Genel

Renginizi Nasıl Alırdınız?

Kırmızının canlılığıyla mı? Morun ihtişamıyla mı? Turuncunun sıcaklığıyla mı? Yeşilin rahatlatıcılığıyla mı? Yoksa, mavinin huzuruyla mı? Renginizi nasıl alırdınız? Hele bir söyleyin, bakayım :) Ekleme (1) – 27.09.2011 – Bu yazı, yeni yorumlara kapatılmıştır. Sebebi ayrıca açıklanacaktır ;) Ekleme (2) – 29.09.2011 – Sebebi, ayrıca açıklanmıştır ;) Resim, alıntıdır.

Romantik Takı Askısı

Cuma akşamı işten çıkmama doğru aklıma düştü beyaz sprey boya. Hâlbuki çook uzun zamandır aklımdaydı; ben yabancı bloglarda yeni birşeyler gördükçe hatırlıyor, sonra unutuyordum :) Not defterine yazmam bile yeterli gelmiyor bazı şeyler için; gönlüme de yazmam lâzım *-* O kadar çok yapılacak şey çıkarıyorum ki; hangi birine öncelik vereceğimi şaşırıyorum bazen. Zaman zaman da fikirlerimin hepsi beni terk ediyor; memnuniyetsiz haller içerisinde buluyorum kendimi… Neyse ki bu günler, o günler değil ;) En son sevgili Ahu’ nun blogunda yayınladığı not panosu konulu yazıda geçen “sprey boya” kelimeleri bana hatırlattı kendisini ve “Tamam” dedim, “Bu kez unutmak yok, atlamak yok”. Görevime de çok sadığımdır; hemen internette sprey boyaları aramaya koyuldum ve Koçtaş’ tan almaya karar verdikten sonra mağazayı telefonla arayıp stokta bulunup bulunmadığını bile kontrol ettim :) Eşimin “Altı üstü boya” diyerek attığım plânlı-programlı adımlarla dalga geçmesi dahi yıldırmadı beni; ben evde kendimi sprey boya ile harikalar yaratırken hayal etmeye…

Renkli Bir Haftasonu Olsun :)

Daha düne kadar yağmurlardan sıkılmış bir halde yaz mevsiminin bu sene gelip gelmeyeceğini merakla beklerken, güneş biraz yüzünü gösterip de terletince bizleri serinleme telaşına düşüveriyor, oflayıp puflamaya başlıyoruz. Hiç de tatmin olamayız zaten :) Yaz gelir, sıcaklardan şikâyet ederiz; kış gelir, soğuklardan… Bir arkadaşım “Gökyüzüne klima takmak lâzım” demişti de o bile çözüm değil bence :) Vücut ısıları birbirini tutmayan; aşırı üşüyen ve aşırı terleyen kaç tane insan vardır; herkesi mutlu etmek yine ne mümkün :)) Biz bir ofiste avuç içi kadar insan daha ortak noktayı bulamamışken ve yıllardır bunun hiçbir firmada sağlanabildiğine daha şahit bile olamamışken ben… Neredeyse 10 sene! Bırak herkesi kendi haline en iyisi *-* Hem korkarım ben öyle gökyüzüne klima filan takarlarsa; kumandası hiçbir zaman benim elime geçmez onun, bilirim :D Ya ölesiye üşür, ya da eririm ondan sonra :)) Dereceyi yükseltmelerini ya da düşürmelerini istediğimde de “Bu merkezi sistem” derler, otururum aşağı :))) Eh, neyse ki bunun…

Eti Cin’lerim Var En Tatlılarından :))

Herkesin Eti Cin’ i olabilir; ama benimkiler gibi asslaa :) Öyle bir Eti Cin ki bunlar; hem tatlı, hem de ye, ye, bitmez olanlarından… Ben sadece bir tane bekliyordum, yavrusunu da kapmış, gelmiş yanıma taa Denizli’ lerden. O kadar mutlu oldum; ki kaptım ikisini de, parka götürdüm baba – oğul :) Öyle de sempatikler ki; kamera karşısında ancak bu kadar fotojenik olunur. Bir fotoğrafınız mı güzel olmaz sizin, hain Eti Cinleeer? :)) Peki, nerden çıktı bunlar, değil mi? Durup dururken gelmişler evime ailecek :)) Aylaaar, yıllaaar önceydi. Bir Eti Cin görmüştüm hayal meyal; öyle güzeldi ki hiç aklımdan çıkmamıştı. Hani ilk görüşte aşk derler ya; bizimki de öyle olmuştu. Tabii benimki o zamanlar plâtonik :) Aşkımı kalbime gömdüğümde ne olduysa yine çıktı karşıma ve o gün öğrendim ki; o şirin Eti Cin’ i dünyaya getiren, benim yakınen tanıdığım, pek çoğunuzun da bildiği örgü oyuncaklar kraliçesi Yasemin Kale’ den başkası değilmiş…

Facebook Derlemeleri :)

Genelde Facebook üzerinden ileti güncellemelerini dışarıdayken cep telefonumdan yapıyorum; baktım blogum bazılarından mahrum kalmış, ben de bu seneki iletilerimden kısa bir derleme yapayım dedim :) ***** Metrobüsten her sabah çıkarken yol kartıma 60 kuruş iade ediliyor ya, işte o zaman kendimi “Super Mario” gibi hissediyorum :)) ***** İstanbul’un köpeği de pek bir akıllı canım, üst geçiti kullanarak karşıdan karşıya geçiyor :p ***** Türk halkının yüzde 75’i kredi kartına 12 taksit yaptırarak tatile gidiyormuş, şimdi anladım bu sene niye tatile gidemediğimi :p Facebook iletim de @Çeşme’siz kaldı ama hadi neyse :)) ***** Kapının önündeki ayakkabıları çalan erkekti sanırım; çünkü benim çiçekli ayakkabılarım onu cezbetmemiş :D ***** Sabah kahvaltısı için pastanede kendi sandvicini oluşturan insan; tercihini kepekli ekmekten yana kullanıp içine amerikan salatası ve salam koydurarak nasıl bir miden olduğu hakkında beni derin endişelere düşürdün :s :)) ***** Saçlarımı geriye attığımda arada çıkan beyazları görüp şaşıranlar; o saçlar bir gecede beyazlamış imajı…

Özel Sayı: Burda Gelinlik

Her ne kadar evlilik arefesinde olan arkadaşlarımın daha çok ilgi odağı gibi gözükse de Burda dergisinin özel sayı olarak çıkarttığı Gelinlik dergisi içindeki fikirlerle kokoş bayanları da oldukça etkileyecek gibime geliyor; çünkü içerisinde gündelik hayata uyarlanabilecek bir sürü yaratıcı fikir mevcut :) Eğer kitapçılarda gözünüzden kaçtıysa mutlaka arşivinize ekleyin derim ;)

Dikiş Teknikleri Kitabından

Geçen hafta Singer – Dikiş Teknikleri kitabından bahsederken görsel ekleyememiştim; soran arkadaşlarıma fikir vermesi adına kitaptan birkaç sayfayı fotoğrafladım. Konu ile ilgili önceki yazımı kaçıranlar buradan zıplayabilirler ;) Daha önce de söylediğim gibi; benim en çok ilgimi çeken kısım projeler :) Henüz denemek için zamanım olmasa da kumaşlarımı değerlendirmem için bu kitapta birçok alternatif bulacağımdan eminim *-* Kitabı satın almak isteyenler Ucuzluk Vadisi üzerinde piyasa fiyatından çok daha uyguna kitabı bulabilirler. Umarım görseller az da olsa meraklılarına fikir verebilmiştir :)

Dikiş Meraklılarına: Singer Dikiş Teknikleri Kitabı

Bir hafta önce… Öğle yemeği arasında D&R’ da kaybolmuşum; o kitap senin, bu kitap benim… Laf aramızda; ben bir saatlik öğle yemeği sürecinde bazen kitapçı ya da mağaza gezmek için yemeğimi hızlı hızlı ya da bilemediniz yürüyerek yerim :D O kısacık süre benim için nimet çünkü; iyi değerlendirmem lazım *-* Her neyse, ben konuyu dağıtmadan devam edeyim anlatmaya; Derken bir kitap takılıyor gözüme; yok, yok bu kitap değil, ansiklopedi olur olsa olsa; kuşe kağıda, 400 küsür sayfa. Ama öyle güzel jelatinlemişler ki içini açıp bakamıyorum ve içinde ne olduğunu öğrenmek için merakla sağını solunu çevirip duruyorum. Iııhh, hiçbir ipucu yok; ama öyle de güzel gözüküyor ki… Alsam mı diyorum; fiyatına bir bakıyorum: 40 TL! Yuh diyesim geliyor ama bu ansiklopedi canım, değmez mi? Öyle de ağır ki! Ben bunu eve kadar taşıyabilir miyim diye düşüne düşüne kucağımda o dikiş kitabı ile kitapçının içinde dolanıp duruyorum, taa ki mesaiye yetişmem gerektiğini…

Puanlı Lovely Shoes Ayakkabıları (kullanılMAmış) Satışta!

Ayakkabılar elime ulaştığında da kalıbının biraz dar olduğundan bahsetmiştim; öyle ki ben bu cici ayakkabıları bir kez bile giyemedim :( Öyle beğenerek aldığım bu puanlı ayakkabılar bana kısmet değilmiş… Bugün gelin ayakkabılarıma talip çıkınca siz Lovely Shoes tutkunları için bu ayakkabıları da satışa çıkarmak geldi aklıma; iyi etmiş miyim? :)Ayakkabı hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;- Siyah üzerine beyaz puanlı, pembe topuklu, pembe fiyonklu;- Dokusu saten gibi;- Yuvarlak burunlu;- Topuk boyu 8 cm civarı;- Ayakkabı numarası 36 (ama kalıbı dar, 35 – 35,5 giyenlere tavsiye edebilirim)- Fiyatı: 50 TL- Kargo ücreti alıcıya ait- Kullanılmamış- Şu an stoklarda bulunmamaktadır.İlgilenen/satın almak isteyen arkadaşım olursa yorum bırakabilir ya da bana e-mail atabilir. Resim siteden alıntıdır.

Lovely Shoes’ dan Aldığım Gelin Ayakkabılarım

Bu sabah (daha doğrusu öğlen) güne lovely shoes konulu bir e-mail’ le başladım; lovely shoes kelimelerini aratıp o kadar çok soru soran mesaj aldım ki bu zamana dek; mesajı okumak için tıkladığımda sanırım kredi kartı ile ödeme yapıp yapılamadığını ya da ayakkabı kalıplarını irdeleyen sorularla karşılaşacağımı düşünüyordum – en popüler iki soru :) Mail’ i okumaya başladığımda yanıldığımı anladım; düğünü için kendisine ayakkabı arayan bir arkadaşım tesadüfen blogumu keşfetmiş, benim ayakkabılarımı çok beğenmiş, benim gibi ufak-tefek olan gelin adayımız ayakkabılarımı kendisine satıp satamayacağımı soruyordu. Aslında zamanında düşünmedim değil, ama araya birşeyler girmiş, unutmuştum. Zaten topu topu iki kez giydiğim bu yüksek topuklu ayakkabılar hiç yıpranmadığı gibi farklı bir gün için de giyilecek gibi durmuyor… O nedenle, daha fazla köşede kalacağına, farklı bir gelinin ayağında hayat bulmasını tercih ettim; anlaştıktan sonra bir baktım ayakkabıları göndereceğim adres bana çok yakın – 5 dakika mesafe ya var ya yok :) Tesadüfün böylesi işte; internet üzerinde okuduğumuz blogların…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme