benden

10 Yazılar Ana sayfaya dön

Hala Yaşıyorum :)

İnanamıyorum, en son geçtiğimiz yıl yine bu zamanlar yazmışım. Hani çok sık yazamıyorum derken bu kadar uzun bir ara olacağını hiç tahmin etmemiştim. Ucunu bırakınca kaçtı gerçekten. Burada iki elini havaya kaldırmış çaresiz suratıyla size bakan Instagram emojisini hayal edin lütfen :)) İşte ben de şimdi arayı kapatmaya geldim :) Gerçekten geldim mi :)) Ama öyle beylik laflar etmeyeceğim bu sefer “Daha sık yazacağım” filan diye. O zaman strese giriyorum, bir de yazamadığımda vicdan yapıyorum, kendimi sorumlu hissediyorum size karşı. Gerçi hala orada beni okuyan var mı, onu da bilmiyorum :) Sahi yaa, sesimi duyan var mı? :)) Bloglovin kapandığından beri ben takip ettiğim blogların çoğunun izini kaybettim. İsmi aklımda kalan, ciddi gönül bağı kurduğum üç – beş blog sayfasını da arada URL girip kontrol ediyorum yeni yazı yayınlanmış mı diye. Çoğunlukla hayallerim suya düşüyor ama nadiren de olsa bir tane bile güncel bir paylaşım görürsem mutluluktan havalara uçuyorum, yalan…

Uzun Zaman Sonra

İnsan yazmadıkça iki lafı bir araya getirip bir şey diyemiyor, ha yazdım, ha yazacağım derken araya o kadar uzun zaman girdi ki; sonra o ara günler, haftalar derken ayları buldu… Gerçi sosyal medyadan da koptuğum söylenemez, Instagram üzerinden beni takip edenler İpek kızın büyümesine şahit olmakta :) Bu ara hayatım “İpek” dolu olduğu için tüm fotoğraf galerim zaten onun tarafından ele geçirilmiş durumda :)) Uykumu dahi almaya vakit bulamıyorken hobilerim de ister istemez bir köşeye itildi; buna blog yazmak da dahil.. Derken, artık bir dur demenin, ipleri tekrar ele almanın vaktinin çoktan gelip de geçtiğini kendime hatırlatıp bi’ silkelendim. Ne zamandır blog sayfamın görselliği, yazıların akış şekli, vs. içime sinmiyordu, ancak bir türlü fırsat da bulup yenileyememiştim. Baktım, artık hiç bu konuları araştırmaya vaktim yok, en güzeli işinin ehli bir tasarımcı ile anlaşayım ben, ne istediğimi anlatayım, sayfam yenilensin dedim. İyi ki de demişim; çünkü onca detayla tek başıma uğraşmam…

Size MİNİK Bir Haberim Var : )

Yine bir kayboldum, pir kayboldum, değil mi? :) Neredeyse ayda bir yazar oldum.. Bu ara Instagram da öyle gerçi; gün aşırı fotoğraf koyar dururdum, şimdi haftada bir ses veriyorum ancak… Olur böyle şeyler diyerek yine kendimi suçlamaya başlamadan gelin, size ufak bir hikaye anlatayım. İçinizde bilenler var konunun nereye bağlanacağını ama olsun, bloğumun benim için yeri her zaman farklı, burada da dursun isterim, sonra dönüp okumak için tekrar yazdıklarımı.. Gerçi geç bile kaldım ya neyse… Geçen aydı, tarih de 10 Ocak 2015.. Evlilik yıldönümümüzün 5. yılı aynı zamanda. O güne planlar yapmıştık, daha doğrusu yapmıştım. Cumartesi gününe denk geldiği için normalde o gün çalışan eşim izin almıştı. Önce dışarıda güzel bir kahvaltı, sonra Ikea turu – bunu özellikle hobi odama tekrar taşınacak olmamın şerefine bir dolap ya da açık raf sistemi gibi bir şey almak için istiyordum, akşama doğru da bir yemek; ama öyle geçmiş yıllarda yaptığımız gibi lüks bir…

Yine Bir Çamaşır Makinesi Vakası : )

Yine bir gece yarısı makineye çamaşır atmışım.. Ben beklerim o bitsin diye, o ise inatla bir daha, bir daha döndürür durur çamaşırları içinde… Uykum geldikçe hiddetlenir makine sanki :) Bunu kaç kez yaşadım, daha kaç kez yaşayacağım bilemem ama çamaşır makinesi havalara girmesin diye bari bloğuma bir şeyler karalayayım dedim ^_^ “Sen keyfine bak canım! Benim başka işlerim var zaten. Yoksa uyumayacağım ben yani. Sanma ki seni bekliyorum şu an, sesini bile duymuyorum ki!” İnandırıcı olmuş mudur? :)) Şimdi maç özeti – ya da maç haberi mi desem, hiç anlamam – izleyen eşime desem ki, ben uyusam da sen çamaşırları assan diye; yapar yapmasına da, TV karşısında uyuyakalmazsa tabii :)) Bizim evde önce ben uyursam çok yüksek olasılık televizyon izlerken uyuyakalan ve yine o koltuğun canına okuyan koca kişisi iş başında demektir :)) Uyur da kalırsa zaten, onu ordan kaldırıp yatağa götürmek kadar zor bir iş bilmem ben; bir de…

Pazar Kahvaltısından…

Son birkaç yıldır hobi malzemelerine olan yoğun ilgim tabak-çanağa kaydı, hatta son zamanlarda zirvede seyrediyordu ki; frenledim kendimi – kredi kartları malum :)) Bunda hobi malzemesi anlamında doygunluk yaşamamın mı etkisi var, yoksa Instagram’ da gördüğüm harika ötesi sunumların mı bilmiyorum ama dönem dönem bir şeye takıp o konu üzerinde tatmin olana kadar didikleyip dururum ben – işte bunu biliyorum :) Bir zamanı var, geçecek; onu bekliyorum. Ama o esnada eminim ben farklı bir şeye takmış olacağım :)) İstanbul’ a taşındığım yıllarda işim gücüm boş bulduğum her vakitte outlet mağazaları araştırmaktı; ucuza nerden kıyafet bulabilirim, nasıl daha fazla çeşit kıyafet alabilirim… Sonra derken incik – boncuk işlerine sardım. Eminönü’ ne gidip gelip türlü türlü boncuklar alıp kolyeler yapmak tutkum oldu :) Derken hayatıma dikiş makinesi girdi; o süreçte de gönlüme göre istediğim kumaşları nerede bulabileceğim benim uzun süre cevabını aradığım soru oldu. Evet, evet, sanırım en fazla vaktimi alan kısım…

Mumları Yakalım : )

Elektrikler kesildiğinde mum sıkıntısı yaşamayacak evlerden biridir bizimki.. Hatta komşuya yetecek kadar mum mevcuttur – yaşayarak test edildi :)) Evdeki mum stokları bir yana, bir de mumluk konusu var ki; eşim “Ne aldın?” sorusuna “Mumluk” cevabı almaktan bıktı adeta :)) Ama siz söyleyin şimdi; havalar soğumaya başladıkça battaniyenin altına kıvrılıp, sehpanın üzerinde danseden mum ışıklarını izlemekten keyifli başka ne olabilir ki? ^_^ Hele bir de TV’ de ilginizi çekecek bir program var, üstelik haftasonu da gelmiş, çatmışsa.. Sıcak bir kahve ya da çay belki yanında… İşte tüm bunlar karşıma çıkan tüm mumlukları alma sebebim olabilir :)) Eskiden mumluk mu vardı gerçi.. Varsa da bizim evde yoktu. Elektrikler kesilince yanardı mum bizim evde sadece; annem şu beyaz, uzun mumlardan birini yakıp çay tabağına birkaç damla damlatır, üzerine sabitlerdi.. Pek sevimsiz gözükürdü o zamanlar gözüme.. Hele bir de çocukken o karanlıkta elimde mumla bir odadan diğerine geçme hallerim vardı ki evlere şenlik;…

Tesadüfün Böylesi : )

Bundan 3-4 ay kadar önce Joker çocuk mağazasına gitmiş; eşimin kuzeninin doğacak ikizleri için hediyelik bir şeyler almıştım. Söz konusu, çocuklara kıyafet almak olunca zaten, elim çok daha fazla parçaya gider benim ve ilk bakışta aşk yaşadığım tüm giysileri almaya çalışırım nerdeyse, kendimi frenlemem hiç kolay değildir :) Bu kadar eli kolu dolu kasaya gidince de kasiyer bayan çocuğum olduğunu düşündü sanırım ve bana bir Joker kart vermeyi önerdi. Önce “Ne gerek var!” diye düşündüm içimden, sonra “Amaaan, al gitsin, köşede dursun, ilerde lazım olur” dedim :) Ne işe yaradığını da bilmiyorum ayrıca :)) Neyse.. Bayan olur sinyalini alınca bana sorular sormaya başladı. “Çocuğunuz var mı? Adı ne?” gibi sorulardan işini görecek bir cevap bulamayınca, yakınlarımdan birinin çocuğu olup olmadığını sordu bu kez. O konuda boş değildim neyse ki, yoksa çocuk mağazasında ne işim var, değil mi diye soracağım ama ben alakasız şeyler alma konusunda ün yapmış bir insan olduğumdan,…

Cuma’ nın Gelişi Perşembe’ den : )

Perşembe günlerini çok seviyorum, aslında Cuma’ yı daha çok ama Perşembe Cuma’ nın habercisi olduğu için kıyısından o da torpilli sanırım haftanın diğer günlerinden :) Yine yapacaklarım listelenmeye başladı kendi içimde, daha Cuma’ yı bitirmeden :)) Ne yapalım, haftasonu çalışanlara güzel ama, değil mi? ^_^ Bu fotoğraf da bu akşamdan… Eşim iş çıkışı maça gideceğini haber verince akşam yemeğini geçiştirdim, gitti. Hoş, çok da düzenli yemek yapabildiğimi iddia edemem ama.. Tek başıma olunca da bu gibi şeyler bana yetiyor :) Tahıllı bir dilim ekmek üzerine biraz beyaz peynir, maydanoz, biraz da ceviz serpiştirdik mi oohh, yeme de yanında yat :) Gerçi ben yedim, yatmadım yanında. Hatta bir dilim yetmedi tabii.. İkinci dilimi de yaptım, yedim afiyetle :)) Şu tabakları da iyi ki almışım Ikea’ dan bu arada. Sadece iki tanesine para yetirebildim ama olsun – biri bana, biri eşime :)) Arada ortaya çıkarıp kullanıyorum ya, o da yeter :)) Vakt’i…

Sonra Dedim ki Kendime; Yazmak Ne Güzel Ş E Y !!

Gece gece bunu demeseydim iyi olacaktı aslında :) Zira uykusu gelmiş gözlerimi kendine getirmek için soğuk suyla buluşturdum biraz önce. Kısa bir süre için toparlandıklarını düşünüyorum ama göz kapaklarımın ağırlaştıklarını da hissediyorum. Hem cevaplamam gereken e-mail’ ler, siparişler var ilgilenmem gereken, hem de anne adayı olan eşimin kuzenine birkaç gün içerisinde hazır etmeliyim dediğim lohusa hediyeleri… Ama tabii, her zamanki gibi boş vakit çerçevesinde önceliğimi acelesi olmayan bir şeye verdim ki; diğer işler biraz daha sıkışınca daha heyecanlı oluyor, tadından yenmiyor o zaman :)) Aman canım, yazmak istediysem yazayım, sonra ses çıkaramıyorum burada uzunca bir süre, vicdanım rahatsız oluyor. Hazır ilham perileri gelmişken küstürmeyelim, değil mi? Gerçi orda kaç kişi kaldı beni okuyan artık, ondan emin değilim. Ben yazamayınca bir bakar, iki bakar, hala yeni yazı yazmamış bu kız, artık gelmezler sayfama diyorum; hala Google arama moturu dışında tesadüfen buraya gelmeyip düzenli olarak beni takip edenler varsa oralarda, selam ve…

Şahsına Münhasır Bir İnsanım Ben : )

Geçenlerde bloğuma böyle bir başlık atıp bir şeyler karalamış, taslaklara kaydetmiştim. Benim de bir huyum var; o yazıyı taze taze yayınlamadıysam ya sonradan yayınlayasım gelmiyor ya da yazı yayınlansa bile içerik yazıyı yayınladığım gün büyük bir değişime uğruyor :) Bir ara burayı düzenli olarak güncel tuttuğum zamanlarda taslaklara böyle başlıklar atardım, ama içeriği yayınlayacağım gün yazardım ki; çünkü yazıyı yazdıysam cepte tutamam, sabırsızım, hemen yayınlayıveririm :)) Şahsına münhasır bir insanım demiştim zaten. Bu öğlen de cep telefonumla şu fotoğrafı çekince dur dedim, bloğumda da paylaşayım ben bunu. Gerçi buraya telefonla çektiğim bir fotoğrafı eklediğim için pek huzurlu olduğumu söyleyemeyeceğim. Canon’ umu özledim çok ben aslen ama yapacak bir şey yok. Fotoğraf çekmeye vaktim yok diye, yazı da yazmamazlık etmeyeyim, değil mi? :)) Ayy, içinizi şişirdim sanırım. Zor bir insanım ben. Ufak şeylere takarım. Telefonla fotoğraf çektiysem Instagram’ da, fotoğraf makinemle çektiysem bloğumda yayınlamalıyım. Kim koyduysa bu kuralı? :)) Aslında herkesin…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme