Genel

Hala Yaşıyorum :)

İnanamıyorum, en son geçtiğimiz yıl yine bu zamanlar yazmışım. Hani çok sık yazamıyorum derken bu kadar uzun bir ara olacağını hiç tahmin etmemiştim. Ucunu bırakınca kaçtı gerçekten. Burada iki elini havaya kaldırmış çaresiz suratıyla size bakan Instagram emojisini hayal edin lütfen :)) İşte ben de şimdi arayı kapatmaya geldim :) Gerçekten geldim mi :)) Ama öyle beylik laflar etmeyeceğim bu sefer “Daha sık yazacağım” filan diye. O zaman strese giriyorum, bir de yazamadığımda vicdan yapıyorum, kendimi sorumlu hissediyorum size karşı. Gerçi hala orada beni okuyan var mı, onu da bilmiyorum :) Sahi yaa, sesimi duyan var mı? :)) Bloglovin kapandığından beri ben takip ettiğim blogların çoğunun izini kaybettim. İsmi aklımda kalan, ciddi gönül bağı kurduğum üç – beş blog sayfasını da arada URL girip kontrol ediyorum yeni yazı yayınlanmış mı diye. Çoğunlukla hayallerim suya düşüyor ama nadiren de olsa bir tane bile güncel bir paylaşım görürsem mutluluktan havalara uçuyorum, yalan…

32. Yaşa İthafen : )

Ben ortaokulu bitirip liseye başladığım yıllarda annem 30’ lu yaşlarının ortalarındaydı. Oldukça erken evlilik yapan annem, babamı kaybettiğinde tek başına bize kol kanat olurken o kadar büyüktü ki gözümde; hem yaşça hem de yaptıklarıyla… Şimdi ben de hemen hemen annemin o dönemki yaşlarındayım, hatta bugün 32’ ye “Merhaba” dedim, demesine de o yıllarda gözüme çoook büyük gözüken 30’ lu yıllar aslında o kadar da büyük değilmiş diye düşünüyorum şimdi… Annem çikolata yediğinde büyükler sanki öyle şeyler yemezmiş gibi düşüncelere kapılırken vakt-i zamanında ben, şimdi hala hiç utanmadan sürpriz yumurtalı çikolata alabiliyorum mesela :)) Demek ki neymiş; birşeyi anlamak için ona uzaktan bakmak ve hakkında ahkâm kesmek pek de yerinde bir davranış değilmiş, içinde olmak lazımmış o şeyin. “Şöyledir” ler, “böyledir” ler havada kalırmış böyle durumlarda… Hayat çok tuhaf… Zaman çok hızlı akıp geçiyor… Yapamadıklarım için pişmanlık duymaktansa her istediğim şeyi yapmak için zamanımı değerlendirmeliyim – değerlendiriyorum: Benim hayat felsefem tamamen…

Ben Geldim Blog!

Bloğuma geçmiş bir yazıyı okumaya gelmiştim de son yazımın tarihi gözüme çarpınca “Neredeyse bir ay olmuş, pesss!” dedirtti bana. Hemen arayı daha fazla açmamak için, uykuya teslim etmeden kendimi yeni bir yazı gireyim dedim. Bir yandan “Darıldın mı cicim bana, hiç bakmıyorsun bu yana…” diye mırıldanırken bu kadar uzun verdiğim arayı nasıl kapatacağımın endişesi sarmışken beni, öyle özürlerle filan hiç kafa şişirmeden “Nerden başlarsan başla anlatmaya” dedim… Çünkü nasıl cümle kuracağını da bilmiyorsun o zaman. Ben hep bunu şuna benzetiyorum; uzunca bir süre görüşmediğin bir arkadaşınla karşılaştığında ne konuşacağını bilememek, nerden başlayacağını kestirememek, ne anlatacağının derdine düşmek gibi… İşte o arkadaşın senin içini biliyorsa zaten, nerden başladığının da pek önemi yok. Virgülü koyduğun yerden başla ya da cümlelerin arasında hiç bağlantı olmasın, anlat sen, bir yerden sonra yine başlarsınız aynı telden çalmaya… Ne de olsa birbirinizin dilini biliyorsunuz. O yüzden bundan sonra yine böyle aralar olursa burda – ki olacak,…

Cath Kidston Desenli Çerçeve

Geçenlerde Cath Kidston sitesindeki duvar kağıtları dikkatimi çekmişti… Dikiş kitabını alınca herbirşeyini araştırır oldum zaten :) Floral desenli bu duvar kağıtları o kadar hoşuma gitti ki; tabletime, bilgisayarıma arka plan yapmak yetmedi, gidip özalitçide kalın bir kağıda desenleri bastırıp yeni yıldan kalma çerçevemin içine kondurdum. Oldukça basit, maliyeti düşük bir çalışmayla evime farklı bir hava geldi… Üstelik çok da içime sindi, çerçeve bu haliyle beni uzun süre götürür sanıyorum :) Şimdi kalan diğer desenli kağıtlardan ne yapsam fikri dönüp dolanıyor zihnimde… Bakalım, ne olacaklar… Başlarına bir iş gelmeden hale yola koysaydım :)

İyi Haftasonları…

Cuma akşamları yazmaya pek alışık değilim… Haftasonu habercisi olduğundan sanırım; yorgun vücutların bilgisayar başında vakit geçirmek istemeyeceğini düşündüğümden (buna zaman zaman ben de dahil olabilirim) pek ses veresim gelmez… Bugün bir farklılık olsun istedim :) Birkaç fotoğrafı düzenlemek için hazır bilgisayarı açmışken hem ufaktan bir ses vereyim, hem de bu öğlen şirketin yakınlarında bulduğum birkaç çiçekle size “İyi haftasonları” dileyeyim dedim :)

Zeliha’ dan Hediyem Var – dı : )

Çok geç kaldım bu teşekkür yazısını yazmaya… Benim ciciler yolladığım sevgili arkadaşım Filiz’ in kızı Zeliha’ cık büyümüş de bana hediyeler göndermiş :)) Öyle mutlu etti ki beni… Bebek şekerinden yollamış bana, bir de pembiş bir şal… Anne – kız çok ince, çok düşünceliler vallahi :) Mini bebek arabası kitaplığımda yerini çoktan aldı; şalı da çok severek kullanacağım muhakkak, zira benim gibi renklerle barışık biri için bundan güzel bir tercih olamazdı :)

Ben de Varım :)

Aslında oy sistemi ile yapılan yarışmalara katılmayı pek tercih etmem; sesimi geniş çevrelere duyurma zorunluluğu ve o baskının üzerimde yarattığı gerginlik belki de beni olumsuz düşünmeye iten… Milli piyango bileti almak gibi bir şey aslında bu durum benim için. Kaç insanın arasından büyük ikramiyenin bana çıkacağına inanmazken senede bir kez (o da genelde yılbaşında olur) gidip bilet almak, çıkmadığı zaman “Zaten biliyordum” ayakları yaparak boşuna harcadığım paraya yanmak, bazen de çıkan amorti ile avutmak kendimi… Anladığınız; yine benzer hâllerdeyim – “Şans bu, kimi bulacağı belli olmaz; ben yine biletimi alayım da, ya çıkarsa?!” frekânsından yayındayım :) Evet, her sene düzenlenen Blog Ödülleri’ nden bahsediyorum, bildiniz *-* Kişisel kategorilerden yerimi ayırttım kendime, tam da 5. sayfada göz kırpıyorum ziyaretçilere :) Demem o ki; olur da bir beş dakika vakit ayırabilir ve beni orada desteklemek / bana oy vermek isterseniz buradan bir tık lütfen :) Not: Oy vermek için sisteme üyelik gerekmekte…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme