silikonla yapıştırmışlar. Pazar akşamı dolanıp dururken evde bir bakayım dedim şu valizin içinde ne var; karşıma çıkınca bu kutu, kardan adam da sevimli sevimli bakınca ordan bana, söktüm onu kutunun üstünden, baktım altı da delikti hafiften, gittim Ikea’ nın…

Yine Bir Çamaşır Makinesi Vakası : )

Yine bir gece yarısı makineye çamaşır atmışım.. Ben beklerim o bitsin diye, o ise inatla bir daha, bir daha döndürür durur çamaşırları içinde… Uykum geldikçe hiddetlenir makine sanki :) Bunu kaç kez yaşadım, daha kaç kez yaşayacağım bilemem ama çamaşır makinesi havalara girmesin diye bari bloğuma bir şeyler karalayayım dedim ^_^ “Sen keyfine bak canım! Benim başka işlerim var zaten. Yoksa uyumayacağım ben yani. Sanma ki seni bekliyorum şu an, sesini bile duymuyorum ki!” İnandırıcı olmuş mudur? :)) Şimdi maç özeti – ya da maç haberi mi desem, hiç anlamam – izleyen eşime desem ki, ben uyusam da sen çamaşırları assan diye; yapar yapmasına da, TV karşısında uyuyakalmazsa tabii :)) Bizim evde önce ben uyursam çok yüksek olasılık televizyon izlerken uyuyakalan ve yine o koltuğun canına okuyan koca kişisi iş başında demektir :)) Uyur da kalırsa zaten, onu ordan kaldırıp yatağa götürmek kadar zor bir iş bilmem ben; bir de…

Şapşik Baykuşlar : )

Ortaokul – lise yıllarında resime ilgim vardı aslında. Özellikle uzun bacaklı kızlar çizip onlara kıyafetler tasarlamayı çok severdim :) Hatta bir gün resim öğretmenim bir yarışmaya katılmamı istemişti de şartlar beni fazlasıyla gerdiği için korkup kaçmıştım – yalan yok :)) Yanlış hatırlamıyorsam 3 saat gibi bir süre içerisinde jürinin önünde bir konu dahilinde resim çizmem gerekiyordu ve konuyu da o dakika öğrenecektim; yani önceden hayal kurup, az biraz kafamda ne çizeceğime karar verip de yarışmaya girmek yoktu kurallar arasında. O dakika ne geliyorsa aklına, ne geliyorsa içinden çizecektin, boyayacaktın… Ben sevmem öyle zaman kısıtlamaları dahilinde sanatsal aktivitelerde bulunmayı zaten. O dakika resim çizeceğim varsa gözüm saate takılır, panikten hiçbir şey yapamam. Kompozisyon yazmak mesela; bunun sınavına girmeyi asla anlayamıyordum. Hele ki edebiyat en çok ilgi duyduğum alanlardan biri iken kompozisyon sınavları acayip sinirimi bozuyordu. Çünkü ben zamana takılmadan yazmayı severim.. Özellikle geceleri gelir ilham perilerim.. Şimdi de böyle, çocukken de…

Mutlu Geçsin Haftanız : )

Tam başlığı attım, yazmaya başlayacağım – eşim belirdi arkamda; “Kime yazıyorsun?” dedi, şöyle bir baktım yüzüne bu soru karşısında, sanki blog yazdığımdan bi’ habermiş gibi… Bir de beni okuduğunu söylüyor :) Hatta dediğine göre arada gelip farklı bir isimle bayanmış gibi bana yorum da bırakıyormuş ama anlayamamışım, söylemeyecekmiş de kim olduğunu.. Hoş, inanasım gelmedi kendisine şahsen; şaka yapmayı çok sever, bloğumun müdavimi olduğunu da hiç sanmıyorum, ne yalan söyleyeyim :)) Neyse.. Bak ne yazacaktım, neler yazdırdı bana… Bir Pazar kahvesi ile mutlu haftalar dileyeyim dedim herkese.. İçemedim gerçi; adı Pazar kahvesi – soğuttum kahveyi fotoğrafını çekerken – her zamanki gibi. Ben aynı karenin defalarca fotoğrafını çekmekten, sağından – solundan, altından – üstünden elimde kamera dolanmaktan vazgeçemedim daha. Bazen nasıl oluyorsa tek bir kare çekiyorum, içime siniyor.. Bazen onlarca çekiyorum, gidip ilk çektiğimi beğeniyorum.. Bazen hiçbir çektiğimi beğenmiyorum gerçi! Bir de milimetrik oynamalarla hangisinin daha iyi – daha net – göze…

Mumlukların Gücü Adına : )

Hani dönem dönem bir şeylere taktığımdan bahsetmiştim ya bir önceki yazımda, işte son zamanlarda taktığım şeylerden biri de geceleri mum – mumluk fotoğrafları çekmek :) Her ne kadar gün ışığında fotoğraf çekmeyi sıklıkla tercih etsem de bu aralar loş ışıkta fotoğraf çekmek de keyif vermeye başladı. Bunda Ikea’ dan aldığım şu lambaların da etkisi olduğu muhakkak tabii ^_^ Bir de fotoğraf makinemin ISO ayarı sağolsun :)) Şimdilerde heyecanla mağaza vitrinlerinin yeni yıl konsepti ile süslenmesini bekliyorum ben aslında :) Her sene eve yeni yılı erkenden getirdiğimi bilmeyen yok artık zaten ^_^ Gidip yeni ürünleri daha mağaza görevlileri raflara yerleştirirken kurcalamam lazım benim ve her sene sonuna doğru da yeni yıl heyecanından payıma düşen şeyler olmalı – evet, bunu uzun zamandır alışkanlık haline getirdim ve bu zamanlarda doğum günümü de bahane edip kendi kendime aldığım hediyelerde limitleri fazlasıyla aştığım çok doğru :)) Tabii, genelde hep ıvır zıvır şeyler alıp, eşimin “Ne…

Haziran Biterken…

Haziran biterken bu ay çektiğim fotoğrafların bir kısmından kolaj hazırlayayım dedim; zira bu ay hem Canon’ umla hem de cep telefonumla bol bol fotoğraf çekip durdum :) Sanırım Temmuz itibariyle şimdiki gibi vaktim olmayacağından olsa gerek; gün ışığını bulduğum her dakika mümkün mertebe birşeylerin fotoğrafını çekerek geçirdim. Gerçi hal böyle olunca, ıvır zıvırlara düşkünlüğüm de tavan yapıp beni Ikea, English Home gibi mağazalara alışverişe sürüklese de pişman değilim – yine olsa yine yaparım :)) Temmuz ayını İzmir’ de karşılayacağım, iş sebebiyle 3 günlük bir şehir değişiminin hayatıma güzellikler getirmesini dileyerek bir gün önceden de olsa ben Haziran’ ı uğurlayayım diyorum ^_^ Yarın itibariyle çanta hazırlığıydı filan derken, ben Temmuz moduna girerim zaten :) Bu arada, dikkat ettim de; bu ay bloğumu o kadar çok ihmal etmemişim – kendimi tebrik ediyor, sürekliliğinin olmasını temenni ediyorum :)) Şimdi sizi bu ay çektiğim fotoğraflardan oluşan kolaj çalışması ile başbaşa bırakayım; çoğu Instagram hesabımda…

Ramazan Gelmişse…

Ramazan ayına girmemizin bloğum için de yeri çok ayrı, biliyor muydunuz siz? :) 2009 yılında Ramazan’ ın ilk günü başlamıştım blog yazmaya ben; +++ Uzuuun zaman sonra blog sayfamı oluşturup ilk yazımı yazmaya başladığım için kendimi tebrik etmek istiyorum öncelikle… Umarım Ramazan’ın ilk günü, attığım bu adım için de hayırlara vesile olur :) +++ diye başlamışım yazmaya… Nasıl içten dilediysem, o gün bugündür bloğum hep hayatımın bir köşesinde. Aramıza zaman zaman mesafeler girse de, her zaman yazmaya fırsat bulamasam da, bazen canım istemese de, hele ki son bir yıldır burayı pek de güncel tutamasam da blogsuz bir hayat düşünemiyorum ben artık :) Son beş yıl içerisinde öyle çok şey öğrendim ki ben burda, öyle güzel insanlar tanıdım ki; şu bilgisayar başında harcadığım vaktin karşılığını fazla fazla aldım :) İlk yıllarda Blogger’ da yazardım, sonra şu blog yasaklarının olduğu dönemde radikal bir kararla kendi alan adıma taşındım. Pek bir sancılı dönemdi.…

Fotoğraflar, Fotoğraflar : )

Instagram’ a fotoğraf eklemek iyi, hoş – oldukça hızlı, kullanımı pratik de fotoğraf kalitesini çok düşürüyor yahu :/ Ben ağırlıklı olarak arka fonu beyaz kullandığımdan bir de, beyaz renk bir bakıyorum IG’ ye yükledikten sonra, krem olmuş, gri olmuş kimi zaman… Kaç kez yüklediğim fotoğrafı silip tekrar tekrar ışık ayarlarına baktığım oldu ama yok, fotoğraf Instagram’ da işlendikten sonra bu şekilde renk kayıpları oluyor maalesef. Hele benim gibi aynı fotoğrafın dizüstü bilgisayarda, masaüstü bilgisayarda, telefonda, tablette nasıl gözüktüğünü açıp kontrol eden ve aradaki farkları kıyaslayan bir “manyak” varsa, bazen Instagram kabus olabiliyor haliyle :)) Neyse, hal böyleyken ben de ses veremediğim dönemlerde çektiğim, elimde biriken fotoğraflarımı bloğuma da taşıyayım da fotoğraflar orijinal halleriyle sayfamda boy göstersin :) * * * Bu yeşilin her tonunu çok seviyorum. Mint yeşili, su yeşili, nane yeşili diye geçiyor sanırsam. Almayacağım bir şeyi sadece bu renk tonlarında olduğu için satın alabilirim – örnek oje :)…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme