Mart 2012

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Mart 2012

Mart 2012 Hobi Dosyası

Mart ayına ait “Ben Yaptım” kategorisine yollayabileceğim yeni bir yazım olmadığına göre bu ayın hobi dosyasını da toparlayalım ufak ufak… Bu ay keçelerle başlayan yolculuğum şekilli delgeç aşkı ile farklı bir alana kaymış olsa da dikiş makinesinin cazibesine kapılıp bol fermuarlı çalışmalarla renklenmiş. Şöyle bakınca genel resime; “Aman canım, zaten fazla da birşey yokmuş” diye içimden geçirmedim de değil hani. “Koca ay boyunca bunları mı yaptın; bir de utanmadan insan içine çıkarıyorsun?!” diye ayıpladım kendimi :D Sonra tam zamanlı bir işte çalıştığımı hatırlayınca sözlerimi geri aldım :) Zaten aylık değil de haftasonlarımın dosyaları oluyor bunlar genelde… Hem her ay da izin kullanamıyor ki insan; senelik 14 gün hakkımız var topu topu, Cuma günü alınan izinlerin 2 gün olarak değerlendirildiği de dikkate alınırsa… Ohooo… Daha bunun İzmir’ lik yaz tatili, İstanbul’ a gelecek annesi, Samsun’ da gidilecek düğünü var; idareli olmak lâzım :) Not: Nisan ayında +1 gün tatilin hayali ile…

Fıkra Gibi :))

Bu yazıyı yazarken hâlâ olduğum yerde kıkır kıkır gülüyorum, aklıma geldikçe kendi kendime sırıtıyorum, ofiste kimi gördüysem önünü kesip “Sana anlatmış mıydım?” diyerek olayı neredeyse herkese teker teker anlatıyor ve kahkahalarla gülmeye devam ediyorum :)) Bir gün hatırlamak ve tekrar gülmek için, okuyanı da güldürmek için işte şimdi buraya da yazıyorum *-* Geçtiğimiz gün… Ofisteyim, çalışıyorum. O gün gelemeyen departmandan bir arkadaşımın çalan telefonunu çektim. Türkçe’ si pek düzgün olmayan bir adam var karşımda, bir bilgi istiyor ama konteyner numarasını söyleyemiyor bir türlü. “Konteyner de ne ola ki?” diye düşünen varsa Google görseller üzerinden “konteyner” anahtar sözcüğü ile arama yapıp resmine baksın, sonra geri gelsin :) Konteyner numaraları önce 4 harf, ardından 7 rakam şeklindedir; anlamlı harfler olmadıkları için yan yana gelenler (WLCU, CAIU gibi), telefondakinin az biraz sesi derinlerden gelsin, doğru harfleri sizin yan yana getirip de anahtar sözcüğü bulmanız neredeyse olanaksızdır. Neyse ki, şehirlerle kodlama diye bir kolaylık…

Bahar Dallarım Var : )

Baharın gelişi ile çiçek açan ağaçlar gözümden kaçmadı elbet… Geçen yıl bu zamanlarda fotoğraf makinemi aldığımdan, aldığım gibi de başına gelen talihsizlikten ötürü tek bir kare bile çekemeden servisine gönderip üzüntüden kahrolduğum o günlerde bir çiçek yaprağı bile görecek durumda değildim malûm. {Hatta şimdi dikkat ettim, tam bir sene olmuş} Kısmet bugüne imiş… Uyandığım gibi işe giderken tereddütsüz yanıma aldığım makinem her ne kadar alet-edevatı ile taşınması pek kolay olmasa da günümün neşe kaynağı oldu; kendimi işe gider gibi değil de sanki bir fotoğraf çekimine gidiyormuş gibi hissetmemden olsa gerek diye düşünürken çevremdeki insanlar ve hayvanlarla yaşadığım diyaloglar günümü bi’ hayli hareketlendirdi. Aslında 06.30’ da uyanıp yarım saat erken işyerine geçip yol üzerinde yerlerini daha önceden tespit ettiğim çiçek dolu ağaçların fotoğraflarını çekmekti amacım. Uyanamayacağımı bile bile o saatin alarmını kurup 07.00’ de uyanarak düştüm yollara :)) Sabah işe giderken fotoğraf çekmek için ekstra bir dakikam bile yokken, makineyi boşuna taşımış…

İşlem Tamam: Fermuarlı Mini Çantalar

Beşiktaş’ tan aldığım kumaşları kesmeye başladım. İlk etapta düşüncem fermuarlı birkaç parça dikmekti; kimisi bozuk para cüzdanı, kimisi makyaj çantası olsun; hem bana dikiş denemesi yapacak mevzuu çıksın, hem de diktiklerim koltuğun üzerinde yastık olup sıralanacaklarına biraz da çantamın içinde işe yarasınlar :) Gerçi yakın zaman içerisinde yeni yastıklar dikmeyeceğime söz veremem, zira aklımda yeni modeller var ama artık yastıkları sergileyebilecek alanım var mı, ondan şüpheliyim :)) Fermuar dikmeyi de gözümde büyütmüşüm zaten zamanında… Uykunu alıp dinç bir şekilde masanın başına oturunca, biraz da o aceleci yanını frenleyince gayet de rahat dikilebiliyormuş esasında… Tamam, ufak-tefek sorunlar da olabiliyor dikerken. Fermuar ayağı denilen zımbırtıyla uğraşırken makine anlamsız bir şekilde abuk subuk dikmeye başlayabiliyor, üst iplik gerginliği de beni gerdi gibilerinden nidalarla taa Almanya’ daki annenize telefon açıp onun zamanında fermuar ayağı olmadan fermuar diktiğini öğrenince bir kere daha saygıyla eğilebiliyorsunuz karşısında :)) Sonra Singer bayisi onaylı zor takılan fermuar ayağını hayatınızdan…

Bahar Topları – Yapılış Aşamaları

Evde oturmaktan canı sıkılanlar! Yeni bir hobi projesi arayışında olanlar! Zamanını hem üretken hem de keyifli bir şekilde değerlendirmek isteyenler! El becerisi olmadığını düşünüp sadece gördüklerine iç geçirmekle yetinenler – evet, evet siz de! Hadi toplanın! Varsa çoluğunuz – çocuğunuz, onları da alın yanınıza; eh, minik ellere de ihtiyacınız olabilir ; ) Bu topların yapılışının ne kadar basit olduğunu söylememe gerek yok sanırım; aslında anlatmasam bile olur diye düşündüm ilk etapta ancak bizim herkesin bildiğini düşündüğümüz ya da anlatmaya değer bulmadığımız bazı şeylerin bazen başkalarının hayatını kurtardığını da dikkate alınca, fırsatını bulmuşken konuya değinmeden edemedim. Sonuç olarak, paylaşmak güzeldir : ) Asıl konuya gelecek olursak; İhtiyacınız Olan Malzemeler: – Renkli fon kartonları {Desenli olanlarını da bulabilirseniz ne alâ} – Toplu iğneler {Çoğul yazma sebebim adeti çok tutmanız gerektiğidir. Dip not: Uç kısımları incili olanlar daha şık sonuç verecektir} – Şekilli delgeç {Çiçek formunda ve büyük boy olanı idealdir, internet üzerinden…

Bahar Topları

İki yıl önce bir yılbaşı heyecanına kapılıp almıştım bu strafor topları… Aslında o zaman da amacım yılbaşında kullanmak değildi bu topları; bir gün onları süsleyecek ve evin bir köşesinde sergileyecektim. Toplar eve girdiği günden beri aklıma her düştüğünde kutunun içinden çıkarıp üzerlerine birşeyler yapıştırıp durdum… Bir tanesini şifon kumaş güllerle kaplayıp görümceme nişan buketi yapmıştım. Yalnız fazla el oyalayıcı olduğundan gül topu adetini bir tanede bırakmıştım – canıma garezim yok :)) Elinizde hazır çiçekleriniz yoksa bu yola baş koymanızı kesinlikle tavsiye etmem. Başka bir top ise amacına uygun olarak yılbaşı aksesuarları içerisinde boy göstermişti; ki bu kez de şerit bir kumaşa dolanıp durmuştu :)) Kardeşlerini neden yapmadığımı çok iyi anımsayamıyorum; ya kumaşın az olmasının azizliği ya da benim şeritleri kes, içe katla, ütüle, sar-sar dönemecinden sıkılmış olmam olabilir – evet, sanırım ikincisi :) En son eve kutu kutu raptiye taşıdığımı, ancak bir mini boy topa kaç tane raptiye harcandığını görünce kendimi…

Mutlu Bir Hafta Olsun

Pazartesi’ nin geldiği gibi Cuma’ yı gördüğümüz; mesai saatlerinin şıp diye geçip gittiği; sabahları ilk alarm sesi ile yataktan fırladığımız… Ardı ardına güzel haberler aldığımız; renklerin enerjisiyle sarıp sarmalanmış GÜNEŞLİ BİR HAFTA olsun – hem içimizde, hem dışımızda ; )

Farkındayım; “English Home” Müptelâsıyım : )

English Home mağazasının işyerinde burnumun dibinde olması sevinilecek birşey mi; bilmiyorum :) Çünkü ben düzenli olarak oraya uğrayıp başımı döndüren o mis kokular eşliğinde farkında olmadan alışveriş yapıyorum ve kendime engel olamıyorum :)) Bir gün, çiçekli bir askı öyle içimi açıyor; ki “Bir tane de benim olsa ne olur!” diyorum – hatta üç tane oluyorlar – çünkü öyle satılıyor :)) Başka bir gün, romantik peçeteler takılıyor gözüme; “Alırım ama kimseye kullandırmam” diyorum :) Bir gün dekupaj yapacağıma, o zaman kullanacağıma dair söz veriyorum kendime *-* Peki, ayakkabı kokularına ne demeli? Biri lavanta, biri gül… Ayakkabılığa koymaya kıyamam ki :) Ufak-tefek şeyler aslında hepsi, büyüklerinde de gözüm var ama hala kredi kartı yasağım var benim – irademe yenik düşersem bir daha toplayamamaktan korkuyorum, o yüzden şimdilik bu minik şeylerle kendimi avutuyorum :)

Zeliha’ dan Hediyem Var – dı : )

Çok geç kaldım bu teşekkür yazısını yazmaya… Benim ciciler yolladığım sevgili arkadaşım Filiz’ in kızı Zeliha’ cık büyümüş de bana hediyeler göndermiş :)) Öyle mutlu etti ki beni… Bebek şekerinden yollamış bana, bir de pembiş bir şal… Anne – kız çok ince, çok düşünceliler vallahi :) Mini bebek arabası kitaplığımda yerini çoktan aldı; şalı da çok severek kullanacağım muhakkak, zira benim gibi renklerle barışık biri için bundan güzel bir tercih olamazdı :)

Şekilli Delgeç Hastalığına Tutuldum – Bulaşıcıdır : )

Şekilli delgeç hastalığı diye birşey yoktur muhakkak, aslında yoktu demem lâzım; çünkü artık var :) Ben o hastalığa tutuldum; hem de en şekilgeçlerinden :)) Aylarca engel olmuştum kendime, ne güzel… “Çocuk musun sen?!” demiştim, “Ne gerek var!” demiştim, “Herşeye yettin de bir o mu kaldı?!” demiştim, kasaya yöneldiğimde “Zaten şekiller çok küçük” diye vazgeçirmiştim kendimi… {Hepsi almamak için bahane ya, neyse} Derken olan oldu. Hep aklıma koyduğum bir şeyi o an derinlere gömsem de er ya da geç hayatıma dahil ettiğim gibi buna da “Merhaba” dedim en masumane şekilde :) Yalnızzz… Bir tanesini satın almamla gereksiz (!) bir alışveriş listesi oluşturdum sanırsam kendime :S Ve sadece bir çiçek figüründen şimdi diğer şekillere de bakmadan geçemez oldum. En kötü haber de; daha büyük şekilli delgeçleri keşfettim, hay o Kabalcı’ ya girmez olaydım – dünyam şaştı {Kabalcı ne diye düşünenlere, Beşiktaş’ taki muazzam kitabevi desem}… Öyle çok beğendim ki her bir şekilgeçi,…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme