Ocak 2011

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Ocak 2011

Eflatun Firkete Toka

Örgü makarası ile ördüğüm kordonu kendi çevresinde dolayıp çiçeklerle süsledim. Üzerindeki düğme ile sanki biraz denizci havası var gibi… Arkasındaki iki adet firkete ile saça kolayca tutturulabilir. Mini şapka edasında tam baharlık bir toka, adı eflatun :)Satın almak isterseniz benimle buradan iletişime geçebilirsiniz.

Hayatın Merkezi

Her kim neyi koyarsa hayatının merkezine; sanki çevresindeki tüm insanlar da orada gibi düşünüyor; mesela evliyseniz çevrenizdeki tüm insanlar evli, çocuğunuz varsa sanki herkesin çocuğu varmış gibi… İster istemez ilginizi de sizin merkezinize uygun konular çekiyor; sevgiliniz askerdeyse TV’ de asker konulu haberler, kilo vermek istiyorsanız elbetteki diyetisyenler, vs. Ve sanki öyle oluyor ki siz yolda yürürken, dolmuşta işinizden evinize dönerken de çevrenizdeki insanlar nedense hep sizin ilgilendiğiniz konulardan, yakındığınız sorunlardan bahsediyor. “Herkes mi aynı dertten mustarip?” ya da “Herkes mi aynı şeyi istiyor?” diye düşünmeden edemiyorsunuz tabii. Peki neden böyle oluyor dersiniz? Herkes mi blog yazıyor? Peki herkes blog mu okuyor? Herkes aynı sözcüklerle mi internet üzerinde arama yapıyor? Hayır! Kimse birbirinin eşi, benzeri değilken hep de bizi ilgilendiren konuların TV’ de, radyoda bize denk gelmesinin, tam da kafamızdaki soruna ilişkin çözüm öneren bir kitabın kitapçıda bize göz kırpmasının bir sebebi olmalı! Kimi buna sadece hoş bir rastlantı desin,…

Renkli Haftalar :)

Her ne kadar haftasonum aynalara küs geçse de renklerden vazgeçmedim :) Renkli bir firkete toka ile döndüm ;) Bugün şiş yanağım biraz daha özüne dönse de hala diğer eşi ile uyumlu değil :/ Buna da şükür deyip sabırla orjinal yanağıma kavuşacağım günü bekleyeceğim :)) Meğer ne çok severmişim ben yanağımı :D Herkese renkli bir hafta diliyor ve yanaklarınızdan öpüyorum :)) O kadar yanak muhabbetinden sonra :)))

Dişçi Koltuğundaydım

Şu an bu satırları şiş bir yanak eşliğinde yazıyorum :SSabah işyerindeyken damağımda sanki her geçen saniye artan bir şişlikle panikledim ve kendimi öğleden sonra diş doktorunun koltuğunda buldum :(Aslında uzun süredir şikayetim vardı ama arada ağrı yapıp geçtiğinden pek önemsememiştim. Daha doğrusu korkmuştum :( Hay korkmaz olaydım. Boşuna dememişler, korkunun ecele faydası yok diye…Bundan üç-dört sene önce hafiften dişim kırılmıştı, zaman içerisinde de o kırık küçük bir boşluk, zaman zaman ağrı, son zamanlarda da iyiden iyiye kullanım dışı olma yönünde sinyaller ile kendisini hissettiriyordu.Bugün dayanamayıp doktora gittim ve hayatımın ilk dolgusu ile tanıştım. Diş doktorlarından ayrı bir çekingenliğim var zaten. Ağız yapım çok dar olduğundan doktora çalışma imkanı pek tanımıyor, ben de ağzımı maksimum açabilmek için büyük enerji sarfediyorum ister istemez. Minyon olmanın bir dezavantajı işte :(Bir ara tedavi esnasında ağzımın yırtıldığını düşündüm, ne yalan söyleyeyim. Şimdi bir kez daha o koltuğa oturmam gerekse istemem sanırım :) Gerçi daha bitmedi, haftaya…

Beyaz, Pembe, Gri; İşte Baharın Renkleri :)

Burda dergisinin Şubat sayısı raflarda yerini aldı, duyurulur *-* Derginin kapak resmi içimi açtı resmen, hele o capcanlı pembeyi gördüm ya; “Ohhh bee!” dedim, vallahi :))Kışın kasvetinden sıkıldım ben açıkçası, siyahlar, kahveler ruhumu daralttı, ben ki çiçekleri başına kondurup, bileğine dolayıp gezmeyi seven biriyim, öyle hantal botlardan, sarınıp sarmalanmaktan, çevremdeki insanları karalara bürünmüş görmekten öylesine sıkıldım ki bir an önce bahar gelsin istiyorum! Çabuk gelsin hem de! Gelmeyecekse de kar yağsın lütfen; siyah dışında bir renge ihtiyacım var :))Ben modayı sıkı sıkıya takip eden, trend nasıl giyinilmesini söylüyorsa “Emredersiniz efendim” deyip boynum bükük ona uymaktan başka şansım yokmuş gibi bir tavır içerisinde biri değilim. Ben mağazaları gezer, tozar; hoşuma giden ne varsa onu alır, çıkarım :) Yalnız özellikle son zamanlarda benim hoşlandığım tarzda dantelli, çiçekli, süslü-püslü bluzlar, elbiseler öylesine “T O P” oldu ki sanki benim trendim bu :)) Renklere karşı cesur olmuşumdur hep, dolabımın yüzde doksanı, hatta daha fazlası…

Hobi Meydan; Hobiseverlerin Yeni Dergisi

Sizi yeni bir dergi ile tanıştırmak istiyorum; birkaç aydır kitapçılarda gözüme çarpıyordu ama kısmet ikinci sayısına imiş. Renkli tasarımı, birbirinden farklı hobi çeşidine yer vermesi pek hoşuma gitti doğrusu. Dergi üç ayda bir yayınlanıyormuş ve ikinci yani son sayısında amigurumi sevenler için sevimli bir ayıcığın nasıl örüleceğini anlatmışlar. Biraz daha kurcalayınca Forum İstanbul AVM içerisinde dükkanlarının olduğunu öğrendim; en kısa zamanda gidip ne var ne yok, kurcalamak istiyorum :)) Ama eğer siz çok uzaksanız ve bu güzel hobi malzemelerinden mahrum kalmak istemiyorsanız sizi böyle alabilirim. Bilgisayarımızın başında alışveriş yapabilmemiz için de olanak sağlamışlar ne mutlu ki :) Ve taksitli alışveriş dönemini başlatmışlar :))İnternetten alışveriş deyince gözüme çarpan bir noktayı da sizinle paylaşmadan geçemeyeceğim: Biliyorsunuz, internet üzerinden el emeği ürün alışverişine ilişkin mini bir anket düzenlemiştim, atlayan olduysa hemen sağ kolondan ankete katılabilir, hala süremiz var :) Buradan edindiğim genel kanıya göre, internet üzerinden alışveriş konusunda sanki bazı korkularımız mevcut. Aslında…

Teknoloji Denilen Şey…

Siz hiç yeni tanışacağınız bir insanla buluşmadan önce adını, soyadını Google’ a yazıp arattınız mı? Ben arattım :) Düşünsenize onun da sizin gibi blog yazdığını; ne dehşet bir durum :) Kimbilir daha tanışmadan hakkında ne çok şey öğrenirdiniz, değil mi? Hele de bunun ucu dostça bir sohbetten öte iş mevzularına uzanıyorsa…Bir zamanlar iş görüşmelerine gitmeden önce görüşme yapacağım firmadan sonra görüşme yapacağım kişiyi Google’ da aratırdım; fotoğrafı var mı, yazdığı yazılar, konu olduğu haberler, vs. incelerdim ve görüşmeye gitmeden önce mutlaka hakkında özel bir bilgi olurdu elimde :) Çok eğlenceli, bir o kadar sizi o kişinin karşısında daha güçlü kılacak, önemli bir husus kanımca…Ben bir şirketin insan kaynakları departmanında çalışıyor olsaydım zaten; firmama iş başvurusu yapan kişiyi eğer ki görüşmeye çağıracaksam önce sosyal ağlardaki profillerini incelerdim. Bu araştırmayı yapan mutlaka vardır ama çoğunluk olduğunu düşünmüyorum.Eğer hala bu oyunu oynamadıysanız hemen en yakınınızdaki insandan başlayın derim Google’ a sormaya; bakın bakalım…

Halka Kolye

Herkese iyi haftalar!Umarım haftasonunuz güzel geçmiştir :)Yeni bir hafta, yeni bir fikir diyerek; elimdeki halkalarla oynarken ortaya çıkan kolyemi paylaşmak istiyorum sizlerle… Birbirine yakın tonlarda renkli kurdelelerinizi, zincirlerinizi, ıvır zıvır ne varsa dökün ortaya; halkalarınızı sarın sarmalayın; sonra gönlünüzce bir araya getirin :) Ben ince bir kurdele ile bağlayarak halkaları birbirine ekledim. Nasıl olmuş dersiniz? :)

Kırmızı Bir Çiçek

Kırmızı bir çiçek pekala çoğu şeyin havasını değiştirebilir… Aslında kırmızı olmasa da olur; çiçek çoğu zaman giysiye kattığı sevimli ve farklı havası ile tüm gözleri üzerinizde toplamaya yeter de artar bile… Kırmızı olunca ama çiçeğiniz; buram buram aşk kokarsınız… Hele bir de kırmızı topuklularınız varsa ayağınızda; ihtişam kaçınılmazdır :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme