Şubat 2011

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Şubat 2011

Bu Haftasonu;

Cuma günleri saat 18.00′ a gelirken, hatta 16.00 civarı filan işyerinde tatil moduna girmeye başlıyorum :) Zaten o güne bir sevinçli başlıyorum; hem klasik giyinme zorunluluğu olmaması, hem de iki gün boyunca bol uyku hayalleri keyfimi yerine getirmeye yetiyor da artıyor… Pazar günü akşamı da artık o keyiften eser kalmıyor; Pazartesi gelmeden tatilim bitmiş oluyor…Geçtiğimiz Cuma ne zamandır yapmadığım tavuklu salata ile tatilime başladım, ardından bilgisayar ve bu aralar sardığım bir aşk romanı ile gecenin ikisini gördüm sanırım :) Kişisel gelişim kitaplarına biraz ara verdim, bazen çok yavaş ilerliyor bir olay anlatmayan kitaplar; devam edemiyorum kimilerine zaman zaman… Kısıtlı bir öğle arasında kitapçıda elime gelen bu cep kitap şu anda boş vakitlerimi keyifli geçirmemi sağlıyor; hatta Cuma gecemi o kadar keyifli geçirtmiş ki uyumayı bile unutmuşum :)) Aslında yatmadan önce kitap okumak hele ki akıcı bir kitapsa elinizdeki; tehlikeli olabiliyor bazen, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığınız için uykusuzluk göz kapaklarınızın ayrılmaz misafiri oluveriyor :)Cumartesi günü…

Hadi Beraber Ayakkabımızı Süsleyelim ;)

Eskilerden kalma yazlık bir ayakkabım vardı; tek bantı deforme olduğu için kullanmıyordum. Ayakkabı süsleme işine bu kadar girmişken ona da el atayım dedim; modifiye ederken de birkaç fotoğraf çektim, ki çok basit olan bu süslemeyi sizler de eskiyen (ya da eskimesi şart değil) ayakkabılarınız için uygulayabilin ;)1- Renk kombinasyonu yapmak istediğiniz şifonlarınızı, tüllerinizi dökün :)2,3- Seçmiş olduğunuz kumaşlardan daireler kesin – ben sürfile makası kullanmayı daha çok seviyorum.4- Kesmiş olduğunuz dairelerden bir tül-bir şifon şeklinde üst üste getirin – tek tül ya da tek şifon da olabilir.5- Dairelerin orta kısmından büzün.6- Silikon tabancasından aldığınız destek ile büzüşmüş bu daire kumaşları ayakkabınıza yapıştırın ve bu işlemi ayakkabının tüm bantı üzerine uygulayın.Ve sonuç;Ayakkabı tamamen farklı bir hava kazanmamış mı? :)E, hadi şimdi sıra sizde ;)

Puanlı Lovely Shoes Ayakkabıları (kullanılMAmış) Satışta!

Ayakkabılar elime ulaştığında da kalıbının biraz dar olduğundan bahsetmiştim; öyle ki ben bu cici ayakkabıları bir kez bile giyemedim :( Öyle beğenerek aldığım bu puanlı ayakkabılar bana kısmet değilmiş… Bugün gelin ayakkabılarıma talip çıkınca siz Lovely Shoes tutkunları için bu ayakkabıları da satışa çıkarmak geldi aklıma; iyi etmiş miyim? :)Ayakkabı hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;- Siyah üzerine beyaz puanlı, pembe topuklu, pembe fiyonklu;- Dokusu saten gibi;- Yuvarlak burunlu;- Topuk boyu 8 cm civarı;- Ayakkabı numarası 36 (ama kalıbı dar, 35 – 35,5 giyenlere tavsiye edebilirim)- Fiyatı: 50 TL- Kargo ücreti alıcıya ait- Kullanılmamış- Şu an stoklarda bulunmamaktadır.İlgilenen/satın almak isteyen arkadaşım olursa yorum bırakabilir ya da bana e-mail atabilir. Resim siteden alıntıdır.

Lovely Shoes’ dan Aldığım Gelin Ayakkabılarım

Bu sabah (daha doğrusu öğlen) güne lovely shoes konulu bir e-mail’ le başladım; lovely shoes kelimelerini aratıp o kadar çok soru soran mesaj aldım ki bu zamana dek; mesajı okumak için tıkladığımda sanırım kredi kartı ile ödeme yapıp yapılamadığını ya da ayakkabı kalıplarını irdeleyen sorularla karşılaşacağımı düşünüyordum – en popüler iki soru :) Mail’ i okumaya başladığımda yanıldığımı anladım; düğünü için kendisine ayakkabı arayan bir arkadaşım tesadüfen blogumu keşfetmiş, benim ayakkabılarımı çok beğenmiş, benim gibi ufak-tefek olan gelin adayımız ayakkabılarımı kendisine satıp satamayacağımı soruyordu. Aslında zamanında düşünmedim değil, ama araya birşeyler girmiş, unutmuştum. Zaten topu topu iki kez giydiğim bu yüksek topuklu ayakkabılar hiç yıpranmadığı gibi farklı bir gün için de giyilecek gibi durmuyor… O nedenle, daha fazla köşede kalacağına, farklı bir gelinin ayağında hayat bulmasını tercih ettim; anlaştıktan sonra bir baktım ayakkabıları göndereceğim adres bana çok yakın – 5 dakika mesafe ya var ya yok :) Tesadüfün böylesi işte; internet üzerinde okuduğumuz blogların…

"Yok Yok" Salatası :)

Size salata yapmayı çok sevdiğimi söylemiş miydim daha önce? Hatta geniş bir salata arşivimin olduğunu ve mutfakta kendime en güvendiğim şeyin “salata” olduğunu, istisnasız her daim aynı tadı buldurabildiğimi :))Hatta bir kere tabu oynuyorduk da arkadaşlarla; eşime salatayı “En iyi yaptığım şey?” diye sorup saniyesinde doğru cevabı almıştım :) Rakiplerimizin de bize o anki bakışları görülmeye değerdi doğrusu :))Ben bu salatanın benzerini Nazo’ da görmüştüm daha önce ve çok beğenmiştim, sonra kendimce bu salatayı yeniden yorumladım. Yapılışı basit, tadı güzel, görünümü zengin, misafirlerinize göğsünüzü gere gere sunabileceğiniz bir aperatif :)Bugün de Cuma’ nın verdiği yorgunlukla; basit, hızlı birşeyler olsun istedim yemekte. Gerçi her daim yemek yapma fırsatım olmuyor ne yazık ki, trafikle boğuşmaktan bitap düşmüş şekilde eve girdiğimde saat kimi zaman 20.00′ e gelirken hele ki karnım fena halde gurulduyorsa yemek yapmayı bekleyecek sabrım olmuyor, iki kişi için de tencere tencere yemek yapmak pek mantıklı gelmiyor, ki sürekli yenmiyor, ziyan oluyor…Basit ve hızlı…

“Mim”sel, “Ben”sel, “Siz”sel Mevzular :)

Birsürü mimim birikti yine; herşeyden önce kendi başlattığım fiyonk mimine yanıt veren arkadaşlarımın en güzel fiyonklarını seçmem lazım *-*Bir mim listesi yapmam gerekirse; HayatgüzelÇokoprensin TutkunuLolipuKitap CadısıToplam dört mimim var yanıtlamam gereken; moda girdiğimde her mime gereken ilgiyi göstereceğim, hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiiim ;)

Saçlarım Düz Olsa…

Çok sık karşılaştığım bir sorudur bu: ” Saçların düz olsa beline değer mi? ” :)Saçlarım çook uzunken fön çektirmediğim için bu soruya cevap veremiyorum. Ben zaten çok da fön çektirmem, hatta saçımı kestirmedikçe fön çektirmem desem daha doğru olur :) Neden saçımı düz kullanmıyorum peki? Alışmışım ben kıvırcıklarıma :) Saçlarım dağılsın, kabarsın, ben yürürken zıplasınlar filan ^-^ Saçlarım düz olunca sanki ben “ben” olmuyorum, çok ciddi geliyorum kendime :)Zaman zaman yine değişiklik iyi olabiliyor, beni düz saçlarla görmemiş olanlar tanıyamıyor filan :)Bu fotoğraf da geçen sene çekilmiştir; son çektirdiğim fön diyeyim *-* Yıllarca fön çektirmeyeceğimi bildiğim için fotoğraflamışım hemen kendi kendimi :))Dediğim gibi; ben düz saçı yakıştıramıyorum kendime, buyrun bir de siz bakın, siz yorumlayın :)

Blog Yazılarınıza Link Vermek ve Daha Fazlası

Sevgili Sihirli Değnek – Çokoprensin Tutkunu blog yazılarımız içinde eski yazılarımıza nasıl link verdiğimizi çözememiş ve bu konuda yardım istemişti. Yorum hanesinde anlatmak zor olacağından, birkaç görsel ile anlatımı buraya taşımak ve bu vesile ile blogger dünyasında yeni olan arkadaşlarımıza da faydalı olabilecek birkaç noktaya değinmek istiyorum. Öncelikle blogunuzun güncellenmiş düzenleyicide yayın yaptığından emin olun yalnız; çünkü anlatımım onun üzerinden olacaktır. Şu şekilde ihtiyacımız olan kontrolü yapabilirsiniz;Ayarlar > Temel > Genel AyarlarAdım adım anlatmak gerekirse ;Adım 1 – Kayıtlarınızı oluşturduğunuz bölüme “Yeni Kayıt” sekmesine tıklayarak ulaşın ve yayınlamak istediğiniz yazınızı yazın.Adım 2 – Yazınız içerisindeki hangi kelime ya da kelimelere tıklanarak farklı bir linke ulaşılmasını istiyorsanız, o kısmı mouse ile seçin.Adım 3 – Yazı yazdığınız bölmenin üst kısmında “Bağla” diye bir sekme göreceksiniz. Ona tıklayın. Dikkat: Adım 2’ de seçmiş olduğunuz kelimeler hala seçili olmalı; aksi takdirde link bağlama işleminiz başarısız olacaktır.Adım 4 – Bağla sekmesine tıkladıktan sonra blogger size bir web adresi…

Kurşun Kalem Gibi Olabilmek

Kişisel gelişim sitelerinden birinde gözüme çarpan bu yazı, insan hayatının kurşun kaleme benzeyen yönlerini çok güzel dile getirmiş; sizinle de paylaşmak istedim. Keyifli vakit geçirmenizi dilerim.———————————————————–Büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu: “Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikâye olma ihtimali var mı?” Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi: “Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin” Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi.”İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki!” “Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri kendinde benimseyebilirsen hep dünyayla barışık bir insan olursun. Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Tanrı`dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir. İkinci özellik: Zaman…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme