Türk Kahvesi ve Kitap İkilisi

Farkettim de günde üç öğün içmezsem başıma ağrıları üşüştüren, neredeyse sanrılar görmeme sebebiyet veren “vazgeçilmezim” mis kokulu “Türk Kahvesi”nden bahsetmemişim sizlere :) Evet, evet, ben kahve tiryakisiyim, bildiniz :D Ama sadece Türk Kahvesi.. Ne nescafe ne de başka birşey. Tutamaz hiçbirşey kokusu metrelerce uzaktan ruhumuzu okşayan bir fincan Türk Kahvesi’nin yerini… Şöyle bol köpüklü, orta şekerlidir benim tercihim :) Ardından fal bakanım da varsa oooh değmeyin keyfime :))

Çocukken içersen kararırsın diye bir yudum bile vermedikleri, bunu sadece büyükler içermiş diye düşündüğüm, ehh benim de yaşım elbet gelir diye kendimi avuttuğum,… Sonra üniversite yıllarında staj yaparken içmeye alıştığım, Alsancak-Kıbrıs Şehitleri caddesindeki falcıların da bu bağımlılığımı desteklediği; gel zaman, git zaman derken bağlandıkça bağlandığım; evimde bu bakkaldan, bu kahveciden, bu İzmir’den, bu İstanbul’dan diyerek kahve arşivi oluşturmama kadar uzanan,… Sanırım en zararlı alışkanlığım benim :)) Gerçi kimi yerde zararlı kimi yerde yararlı diye okuyorum ama kahve başlığı altında tek “içkim” olduğu için aklıma düştüğünde ya mutfakta kahve yaparken buluyorum kendimi ya da sokakta kahve içecek yer ararken :))

kahve kitap

Bakın bu da benim en sevdiğim fincanım; onunla kahve içince tadı daha güzel oluyor sanki :))

Efendim..? Yanındaki kitap mı? Yok, onu kahveyle vermiyorlar :)) Ama isterseniz alabilirsiniz tabii ;) Tavsiye maksatlı ekledim ben onu :) Anladınız siz :)

Eğer siz de benim gibi kişisel gelişim yazıları meraklısı iseniz, hayatınızda birşeyleri düşünce gücü ile değiştirebileceğinize inanıyorsanız, bu kitap tam size göre diyebilirim. Kitapçınıza gidip Nil Gün’ün Küçük Renkli Dilek Kitabı’nı almak istiyorum derseniz adı gibi küçük, sevimli bir kitap vereceklerdir size :) Hem çantada taşıması rahat (cep kitabı boyutunda olduğu için) hem de akıcı bir üslupla yazıldığı için en sıkıcı anlarınızın en verimli kurtarıcısı olabiliyor kimi zaman :)

Kitabın temeli; olumlu düşünürsen olumlu yaşarsın, olumsuz düşünürsen olumsuz… Yani iyi düşün, iyi olsun… Çekim Yasası’nı esas alan kitaplardan okudunuz mu bilmiyorum; o mantıkta konular işliyor…

Aslında zaman zaman ben kendi hayatıma bu düşünceyi uyarladığımda sonuç almıyor değilim. Büyü mü yapıyorum diyorum :p :))

Bundan iki sene önce İzmir’den İstanbul’a taşınacağım dönemde; daha İstanbul’a uçacağımı ben bile bilmiyorken, sadece dilimde bir şarkı gibi sürekli gideceğim derken; çok sıkkın olduğum bir gün işyerindeki bilgisayarımda bir programın şifresini “İSTANBUL” olarak değiştirmiştim. Program otomatik olarak 45 gün sonra mı, 60 gün sonra mı ne, şifrenin yenilenmesini istiyordu. Ben de o zaman demiştim ki kendi kendime, bir kez daha bu şifreyi değiştirmeyeceğim, çünkü ben İstanbul’da olacağım.

Her gün defalarca programı açıyorum, şifre giriyorum, her gün kaç kez İSTANBUL yazıyorum, bilmiyorum. Ve 30 gün mü geçmişti, 40 gün mü bilmiyorum; ben istifamı vermiştim :)) Nasıl oldu hala bilmiyorum.. Belki rastlantı, kulağa bazen saçma da geliyor; ama okuduklarımdan öğrendiğim bir şey varsa da; siz kendinizden emin olursanız ve birşeyi ne kadar çok isterseniz, onu olmuş gibi hissetmeye başlarsanız evren sizin siparişinizi alır ve size sunarmış :) Bunu siz kendiniz gerçekleştirirmişsiniz aslında.. Mühim olan istemekmiş. Yalnız içinizdeki en ufak bir tereddüt bile hayatınızda bu çok istediğiniz şeye ulaşmanızı engelleyebilirmiş. O nedenle düşüncelerimize dikkat edecekmişiz ;)

Aslında, ben bu oyunu geçenlerde yine oynamıştım :) Onu da anlatayım da içimde kalmasın :))

Ben yazmanın gücüne çok inanıyorum. Öncelikle bunu belirteyim. İstediklerimi yazdığımda sanki şekillenip satırlardan çıkıyorlar..

Bilmem, sizin de yaşadığınız benzer olaylar var mı; ancak ben yine bundan önceki işyerimde benzer bir taktiği uygulamıştım :))

Biliyorsunuz, son işyerimde birtakım sıkıntılarım olmuştu ve ben ayrılma-ayrılmama arasında gidip geliyordum… O zaman da yine kullandığım programın şifresine “BU SON” yazdım :) Ve hakikaten de son oldu :))

Benim hayatımın kilometre taşları sanırım şifrelerde gizli, hehe :D

Şimdi diyeceksiniz, kızım sen de hep işten ayrılacağında mı oynuyorsun bu oyunu :)) Nedense o dönemlerde çok ihtiyaç duymuşum sanırım :)

Belki farklı oyunlar da oynamalıyım :) Herşeyi dileyebiliyormuşuz sonuçta :))

Hmm, bir de biliyor musunuz; sizi birebir tanımayan insanların bile hakkınızdaki olumlu düşüncelerinin sizin üzerinizde etkisi varmış.

Belki de blogumda oynamalıyım bu oyunu, ne dersiniz :) Daha etkili olabilir mi ki :)) Mühim olan inanmaktı ama değil mi :) Gördüğümüz herşeye inanabiliriz ama görmediklerimize inanıp onları görünür yapmak olmalı bütün mesele :)

Hadi bakalım; düşünelim, çalışalım biraz.. Hayat emek verdikçe, istedikçe, uğraşınca güzelleşiyor.. Yoksa gerisi boş…

Kitaptan bir sayfa ile de ben ufaktan kaçayım kızlar ;) İftar vakti geliyor; benim “qoja” yemek bekler :)

Hepinize güzel bir haftasonu dileklerimle.. Kocamaaaaan opuldunuz ^_^

kitaptan bir sayfa

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

5 yorumlar

  1. Okudun mu bilmiyorum ama , fanatik bir Kişisel Gelişim Kitapları okuyucusu olarak sana Robin Sharma- Ermiş Sörfçü Patron kitabını öneriyorum. =)

  2. Cheerful Demet

    Lovebug – Okumamistim, onerin icin cok sagol, not aldim :)

  3. yaseminkale

    demetcim gel canım sana türk kahvesi yapim orta şekerli olsun.. sonra şu düşünce gücünü konuşalım saatlerce… bende bekarken sürekli E harfi çizerdim neden yapıyorum acaba diye çok düşündüğüm olurdu eşimin ve kızımın isimleri E ile başlıyo:)))
    neler neler geçti aklımdan yazını okurken şimdi abime bi tel açıp bu kitabı istiyorum senide çok öpüyorum

  4. Cheerful Demet

    yaseminkale – Olur canım; tabii neden olmasın :) Memnuniyetle ;)

    Umarım kitabı da beğenirsin, hayatını daha olumlu yaşaman konusunda bir katkısı olur ;) Ben de seni çok öptüm :**

  5. evet fotoğraflarımız benzemiş :)
    sevgilerimle…

Gezinme