Nisan 2011

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Nisan 2011

Fotoğraf Çekmek

Fotoğraf çekmek benim için çoook uzun zamandır bir tutku; hatta kendimi bildim bileli diyebilirim :) Şimdilerde ise elimdeki yarı profesyonel makine ile bu aşkım iyice alevlendi :)) Hatta öyle ki bazen işyerindeyken onu özlüyorum, haha :D Yolda yürürken filan bazen kendimi vizörden bakıyor gibi hissediyorum desem :))) İlk başlarda elim makineyi yadırgasa da, ben ona sanki yeni doğmuş bebek taşıyormuşum muamelesi yapsam da çok geçmeden alıştık birbirimize *-* Sony dijital fotoğraf makinemi kullanır mıyım diye düşünürken pabucunu çoktan attım dama… Şimdilerde anlıyorum ki; meğer ben fotoğraf çekmiyormuşum arkadaşlar :)) Vizörden bakmak gerçekten çok farklı ve o makineyi elinizde kavradığınızda bambaşka bir dünyaya yelken açıyorsunuz sanki… Sanki’ si fazla; öyle aslında… Bakın, bunu daha bir aylık çömez söylüyor, ehehe :D Yıllardır profesyonel makine ile fotoğraf çeken arkadaşlarım kimbilir neler hissediyorlardır… Şimdi diyorum ki keşke daha önce parama kıyıp alsaymışım bu makineyi; ne çok şey kaçırmışım… Hala bir çok özelliğini bilmemekle beraber…

Benim Sushico Kutularım

Sushico Çin, Japon, Tayland gibi Uzakdoğu kültürüne özgü yemekleri bulabileceğiniz bir restaurant; bilenleriniz vardır mutlaka. Gerçi ben yemeklerini bilmem, zaten bu yazıyı yazmadaki amacım da bu değil :) Bildiğim bir şey varsa; kutuları şahane :) Yemeklerini bir kez bile yemeden kutularının tadına nasıl baktığıma gelince; Malum, Japon firmasında çalışıyorum; hal böyle olunca Japon yemekleri ağır baharat kokuları eşliğinde sık sık ofisime uğrayabiliyor :) Yine bu kokular eşliğinde bir gün öğle yemeğine çıkarken ne gördüm, bilin bakalım? Bir tane güzelim kutuyu kağıt çöpüne atmışlar; üzerinde de ışıl ışıl Sushico baskısı :) “Kıyılır mı hiç bunlara! Verin onları bana” deyip el koydum hemen tabii; o gün bugündür de her Sushico siparişi sonrası tüm kutularını toplamaya başladım :)) Şimdi fırsatını buldukça çekmecelerde, masamda muhafaza ettiğim kutuları birer birer eve taşıyorum :D Tam çöpçüyüm, değil mi :))) Bunları ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yok ama .* Kimisini kumaşla, kimisini yapışkanlı kağıtlarla kaplar;…

İstanbul Kanatlarımın Altında

Yanlış bilmiyorsam 54. kattaydı bulunduğum nokta… Oraya ulaşmak için asansörde geçirdiğim vakitten her ne kadar memnun olmasam da kapıdan dışarı çıkmamla gördüklerim tam anlamı ile “İstanbul kanatlarımın altında” dedirtti bana… Ve adımımı atar atmaz anladım ki havalar oralarda epeyce rüzgarlıymış :) Hani camlarla çevrelemeseler belki de ben kuş olur uçardım İstanbul üzerinden; şöyle İzmir semalarına doğru – hazır fırsatını bulmuşken :)) Herşey oyuncak gibiydi oradan bakınca… Şanslısınız; buradan Mövenpick oteli tepeden görebilirsiniz… Sabancı’ nın ikiz kulelerinin endamını… Ve tabii çok daha fazlasını… Merak ettiyseniz eğer, sizi Levent’ te Sapphire Alışveriş Merkezi’ ne alalım; Seyir Terası’ na gitmek için 15 TL karşılığı bir bilet alırsanız hemen girişte; bu görsel şölenden siz de sınırsız faydalanabilirsiniz. Yalnız yanınıza hırka, eldiven, bere almayı unutmayın; malum orada havalar oldukça soğuk :)

Deren Bebek’ten Yeni Pozlar

Dün daha iyi anladım ki; bebek fotoğrafı çekmek gerçekten zor :) Ne yetişkin bir insanı ne de bir ürünü çekmeye benziyor. Tam güzel bir poz yakaladığıma inanıyorum ki ben deklanşöre basana kadar o andan eser yok :)) Böyle durumlarda sanırım en iyisi sürekli çekim yapmak; açıyı, ışığı ayarladıktan sonra mutlaka yakalanan güzel kareler çıkıyor ortaya… İşte Deren Bebek’ ten yeni pozlar; Biraz da annesi ve babası ile; O kadar çok fotoğraf çekmişim ki – makine elimden düşmedi; normaldir :)) – aralarında seçim yapmakta epeyce zorlanıyorum şimdi. Tütülü fotoğrafları ise bir sonraki yazıma kaldı :) Pardon yaa, siz asıl onları bekliyordunuz, değil mi? :))

Deren Bebek; Ne Tatlı Şeysin Sen Yahu :)

Hazırladığım bebek cicilerini sahibine ulaştırmayı başardım :) O zaman alkışş bana :)) Bir hafta boyunca neredeyse her gün 5 saat uyuyup Cumartesi gününü de aynı istikrarlı uyku düzeyinde ayakta durarak geçirebildiğim için kocaman ALKIŞ bana :) Mevzu bahis böyle sevimli olunca tatil günü olmasına rağmen sabahın erken saatinde kalkabildim tabii; siz bu tatlı şey için uykunuzdan fedakarlık etmez miydiniz? :) Not: Sanırım 500 kare fotoğraf çektim O_O Hepsi mümkün olmasa da en beğendiğim karelerle ve tabii ki mutlak surette yaptığım cicilerin içinde bebişin fotoğraflarını ilerleyen günlerde sizlerle paylaşıyor olacağım :) O tütü içinde var yaa melek gibiydi melek :) Yalnız babasından uyarı; lütfen “Maşallah” deyin :))

Bir Fotoğraf Çekilebilir miyiz? :)

Profesyonel olsun, olmasın; fotoğraf makinenizi elinize yeni yeni aldığınız günlerde yakınınızda kim varsa onları dürtüp durmaz mısınız? :) Şanslıysanız o kişi fotoğraf çekilmekten hoşlanıyordur; eğer uzun süre ilgi odağı olmaktan sıkılan birisi ise işiniz zor… Bugün işyerine giderken fotoğraf makinemi yanıma almıştım; Cuma neşesi etkisiyle olsa gerek :)) Ve anladım ki ben o şanslı gruptayım; çevremde fotoğraf çekilmek isteyen birçok insan buluverdim bir anda :D Kısıtlı bir zaman diliminde haşır neşir olduğum makinemin objektifine takılan, doğallığı sebebi ile hoşuma giden bir kare; Siz nasıl buldunuz peki? Önemli Not: Yorumsuz bırakmayın amaa; özellikle tavsiyelere çok ihtiyacım var *-* Not-2: Bir önceki yazıma bıraktığınız yorumlara henüz dönemedim; yarın bebeği görmeye gideceğim, çok erken uyanmam lazım çoook :) Dönüşte yorumlarla bir bir ilgileneceğiiimmm :)

Sohbet

Sanırım blogspot uzantılarına erişim yasağı bugün itibari ile kaldırıldı; sanırım diyorum, çünkü şu son iki ay içerisinde o kadar abuk olay yaşadım ki artık neye inanacağımı bilmiyorum. Ama yok, yok; benim bilgisayarım blogspot uzantılı bir blogu açtıysa bu yasak artık kalkmıştır :) Hadi gözümüz aydın olaaa! ;) Bu süreç içerisinde hiç kimseyi doğru düzgün takip edemedim desem yalan söylemiş olmam. Zaman zaman telefon ekranından okuyabildiğim satırlarınıza her ne kadar yorum yapmak istesem de telefondan internet bağlantısı biraz sıkıntılı olduğu için çoğunlukla yazdığım yorumları size iletemeden kendi kendime konuştum durdum O_o Okuyamadığım bir yığın paylaşımınız olduğundan eminim, ağır ağır da olsa açığı kapatacağıma söz veriyorum ;) Bilenler vardır; ben blogspot yasağı sonrasında kendi alan adıma taşındım, adresimde değişiklik olduğu için beni tanımakta güçlük çekenler olabilir. İşte bu noktada ihtiyacı olanlara bir ipucu: Heeey, ben Cheerful Demet; hatırladın mı? :)) Bak, en tepeye tazecik çekilmiş resmimi de koydum; bu kabarık saçlardan artık…

Teoride İlkbahar

Öyle özledim ki güneşli havaları; bu sene kara bulutlar terk edemedi bir türlü buraları… Arada güneş yüzünü gösterdiğinde havalar ısınıyor diye ümitlenirken aniden yağan yağmur tüm neşemi silip süpürüyor bir anda… Sanki Nisan ayında değiliz… Zaten neymiş; teoride ilkbaharı, pratikte sonbaharı yaşıyormuşuz. Bence mevsimlerden şu an kış; donuyoruz resmen… Bu fotoğrafı da geçtiğimiz haftasonu mini fotoğraf gezimiz esnasında güneş yüzünü gösterdiği bir ara çekmiştim; elimde baharın tek kanıtı gibi kalakaldı öylece…

Bebek Hediyesi

Herşey bir tütü ile başladı; nerden aklıma düştüyse gece gece… Tulumu da olmalı dedim; ertesi gün aldığım beyaz bir bebek üstünü en kokoş hale getirmek için tüm hayal gücümü seferber ettim :) Madem bu kadar uğraştım; hediye paketi de bizzat benim elimden çıkmalıydı – çıktı da :) Şimdiyse sıra küçük sahibine ulaşmakta; onu da yapabilirsem…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme