Ağustos 2010

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Ağustos 2010

Yırtarım Siyahları, Beyazlara Sığmam, Taşarım :)

Metroda, otobüste, yolda giderken bayanları incelemeyi çok severim; ne giymiş, ne ile uydurmuş, aksesuarları nasıl,.. kendime uydurabileceğim bir fikir elde edebilir miyim, vs. :) Olmus dedigim kombinasyonları hafızama kazır, zamanı gelince sakladığım yerden çıkarır, kullanır; olmamış dediklerimi de çöp kutusuna atarım :) Bir nevi esinlenme benimki ve yolda geçen zamanımı kendimce etkin kullanma yöntemlerimden biri :))Yalnız son zamanlarda çalıştığım şirkette bir arkadaş vardı ki; onun siyah-beyaz sevdasına anlam verememekle beraber bir gün çenemi tutamayıp bu tutkunun aslını bizzat kaynağına sorma girişimim oldu :)) Öyle böyle değil ama; her gün ya siyah, ya beyaz, ya da siyah-beyaz içinde onu görmekten bu iki rengin uyumuna karşı içimden böğürme sesleri geliyordu, ne yapayım :)) Normalde muhabbet konusu dahi yapmam. Aldığım cevap ise beni pek tatmin etmedi, ne yalan söyleyeyim; küçüklüğünden beri siyah-beyaz giyermiş sadece; desenli hiçbirşeyi yokmuş; çünkü kendisine farklı bir rengi yakıştıramıyormuş. Nasıl yaa oldum içimden! Bir insan nasıl dolabında morlara, pembelere…

Cheerful Çikolata Topları :)

Bugün malum tatildi… Öğleden sonra evde ne yapsam diye dolanıp dururken kendimi bu kez hobi odamda değil de mutfakta buldum :)Geçen akşam iftarda gelen misafirlerimiz için sevgili görümceciğimle beraber havuç topları yapınca bu kez de çikolata topları yapasım geldi :))Artık beni tanıdınız, bir şeyden bıkana kadar tüm çeşitlerini deneyen bir yapım olduğunu söylememe gerek yok sanırım :))Önce internette tariflere baktım, birden fazla değişik yapılış şekline rastlayınca ben de kendi tarifimi uyguladım :)2,5 su bardağı süte Dr. Oetker çikolatalı sosu toz olarak döktüm ve içine bir tane Ülker in dikdörtgen bitter çikolata paketini kırdım, ocağa alıp orta ateşte yavaş yavaş karıştırmaya başladım. Sosum kaynayıp çikolatam da içinde eridikten sonra birkaç dakika daha ocakta tutup soğumaya aldım. Diğer tarafta geniş bir kase içine 3 paket Ülker sade bisküviyi kırdım, ufaladım, miniminnacık yaptım :))Ülker in bisküvilerini daha çok seviyorum ben ve puding, krema, sos gibi malzemelerde de Dr. Oetker takıntım var :)) Neyse,…

CTRL+A –> DELETE & Başlat

Hayatımızda istemediğimiz insanları, istemediğimiz nesneleri, istemediğimiz olayları da böyle silebilsek keşke.Baş parmağım CTRL, işaret parmağım A tuşunda; aynı anda, uyum içerisinde ve sonra pufff :)Üç tuşla bitse işleri, yok olsalar, hayatımıza giremeseler bir daha, belleklerden silinseler; olmaz mı?Ne yazık ki şu an mümkün gözükmüyor… İcat edilirse bir gün ama, ilk kullanıcılarından olmak isterim :)Peki, başlat kısmına geleyim ben. Orası daha zengin, uygulanabilirliği daha kolay en azından :)Başlat diyorum ve 24 Ağustos Şükran dosyasına tıklıyorum efendim; Uyumadan önce nasıl duygularla gözlerimizi kapatırsak aynı duyguların devamı niteliğinde sabah gözlerimizi açarmışız.Enerjimiz düşükse kaldığı yerden devam edermiş.. Artık dolana kadar :)Uyumadan önce dolduralım da o zaman, sabaha uğraştırmasın bizi :))Sorarım sana Cheerful; bugün nelerden ötürü şükran duydun? Şöyle kapat gözlerini, neler yaşadın an be an, değerlendir. En ufak anlatılası olaya değin ama; ki bu hayatta şükran duyulacak ne kadar çok şey olduğunu görelim.Nefes almak, evinde şu an sağlıklı bir şekilde eşinle, sevdiğinle olmak, bir…

Pozitifiz (+) :)

Geçen hafta bahsettiğim kitabın ardından yeni bir çekim yasası kitabı okumaya başladım; “EVRENDEN TORPİLİM VAR”Ne yalan söyleyeyim; şu çekilmez İstanbul trafiği bile bitmesin dedirtti ya bana, helal olsun :))Çok akıcı, bol örnekli, uygulamalı, sizi düşünmeye davet eden, son dönem içerisinde okuduğum en anlam içeren kitaplardan biri diyebilirim.Anladım ki; hayatımızda başımıza gelenlerin tek sorumlusu bizmişiz. Herşeyin ama herşeyin…Yaşadığımız sorunlardan, yüzümüzü gülümseten en ufak şeye kadar herşeyi düşünce yapımızla mıknatıs gibi biz çekiyormuşuz kendimize.Öğrendim ki; bu hayatta pozitif cümleler kurmak lazımmış (hep söylenir ama uygulanmaz). Evrene istemediklerimizi değil istediklerimizi listelememiz lazımmış.Çünkü bilinçaltı öyle kurulası bir şeymiş ki, sizin yapma dediklerinizi de yap diye algılar, evrene siparişinizi öyle verirmiş :)Aslında temel nokta bu, biliyor musunuz ;) İstemek.. Ve tabii istedikten sonra o gerçekliğe uygun bir yaşantı içine girmemiz gerekiyormuş ki, yani istediğimiz şey olmuş, biz ona sahip olmuşuz gibi davranmamız gerekiyormuş ki evren bunun farkına varsın ve isteğimizi kısa sürede hazır etsin…Ben de…

Cheerful Ev Dekorasyon Fikirleri

Burada sizlerle paylaştığım rulo süslemelerimle karşınızdayım yine :)Bu rulolardan üç tanesini aynı şekilde kumaş ile kaplayarak ortalarından geçirdiğim dantel ile salonuma uyumlu dekoratif bir eşya olarak kullanmaya başladım :)Sizler de bunun gibi aynı boyutta ya da değişik boyutlarda ruloları kumaşla kaplayarak biraz dantel, biraz kurdele ile şık bir görünüme kavuşturabilirsiniz.Kim bilir ki içinde karton rulo olduğunu :) Bırakın evinize gelen misafirleriniz bu şık parçaları Mudo’dan aldınız sansın :)) Ama ne kadara mal ettiğimiz aramızda kalsın ;)Gerekli olan malzemeleriniz sadece biraz kumas, biraz dantel, boncuk, vs., bir silikon tabancasi, biraz da hayal gücü ;) Biten kağıt havlu rulolarını kullanabilirsiniz mesela ya da şu rulokatlar var ya, onların kutuları da ideal :))Pekiii, elinizdeki boş bir çerçeveyi sevimli bir pano görünümüne kavuşturmaya ne dersiniz?Bu çerçeveyi Japon Pazarı’ndan almıştım, çekmecede süslenmeyi beklerken aklıma onu pano olarak kullanmak geldi :)Kartonuna kumaş yapıştırdım öncelikle, sutaşı ile çiçek gövdesi görünümü kazandırıp çiçek göbeklerini de bir dantelin içinden…

Lovely Shoes Krizim Geldi :))

Ne olduysa gece gece :)) Benim görümce kanıma girdi, hehe :DYok yok, şu an ayakkabı almayı düşünmüyorum derken hoooop bir de baktım ki sepete üç tane ayakkabı atmışım bile :))Bakın neler sipariş verdim; Şu converse tipli olanlar benim değil :)) Onlar da eşime…Şimdi sabırsızlıkla ayakkabılarımı bekliyorum, çabucak elimde olurlar inşallah…

Bu Aralar Neler Yapmışım?

Aslında çok üretken günlerimde değilim ama birkaç şey yapmışım yine de… Bunları da sizlerle paylaşmadan edemedim. Buyrun fotoğraflara efendim :)In fact I am no in my creative days, just one or two small things… And cannot pass sharing with you. Let’s see the photos :)Japon Pazarı’ndan çok makul bir fiyata aldığım kutu… Biraz yapma çiçek, kurdele, inci, tül derken işte böyle bir görünüme kavuştu.This is a simple box I have bought from Japanese Bazaar… With artificial flowers, ribbon, pearl and tulle, come to a new appearance as above.Eşimin annesinin verdiği rulolar- tuvalet kağıdı rulosu değildir :)) Birkaç tanesini iğnelik olarak, bir tanesini kalemlik olarak değerlendirmiştim- onlari fotoğraflayamadım, hediye gittiler çoktaan :) Bunlar da süs olarak kitaplığımda ışıldıyorlar şu an :))Embellished rolls given by my husband’s mother- but not toilet rolls :))Şifondan yaptığım çiçekler… Uzunca bir kurdele üzerine iliştirdim, saçıma doluyorum, belime takıyorum, vs. vs :)) Çok amaçlı yani :) Bu…

Türk Kahvesi ve Kitap İkilisi

Farkettim de günde üç öğün içmezsem başıma ağrıları üşüştüren, neredeyse sanrılar görmeme sebebiyet veren “vazgeçilmezim” mis kokulu “Türk Kahvesi”nden bahsetmemişim sizlere :) Evet, evet, ben kahve tiryakisiyim, bildiniz :D Ama sadece Türk Kahvesi.. Ne nescafe ne de başka birşey. Tutamaz hiçbirşey kokusu metrelerce uzaktan ruhumuzu okşayan bir fincan Türk Kahvesi’nin yerini… Şöyle bol köpüklü, orta şekerlidir benim tercihim :) Ardından fal bakanım da varsa oooh değmeyin keyfime :))Çocukken içersen kararırsın diye bir yudum bile vermedikleri, bunu sadece büyükler içermiş diye düşündüğüm, ehh benim de yaşım elbet gelir diye kendimi avuttuğum,… Sonra üniversite yıllarında staj yaparken içmeye alıştığım, Alsancak-Kıbrıs Şehitleri caddesindeki falcıların da bu bağımlılığımı desteklediği; gel zaman, git zaman derken bağlandıkça bağlandığım; evimde bu bakkaldan, bu kahveciden, bu İzmir’den, bu İstanbul’dan diyerek kahve arşivi oluşturmama kadar uzanan,… Sanırım en zararlı alışkanlığım benim :)) Gerçi kimi yerde zararlı kimi yerde yararlı diye okuyorum ama kahve başlığı altında tek “içkim” olduğu için…

İkinci Ramazan ı da Beraber Görmek Nasip Oldu :)

Geçen sene Ramazan’ın ilk günü blogumu acmis ve ilk yazımı yayınlamıştım; tabii sizinle tanışmıyorduk o zamanlar daha :) Kendime cesaret vererek binbir engeli aştığım o akşam meğer o kadar hayırlıymış ki aynen yoluma devam ediyorum; gerçi kimi zaman kopukluklar oldu ister istemez ama hala buradayız, çok şükür :)Yine Ramazan’ın ilk akşamı olması dolayısı ile bunu dile getirmek ve ilk blog yazımı okumayanları da buraya davet etmek isterim :)Daha nice Ramazanlar görmek dileği ile…Not : Bu arada, fark ettim ki blogumun bir senesini doldurmasına da 10 gün kalmış :) Yehhuuu :D

Hoşuma Gidenler…

Çok hoşlar, değil mi?Blog arşivimde onlara da yer açmasam olmazdı :)Ürünlere ilişkin daha fazla fotoğraf ve satıcıların diğer ürünleri için fotoğraf altında verdiğim linklere tıklayabilirsiniz. ~~~~So gorgeous items, aren’t they?I could not intervene myself to open a post title for them in my blog archieve :)You can click the links below the photos for more pictures and other items of the sellers.kpersonboutique’s shopAAliciaAccessories’ shop hypericumfragile’s shop

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme