Kasım 2010

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Kasım 2010

Hobim Benim İşim, Benim Hayatım, Herşeyim…

Dışarıda insanı uçuran bir hava… Hem mini hem de bol etekler giyilmesi tavsiye edilmez, yoksa yelkenler fora olursunuz; benden söylemesi :) İstanbul’da havalar böyle…Bende havalar fırtınalı değil neyse ki… Aralık ayı dergileri çıkmaya başlamış; bugün Burda ile Evim dergisinden kaptım birer tane; klasiklerim =)Ay sonunu bir maaşım yatacak diye bir de bu dergiler yüzünden çok seviyorum sanırım :)) Gerçi dergileri de birkaç saat içinde silip süpürüyorum (tıpkı birkaç gün içinde biten maaşım gibi); sonra “Başka yok mu?” diyorum =)) Bu, dergiler için de maaşım için de geçerli olabilir tabii =))Tahmin ettiğiniz üzere, bu ayın dergileri yılbaşı temasını işliyor… Aklımda onlarca fikir yokmuş gibi gördüğüm resimlerden evimdeki objeleri çağrıştırıp hayal dünyamda yeni yeni tasarımlar yapıyorum :)) Kırılan abajur gözüme takı askısı olarak gözükmeye başlıyor. Geyikli yastıklar dikiyorum… Yılbaşı maskesi yapıyorum payetli, ışıl ışıl… Sonra onları unutmamak için yanımda taşıdığım küçük pembe defterime notlar alıyorum… Ama nafile… Bendeki fikirler öyle üst üste…

Yeni Hobisel Projeler

Geçen akşam tuhafiyenin önünden geçerken üç adet kasnak almış bulunmaktayım. Uzun zamandır istiyordum almayı; annem görse yine “Bir bu eksikti” derdi :)) Henüz üç kasnak da içi boş bir şekilde bana bakıyor olsa da, yakında çok farklı hallere bürünecekler :)Bir diğeri de güvercinlerim; onların ne yönde kullanılacağını söylemiyorum ama şimdi; birkaç gün sonra ikisi de burada boy gösterecekler çünkü :)

Kitaplığım :)

Hani geçen size demiştim ya mim cevaplarken; ben neden bu zamana kadar size kitaplığımı göstermedim diye…İşte şimdi tam sırası :)Kitaplığımı Ikea’dan almıştım. İlk görüşte aşk :))Yalnız benim biraz ıvır zıvırım fazla, malum hobi odamdan bu konuda azbuçuk bir fikre sahipsinizdir :))Fotoğraf manyağı olduğumu söylememe gerek yok sanırım :) Kitaptan çok çerçeve var gibi :p Ve tabii fotoğraflarını bekleyen boş çerçeveler :)) Fotoğraf çekmeyi ve çekilmeyi sevdiğimi bilen kim varsa bana çerçeve hediye ediyor, ne yapayım :)) Tamam, birazını da ben aldım :DGördüğünüz gibi, bol kitap, dergi, fotoğraf çerçevesi, biblo dolu bir kitaplık benimki… Yılların birikimi diyebilirim. Reşat Nuri’nin Çalıkuşu romanından tutun da İpek Ongun’un gençlik romanlarına, ardından sardığım kişisel gelişim kitaplarına, her türlü ev dekorasyon, dikiş, takı tasarımı dergisi ile de son noktayı koyup abartılı derecede fazla çerçeve ve minyatürle “göz yorduğum” bir yer burası :)))İleride düzenleyici kutulardan alıp renk renk, farklı bir görünüme kavuşturmayı planlıyorum. Bu projemi ne zaman…

Kahverengi Aşkımız

Dün şirkette Kütahya Porselen’in bir dergisini incelerken tam da benim gibi Türk Kahvesi’nin koyu müdavimi için yayınlanan bu yazıyı sizinle paylaşmadan edemedim. Hatırlarsanız, Türk Kahvesi’ne olan aşkımı bu satırlarda dile getirmiştim :)Derginin kahveyi anlatan bu sayfasının fotokopisini neden çektiğimi anlayamayan iş arkadaşlarım da sanırım biraz “kafadan” olduğumu düşündüler ama zamanla anlarlar onlar da :))Önce çok doğru bulduğum bu nota bir göz atın lütfen; Ben neredeyse günde üç öğün kahve içme kapasitesine sahibim, daha önce söylemişimdir. O nedenle Türk Kahvesi evime çok sık aldığım bir lezzet. Öyle ki, değişik yerlerden kahveler alıp mutfakta eşsiz bir deney yapar gibi en iyi Türk Kahvesi aromasını yakalamaya çalışmışlığım da vardır :)) Ben acı kahve sevmem, o nedenle çok kavrulmuş kahve almıyorum. Mesela, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin kahvesini içemiyorum; sadece Eminönü’nde kokusu cezbediyor beni, gerisi hayal kırıklığı…İzmir’deyken Tuğba Kuruyemiş kahve konusunda favorimdi. Gerçi İstanbul’a da şube açmışlar ama gidebime fırsatım olmuyor. Zaman zaman İzmir’den gelen misafirlere…

2010′ dan Ne Umduk, Ne Bulduk?

Bu senenin başında bir yazı yazmıştım, 2010 Yapılacaklar Listesi başlığı altında.Merak ettim; bakalım sene biterken sözlerime ne kadar sadık kalmışım :) Geçen sene demişim ki:*****************************************************************2010 yili yapilacaklar listemde ilk sirayi EV-LEN-MEK aliyor sanirim , hehe :DMalum iki elin parmagini gecmeyecek kadar gun sayisi kalinca liste basina oturuyor ister istemez :)*****************************************************************DeğerlendirmeEvlendim mi? Evet, evlendim :) – 10 puan.Geçen sene demişim ki:*****************************************************************Saka bir yana ; bu sene icerisinde firsatim olur mu bilmiyorum ama hayatim maddi / manevi biraz rayina girsin , kendimi gelistirmek icin birkac kursa gitmek istiyorum ;Bunlardan biri , photoshop / web tasarimi gibi egitimler iceren bir kurs ; digeri de e-ticaret uzerine dis ticaret alaninda sertifika alabilmeme imkan taniyacak bir altyapi …*****************************************************************DeğerlendirmeE-ticaret kursuna gitmekteyim :) Bunu gerçekleştirebildiğim için kendimi ayakta alkışlıyorum :)) Sene bitmeden de sertifikamı alıyorum… Photoshop/web tasarımı üzerine bir kursa gidemedim ne yazık ki ama özellikle photoshop ile ilgili kendimi geçen seneye göre baya geliştirdim. Siz de…

En Sevdiğim Gün :)

Cuma geldi sonunda… Ne zor bir haftaydı öyle yaa… Günlerce yatıp yuvarlandıktan sonra sabahın köründe kalkmak ne kadar zor geldi, bilemezsiniz; ki yorgunluktan bugün dönüşte serviste uyuyakalmışım :)Dün de gözlerimi açamadığım için size seslenemedim ne var ne yok diye… Tüm gün aklım buralardaydı ama… Ve itiraf ediyorum; arada telefonumdan bloguma girip yoklama da aldım :DNeyse ki atlattık bu haftayı… Bir daha da ne zaman böyle uzun tatil görürüz, bilmem :) Benim gibi işe yeni başlamış olanlar da bir sene boyunca tatil özlemiyle yanar tutuşur :)) Gerçi yeni diyorum ama ay sonunda bir buçuk ayımı dolduruyorum, nazar değmesin :)Kursta da eğitimi yarıladık; beş haftam kaldı. Kısmet olursa sene sonunda sertifikamı alacağım… Bunun yanında, aklımda yeni fikirler var tasarımlarım adına… İlerleyen yazılarımda paylaşıyor olacağım ;) Ne derler; keep in touch :DArada kontrol ediyorum bir de; arama motorunda tarot falı sonucunu merakla arayan arkadaşlarım oluyor sanırım :) Uzun bir ara verdim kart açmaya,…

En Güzel Öğretmenler Günü Hediyesi :)

Bugün öğretmenler günü ya, hadi size günün temasına uygun bir hikaye anlatayım :) Yalnız atlamadan; tüm blogger öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler günü kutlu olsun. Ben biliyorum, orda birsürü öğretmen arkadaşım var benim :)) İlkokul birinci sınıftayım. Hayatımın ilk anlam kazanan öğretmenler günü… Öğretmenime en güzel hediyeyi ben vermek istiyorum; çünkü o zamanlar bir de çocuklar arasında tatlı bir rekabet; “Benim aldığım çiçek daha büyük, hediyem daha güzel…” gibilerinden… Tabii ben de ezik kalmak istemiyorum, tabir-i caizse. En güzeli benim hediyem olmalı :))) Annemden maddi destek istiyorum; ııhhh, birşey çıkmıyor… Kendi başıma kalıyorum. Defterimden bir yaprak koparıp başlıyorum öğretmenime mektup yazmaya. Ne yazdığımı dahi hatırlamıyorum şu an ama kuru boya kalemlerle filan da bir güzel boyuyorum, süslüyorum… Derken o kağıdı o şekilde öğretmenime veremeyeceğimi düşünüp kendimce hediye kutusu arayışına giriyorum evin içinde ve bir altın bilezik kutusunun içine sanki çok kıymetli bir hediye almışım gibi kağıdımı özenle katlayıp yerleştiriyorum; kutunun içinde elyaf…

Garipler Diyarından… Eğlenme Garantili Mim :)

Son mim diyorum ve mim dükkanını bununla beraber kapatıyorum dostlar :) Bilmem, sıkıldınız mı benim mimlerimi okumaktan…Sevgili Rusyena tarafından mimlenmişim bu kez; konumuz garipliklerimiz. Biraz düşündürücü bir konu aslında… Hmmm…Bayan pimpiriğim ben; kapıyı kilitlediğim halde kilitlemediğimi, ütünün fişini çektiğim halde çekmediğimi düşünür, felaket senaryoları yazarım. Bu gariplik değil, herkeste var demeyin; bendeki bildiğiniz gibi değil :)) Kapıyı kilitlediğimden emin olduğum halde bazen üç kez kapalı kapıyı iterim, açılır mı acep diye :D Çevremde bunu gören herkes benim manyak olduğumu düşünür, hatta sanırım şu an siz bile… :)))Bunu daha önce dile getirdiğimi hatırlıyorum, ama konuya uygun düştüğü için tekrar yazmakta fayda var: Yolda yürürken ya da otobüste, dolmuşta saçlarıma bilinçli veya bilinçsiz dokunulmasından nefret ederim, acayip huylanırım ve hep bitlenmiş olabilir miyim diye endişe yaşarım :DBaşka ne garip alışkanlıklarım var benim… Aslında eminim, sohbet esnasında filan aklıma gelir tüm saçmalıklarım, garip davranışlarım ama şimdi kompozisyon sınavında gibi yaz deyince tıkandım hocam…

Her İnsan Kendi Kutup Yıldızını Bulmak İçin Yaşar

Bir mimdir, iki mimdir, gidiyoruz bakalım :)Sıra sevgili Filiz’in miminde…Açıkçası bu mimi pek bir beğendim; ne yalan söyleyeyim, kimse beni mimlemeseydi eğer, kitaplığının karşısına geç ve bir kitap seç, 55. sayfasını aç ve bizimle paylaş diye; ben kendi kendimi mimleyecektim :))Ammaa… Baştan şunu da itiraf edeyim, ben kitap seçerken parmaklarımı kişisel gelişim konulu kitaplarda gezdirdim :))) Hişşşt, çaktırmayın :DSebebi de şu ki; bir romanın 55. sayfasına denk gelsem, ortasından bir kesit sunmam beni pek tatmin etmeyecekti. Ben bu kez size tüm romanı anlatmaya çalışacaktım burada, olmayacaktı o da :)))Seçtiğim kitabın adı: Kendi Kutup Yıldızını Bul – 2İçinde insanı motive edici, hayata bağlayıcı kısa kısa hikayeler yer alıyor. Arka kapağında da çok hoşuma giden bir söz:”Her İnsan Kendi Kutup Yıldızını Bulmak İçin Yaşar”Ve tam da istediğim gibi 55. sayfada kısa bir hikayeye denk geldim :)~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~Fareler üzerinde yapılan bir deneyde, bir fare derin bir kabın içine yerleştirildi. Üstü açık boru şeklindeki kabın…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme