havadan sudan

8 Yazılar Ana sayfaya dön

Ucuz Yırttım Yahu : )

Haftasonunun nasıl geçtiğini anlayamadım. Gerçi her zaman tatil günleri bir çırpıda bitiveriyor da bu haftasonu ne evime ne kendime pek faydam dokunamadı gibi geldi… Cuma akşamını Cumartesi gecesine mutfakta bağladım diyebilirim; Deren bebeğin doğum günü için sipariş verilen havuç topları ve süslemeleri bittiğinde ben de bitmiştim :) Tüm hafta boyunca hediyelik birşeyler yapma telaşım ve neredeyse haftaiçi her gün saat 02.00 sularında uykuya geçebildiğim dikkate alınınca pilimin bitmiş olması gayet normal :)) O yorgunlukla ertesi gün kafamı yataktan kaldıramadım tabii… Öğle sularında gözlerimi açtığımda paketleyeceğim hediyelerin varlığının, üstelik ışığı kaçırmadan her bir hediyenin fotoğrafını çekecek olmanın üzerimdeki baskısıyla resmen yarışmaya katılmış gibiydim. “Acele işe şeytan karışır” derler ya; elimi çabuk tutayım derken bir de ufak bir kaza atlattım ki; verilmiş sadakam varmış :) Tepeden fotoğraf çekeyim diye üzerine çıktığım tabure ayağımın altından kayınca kendimi fotoğraf makinesi ile önce havada, sonra hemen arkamdaki koltuğun üzerinde bulmam bir oldu. Neyse ki yumuşak…

Fermuar Dikmek Diye Birşey Vardı : )

Koca hafta boyunca ha bugün yazdım, ha yarın yazacağım derken Cuma’ yı getirdim neredeyse… İyi haftalar dileyemeden iyi tatiller dilediğim bir durum söz konusu oldu ama bu seferlik de böyle olsun, kusura bakmazsınız, değil mi? :) Bugünlerde çok fazla şeye ahtapot gibi yetişmeye çalıştığımdan olsa gerek dağıldım sanırım… Ufaktan Etsy dükkanımı aktif hale getirme kararı aldım; malûm stoklarım doldu, taşıyor :) Hangi ürünleri koyayım, nasıl yapayım derken; diğer taraftan fotoğraf blogumla alakalı yapmak istediklerim beni bir köşeye sıkıştırmışken ben hâlâ çarpı işi projelerinden payıma ne düşürebilirim telaşı içerisindeyim *-* Haftaya da Deren bebeğimizin doğumgünü var, el emeği-göz nuru cici kızımıza ne yapabilirim düşünceleri sardı dört bir yanımı :) Doğumgününe sayılı günler kala son birkaç günü iyi değerlendirmem lâzım *-* Hem de doğumgününün fotoğrafçısı olaraktan büyük sorumluluk hissediyorum kendi içimde :) Fermuarlara sarmıştım ya bir dönem; hani sürekli kozmetik çantası görünümünde mini mini birşeyler dikip sıra sıra diziyordum burda *-* Hatta…

Merhaba Kasım, Ben Geldim : )

Biliyorum, geç kaldım; neredeyse ayın ortası olacak, bir çift söz edemedim. Kasım gücenmesin bana, toparlanmaya çalışıyorum :) Takvimler 01.11.2012′ yi gösterdiğinde kendimi tekrar işyerinde masamın başında buldum, yokluğumdan istifade edip yığılan işlerin kontrol altına alınması, Cuma yoğunluğu derken gelen haftasonu da çabucak kaydı gitti elimden… Laf arasında, artık ciddi ciddi Anadolu Yakası’ na taşınmamız gündemde ve içimize sinen bir ev bulmamız durumunda yazına, kışına bakmadan evimizi değiştireceğiz kısmetse, bakalım! İşte bu yüzdendir ki; kiralık ilanlar, emlakçılar filan derken tatil günümüz iyice kuşa döndü :) Araya sıkıştırdığım, sadece merakımdan vizyona girdiği ilk gün gidip de hayal kırıklığına uğradığım “Evim Sensin” filmine de gitmemenizi şiddetle tavsiye ettiğimi not düşeyim kısacık :) Bir de üzerinde çalıştığım fotoğraf blog sitesi var; ki asıl sesim – soluğum o yüzden çık(a)mıyor. Bir an önce sizlere de duyurup çalışmalarımı toparlamak istiyorum ya, umduğumdan yavaş ilerliyor bazı şeyler… İki arada el attığım çarpı işi projelerimden de bahsedemedim bak…

Havadan, Sudan, Cuma’ dan : )

Nihayet Cuma geldi… Bu hafta departmanda tek olmamdan mı bilmiyorum; bir türlü geçmek bilmedi zaman. Her sabah çalan alarmı sustururken haftanın ilk gününden şu son mesai gününe kadar yaşadığım buhranı anlatamam. Kimileri mevsim değişikliğine bağlıyor böyle durumları ama şu yağan yağmur çok da hüzünlendirmedi bu kez beni aslında; boynuma birşeyler dolamayı özlediğimi itiraf bile edebilirim :) Bu hafta yazmadığım günler yüzünden beni ayıplayan Deren Bebek’ le devam edeyim *.* Vallahi, ben de kendimi çok ayıpladım da elden gelen birşey yok :) Çalışan insanın hali diyeyim. Sıklıkla yorgunluktan uyuyakalan bedenimi tutup da bilgisayar başına oturtamadım pek fazla, ikna edemedim kendisini :) Hıh, neredeyse dört – beş ay kadar uzun bir süre dikiş makinesinde adamakıllı birşeyler dikmeyince kaybolan hakimiyetimi yeniden kazanma çabaları ve galip gelen yeni birşeyler öğrenme isteğim de aslında pek zaman bırakmadı bir çift kelam etmeme. Uyuyakalmadığım zamanlarda sanırım ya makinede penye kumaş dikmeye ya da Photoshop programında fotoğraf işlemenin…

Yüzdük, Yüzdük, Kuyruğuna Geldik :)

Yarın nikâhımız var; yani kardeşimin nikâhı – olayın içinde fazlasıyla olunca birden kendiminmiş gibi geldi :)) Öğleden sonrası için işyerinden izin aldım; işten çık, koşa koşa eve git, hazırlan, çık, salona yetiş şeklinde bir maratona gireceğim. Eminim zamanla yarışırken ben, bir türlü hazırlanamayacak, o kafamdaki harika saçı ve makyajı ASLA yapamayacağım :)) Sonra, eşimin binbir söylenmesi ile arabaya binip elimdeki minik ayna ile rötuş peşinde koşacağım – bu hep böyle oldu, böyle olur :)) Aslında sırf bu hengâmeye engel olmak için kuaför randevumu da almıştım ama son dakika gereksiz masraf olarak görüp iptal etmekten yana kullandım tercihimi. Zira Pazar günü düğün için zaten kendilerinin yollarını aşındıracağım :) Hatta bizim yarından itibaren yataklarımızı düğün salonlarına taşımamız daha yerinde olur; ki Cuma günü kardeşimin nikâhı + Cumartesi günü eşimin yakın bir arkadaşının düğünü + Pazar günü kardeşimin düğünü şeklinde bir rutimiz mevcut :) 3 gün boyunca topuklu ayakkabı üzerinde durup geç vakitlere…

Mevzuu Karışık…

Şu an sanırım üçüncü, belki de dördüncü kez yazıma yeni bir giriş yaptım. Aslında siz bilmiyorsunuz; ses veremediğim süreçte kaç kez yazdım, sildim ben… Kafam yoğun bu aralar benim; evet doğru ifade bu sanırım – fazla şey düşünmek zorunda olduğum bir dönemdeyim ve bu sebeptendir ki belki de kurduğum cümlelerin sonunu getiremiyorum çoğu zaman… Günübirlik İzmir yolculuğum oldu bu boşlukta… Yalnız “Oooo, İzmir’ e de gitmişsin” diye hafiften tatil göndermeleri yapanlara üzülerek devlet dairelerinde güneşlendiğimi belirteyim. Hatta eşimle beraber sabah 08.30 – akşam 17.30 yaptığımız mesai, benim bir banka kuyruğunda çileden çıkıp gözyaşlarına boğulmamla bayağı bir renklendi. Nasıl bir sınavdı bilmiyorum ama; insanların nasıl cinnet geçirdiklerini bizzat anladığım ender dakikalardan biriydi, bir kez daha yaşamamak temennisiyle… Veraset, intikal, vergi, belediye ve türevleri, cümle içerisinde çokça kullandığım kelimeler son zamanlarda… Hem yabancısı olduğum bir konu, hem de araya mesafelerin girmesi ile iyice güçleşen, sıkıntı veren süreç nihayet sona yaklaşıyor diyebilirim. Yani…

Toplanın, Anlatacaklarım Daha Bitmedi : )

Bazen belli bir konu üzerine yazmak değil de daldan dala atlamak istiyorum. Sanırım işte tam şu anda o “bazen” lerden birini yaşıyorum. Elimi – kolumu bağlayan da yok; eh, ne duruyorum o zaman! :) * * * Bugün kendimi sinsi bir şekilde Canon 600D’ nin fiyat ve özelliklerini araştırırken yakaladım, hatta elimdeki 450D modeli ile kıyaslama sonuçlarını tabletime indirdim ve içsesim “Hişşt, çok ayıp!” filan dese de ilerde bir gün yeni bir fotoğraf makinesi serüvenine katılacağımın sinyallerini vermiş bulundum – Hıh, buraya da yazdıysam bu iş ciddi, benden söylemesi :) Daha yüksek çözünürlüklü, video çekimi de varmış diyerek hafiften yazıldım ya kendisine; şimdi gider, gelir, uzaktan severim elektronik marketlerde :) Bir süre kıvrandırırım kendimi, zira o süreçte birinin bana gaz vermesi lazım gelir – o kişi de zaten eşim olur istisnasız, çünkü dayanamaz üzgün-süzgün hallerime, ben de bir koşu gider, ne istiyorsam alır, sonra da “Almasa mıydım? Gereksiz miydi?” değerlendirmelerine…

Haftasonu; Biliyordum Geleceğini -

Ne sıcak bugün. Dışarı çıktım da şöyle bir 10-15 dakikalığına öğle yemeğimi yemeye, her yer yanıyor adeta… Hava tahminleri de haftasonu sıcaklıkların artacağı yönünde… İşi olmayan evinden dışarı çıkmasın vallahi… Bugünlerde deniz kenarına gidemeyenler için zaten en güzel tatil evde arka arkaya alınan duşlar, içilen soğuk sular ve tabii ki yenilen karışık dondurmalar eşliğinde olanıdır :) Evde kliması olan da parmağının ucunu dışarı çıkartmak istemez sanırım şu zamanlarda… Ben her ne kadar o grupta olmasam da orta halli vantilatörümüzle mutlu olmadığımı inkar edemem :)) Benim bu haftasonuna dair planlarım; hobi odamın düzenlenmesi, gelin bohçasının toparlanması ve fırsat buldukça nikah şekerlerine el atılması şeklinde… Ha, bir de gelinimizi benim Kadıköy’ de gelinliğimi aldığım yere götüreceğim yarın öğleden sonra – gelinlik provası izlemek epey keyifli olacak benim için *-* Onun dışındakiler işte benim klasik ev hallerim; ne kadarına yetişirim, bilinmez… Not – 1: Aklıma gelmişken, artık çektiğim fotoğrafların üzerine blogumun adını yazmıyorum,…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme