Alışveriş Notları

Beni Bu İndirimler Mahvetti :))

Benim bir elbiseye ya da bir ayakkabıya fahiş bir rakam ödediğim öyle kolay kolay görülmez; ama on ayakkabıya o rakamı ödediğim sıklıkla görülür :) Kısaca benim için önemli olan niceliktir bir bakıma. Elimdeki paraya ne kadar çok hoşuma giden şey bulur ve alırsam, o kadar “başarmış” görürüm kendimi *-* Ne başarıyorsam bu arada :))) O yüzden pazarlar, indirim reyonları benim için bir cennettir adeta; sepetleri eşelemek, ne alırsan 5 TL standlarında kapış kapış olayına girişmek… Etiket fiyatının yüzde bilmemkaç altında birşeyler almak alışverişin benim sözlüğümdeki karşılığı olsa gerek :) Gerçi hangi bayanı indirimler, yarı fiyatına satışlar, %70 indirimler cezbetmez ki diyerek anlatmaya başlayayım ufaktan… Öyle güzel ki o “İNDİRİM” yazısını mağaza vitrininde görmek… Adeta çağırıyor insanı içeriye… Evet, bazen kandırdıkları da oluyor, orası da bir gerçek. Camda “Ne alırsan 10 TL” yazıyor, içeri giriyorsun “20-30-40 TL” derken bir bakmışsın, indirimli fiyattan eser yok :) Öyle olunca sinirleniyorum zaten ben, alacağım…

Yeni Alet – Edevat: Delik Açma ve Perçin Pensesi

Uzun zamandır almak istiyordum bu aletlerden; sağolsun, sevgili Antigone paylaşınca hemen ışınlandım Tchibo’ nun sitesine. Hayatımın en hızlı online alışverişini de yaptığımı söyleyebilirim bu arada :) Siteye üye olmam, ürünü sepete ekleyip ödemeyi gerçekleştirmemle bu fırsattan haberdar olmam arasında 10-15 dakikalık bir zaman dilimi vardır :)) Ya kaçırırsam diye, işyerinde alışveriş yaptım ya bir de; gözünü sevdiğimin teknolojisi :D Tchibo’ dan ilk alışverişim de bu vesileyle kayıtlara geçmiş oldu; ortalama bir günde ürünü hazırlayıp kargoya verdiler ve hiç sorun yaşamadan da teslim aldım. Hele küçücük ürünleri devasa boyutta kutu içerisinde göndermemişler mi; mest ettiler beni *-* Sadece kutusu için bile sipariş verebilirim yani :)) Bilirsiniz, kutuların benim için önemi çok büyüktür; bakınız Sushico kutularım :) Penseler mi? Evet, işlev olarak beklediğim ancak kullanmak için biraz erkek gücüne ihtiyaç duyduğum parçalar olur kendileri. Bu noktada devreye giren eşim fermuar ayağı değiştirmek dışında yeni bir görevi olduğu için ne kadar mutlu olur,…

Yine Yeniden English Home

Mağazada ilk gördüğümde tutulmuştum bu aynaya; sağını – solunu saran yapraklar, çiçekler arasında yansımamı görmek tarif edilmez bir duyguydu… Sanki altın bir de tarak vardı diğer elimde *-* “Benim olmalıydı” derken tükendiğine şahit oldum bir gün; birinin kenarındaki çizik, başka birinin üzerindeki bir çiçeğin gözüme batması derken kaçırmıştım onu… Kuşlu bir mumluk vardı bir de, değişik ebatlarda öyle sevimli gözüküyorlardı ki gözüme… Derken bir şamdan dikkatimi çekti başka bir ziyaretimde… O kaçırdığım aynanın sanki ikizi gibi yapraklı, çiçekli görüntüsüne baktığımda kendimi büyülü bir akşam yemeğinde hayal ediyordum istemsizce… Sonra bir gün o ayna başka bir mağazada tekrar çıktı karşıma… Hafif bir çizik vardı yine gözüme batan ama stokta kalan sonuncuydu, dedim içimden “Belki de beni bekliyor oracıkta”… O zaman bu özlem bir “S O N” bulmalıydı artık… Yalnız birini alsam diğerinde aklım kalacak, en iyisi üçünü de kapıp kararımı değiştirmeden kasaya yürümekti hızlı adımlarla :) Öyle de oldu; erdim muradıma…

Farkındayım; “English Home” Müptelâsıyım : )

English Home mağazasının işyerinde burnumun dibinde olması sevinilecek birşey mi; bilmiyorum :) Çünkü ben düzenli olarak oraya uğrayıp başımı döndüren o mis kokular eşliğinde farkında olmadan alışveriş yapıyorum ve kendime engel olamıyorum :)) Bir gün, çiçekli bir askı öyle içimi açıyor; ki “Bir tane de benim olsa ne olur!” diyorum – hatta üç tane oluyorlar – çünkü öyle satılıyor :)) Başka bir gün, romantik peçeteler takılıyor gözüme; “Alırım ama kimseye kullandırmam” diyorum :) Bir gün dekupaj yapacağıma, o zaman kullanacağıma dair söz veriyorum kendime *-* Peki, ayakkabı kokularına ne demeli? Biri lavanta, biri gül… Ayakkabılığa koymaya kıyamam ki :) Ufak-tefek şeyler aslında hepsi, büyüklerinde de gözüm var ama hala kredi kartı yasağım var benim – irademe yenik düşersem bir daha toplayamamaktan korkuyorum, o yüzden şimdilik bu minik şeylerle kendimi avutuyorum :)

Şekilli Delgeç Hastalığına Tutuldum – Bulaşıcıdır : )

Şekilli delgeç hastalığı diye birşey yoktur muhakkak, aslında yoktu demem lâzım; çünkü artık var :) Ben o hastalığa tutuldum; hem de en şekilgeçlerinden :)) Aylarca engel olmuştum kendime, ne güzel… “Çocuk musun sen?!” demiştim, “Ne gerek var!” demiştim, “Herşeye yettin de bir o mu kaldı?!” demiştim, kasaya yöneldiğimde “Zaten şekiller çok küçük” diye vazgeçirmiştim kendimi… {Hepsi almamak için bahane ya, neyse} Derken olan oldu. Hep aklıma koyduğum bir şeyi o an derinlere gömsem de er ya da geç hayatıma dahil ettiğim gibi buna da “Merhaba” dedim en masumane şekilde :) Yalnızzz… Bir tanesini satın almamla gereksiz (!) bir alışveriş listesi oluşturdum sanırsam kendime :S Ve sadece bir çiçek figüründen şimdi diğer şekillere de bakmadan geçemez oldum. En kötü haber de; daha büyük şekilli delgeçleri keşfettim, hay o Kabalcı’ ya girmez olaydım – dünyam şaştı {Kabalcı ne diye düşünenlere, Beşiktaş’ taki muazzam kitabevi desem}… Öyle çok beğendim ki her bir şekilgeçi,…

Yeni Kumaşlar, Fermuarlı Çalışmalar

Cumartesi günü Beşiktaş’ ta “küçücük, içi dolu kumaşçık bir dükkânı” sık ziyaret edilecekler listesine ekledim; sevgili Ayda sağolsun :) Benim gibi adres bulmakta bu kadar başarısız birine öyle güzel tarif etti ki gittiği kumaşçıyı, elimle koymuş gibi buldum. Tabii, eşimin de ucundan azıcık müdahalesi oldu ama sonuçta tek başıma gittim, kumaşçıyı ben buldum ve kumaşlarımı aldım – büyük başarı :)) İçeri girdiğimde hangi kumaşı alacağım konusunda öyle kararsız kaldım ki; beş adımda bitecek dükkânda yarım saatten fazla oyalandığımı söyleyebilirim. Benden önce oraya gelen bayan “Sizin işiniz kısa sürecek sanırım” diyerek bana öncelik verme inceliğinde bulunsa da kabul etmedim :) Çünkü işimin uzun sürmeyeceğini biliyordum ve kabul etseydim o baskı altında en beğendiğim kumaşları es geçip sonradan “Ben niye aldım ki bunu?!” diyebileceğim tercihler yapabilirdim – kendini tanımak da güzel şey :) Meydan bana kalınca, önce kumaşların fiyatlarını sordum. Sonra minik bütçeme göre ne kadar fazla kumaş alabilirim hesabına girip, her…

Akıllara Zarar Bu Düğmeler :)

Bu düğmeleri son Kadıköy Pazarı gezmemde keşfettim. Yanlarına gittiğimde tezgâh bomboştu. İki koca sepetin altını üstüne getirdim ve sanırım her gördüğüm poşeti satın aldım :) Ya bir poşeti 1 TL idi ya da iki poşeti 3 TL; fiyatını çok net hatırlamıyorum, o an aklım başımda değildi :)) Zaten öyle bir aşkla kurcalamaya başlamışım ki poşetleri, birkaç kız da benden sonra kurcalamaya başladı sepetleri ama geç kaldılar; çünkü en güzellerini ben kaptım :p :)) Sembolik olarak birkaç grup düğmenin de fotoğrafını çektim. Tüm poşetleri dökecek cesareti kendimde bulamadım ne yalan söyleyeyim, yoksa birkaç haftasonu sadece düğme fotoğrafı çekmem gerekecekti :)) Daha kumaş kaplılar, kalpliler derken bir sürü çeşit var; artık onlara sıra geldikçe yeni projelerde görürsünüz burada :) Not – 1: Anne dantelleri burada devreye giriyor :) Not – 2: Ben iki yıl önce bu düğmeleri evrene sipariş vermişim aslında, bakınız burada ;)

Yeni Yıl Heyecanından Payıma Düşenler

Vitrinler süslenip alışveriş merkezlerinin önleri ışıl ışıl olurken o heyecana kendini kaptırmayan var mı acaba içinizde? Beni biliyorsunuz zaten; içindeki çocuk ruhu tek bir ışıltıyla gün yüzüne çıkarmaya hazırım her daim *-* Yeter ki birşeyler parlasın o camların arkasında, gözüme sevimli gelen birkaç oyuncak göreyim; çocuktan çocuk olurum anında :) Yeni yıl aksesuarları da zaten beni cezbeden şeylerin başında gelir. Sadece cezbetmekle kalsalar; benimle beraber eve gelmek için kendi aralarında adeta yarışa girerler ve birkaç tanesi yarışı MUTLAKA kazanır :) Geride kalanlar üzülür, ben de üzülürüm; ama hepsini de evime alamam ki; yerim dar zaten *-* Boyner’ de yıldızlı bir servis tabağı ilişir gözüme; eskitme tarzını sevdiğimden alırım. Yılbaşı bahane, fotoğraf çekimlerinde fon yapmak için kullanma fikri şahane :) Kar taneli bir evim de olsa fena olmaz hani. Hem ışıkları da yanıyor; tabii içine bir mum yerleştirseniz ;) Ve benim meleğim… Daha dün boy göstermişti burada… O kadar sevimli ki;…

Küçük Mucizeler Dükkânı

Belki kitabın isminde geçen “mucize” kelimesiydi beni kendine çeken, belki arka kapaktaki “Yaşadığım her günün değerini biliyorum” cümlesi, belki de kitapçıya ikinci kez gittiğimde o kitabı çok satanlar listesinde görmemdi… Benim bir kitabı satın almamı etkileyen önemli faktörlerdir zaten bunlar; kitap kapağının dizaynı, arka kapakta okuyup da etkilendiğim bir cümle, bazen tanıdık bir yazar ismi, bazen sayfalar arasında gözüme çarpan vurucu bir paragraf,… Bu kitap da bana raftan “Al beni” diye seslenenlerden oldu ve kitabı ikinci kez elime aldığımda içime yayılan huzurla kitaplığımda yer açtım ona… Son zamanlarda koşturmaca içerisinde okumaya başladığım kitapların sonunu pek getiremesem de bu kitapla şeytanın bacağını kırdım :) Bir örgü dükkânı… Dört kadın… Adeta örgü örerken hayatlarını iyileştiriyorlar… Ve tabii zaman geçtikçe aralarında güçlenen dostluk da cabası… Aslında bizlere çok da yabancı bir hikâye değil sanıyorum – hele ki hobisi olan bir insana :) İstedikten sonra aşılamayacak engel olmadığını ve hayatınızda birşeyler yapmak için “mükemmeli”…

Bir Elbise Hikâyesi

Cumartesi günü Mecidiyeköy’ de mağazaları gezerken mor renkli örgü bir elbise kestirdim gözüme… “Alsam mı, almasam mı?” arasında gidip gelirken renginin mor olması gönlümü fethetti ve bayramda yeni bir şey giymiş olayım niyeti ile kendi kendime verdiğim cevap tabii ki “Alayım bari” oldu :) Aslında hoşuma giden iki tane elbise vardı ama kasadaki genç kız o mağazada yeni çalışmaya başladığından sanırım, benim gibi sadık bir müşteriye nakit ödeme yaptığım halde ve talep etmeme rağmen indirim yapma nezaketinde bulunmayınca ben de içlerinden sadece bir elbiseyi almaya karar verdim. İyi ki de bir elbise almışım; yoksa yaşayacağım sinir harbi çok daha büyük olacakmış. Şöyle ki; Fotoğraflarda üzerimde gördüğünüz mor elbisenin fiyatı 30 TL idi. Üzerimde nakit bulunduğu halde tekrar banka kuyruğuna girmemek için banka kartımı uzatarak kasadaki kızın ordan nakit çekmesini istedim. Ben pos makinesinde şifremi girdikten sonra yanıt vermediğini söyleyince bir-iki denemeden sonra diğer banka kartımı uzattım ama tekrar aynı yanıtı…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme