Çalışan Bayanın Günlüğü: Haftaiçi Yemekli Misafir

Çalışan… Bayan… Haftaiçi… Yemek… Misafir… Bu kelimeleri aynı cümle içinde kullanınca kulağa pek hoş gelmiyor olsa gerek :) Hatta içinizi biraz daha karartmak isterseniz aynı cümle içerisinde Cuma, İstanbul gibi kelimeleri kullanmanız isabetli bir adım olacaktır…

Hizmetçiniz yoksa haftaiçine denk gelen koşturmaca dolu bir yemek daveti sizin açınızdan yorucu olabilir. Zaten hizmetçiniz olsa siz neden çalışasınız, değil mi? Benimki de laf şimdi :) Ama bir görümceniz varsa işler bir nebze kolaylaşabilir :) Tabii, öncesinde sizin de mutfakta biraz vakit geçirmeniz şartı ile…

Misafirler Cuma günü geliyordu, değil mi? Perşembe akşamından sizi mutfağa alalım o zaman; işten döner dönmez üzerinizdeki çalışan psikolojisinden kurtulamadan başlayın soğanları, patatesleri soymaya :) Hoşunuza gitti mi? *-*

Mutfakta bir radyonuz varsa hareketli parçalar dinlemeniz tavsiye olunur; zira mutfakta gece yarısını görmeniz mümkündür; çünkü misafirler birazdan zili çalacak gibi harıl harıl çalışırsınız mutfakta.

Böyle durumlarda, haftaiçi yemekli misafir almak, bir gün öncesinden salatanın yağ-tuz-limon üçlüsü ile kaynaşmadan hazırlanması ve jelatinlerek buzdolabına atılması demek olur. Ha, bir de eşinizin “O salata yarına kadar bozulmaz mı?” sorusuna onun anlayacağı türden açıklamalar yapmaktır.

Saat 23.00 civarı mutfaktan çıkıp salona geçtiğinizde ise yemek masasının üzerine tabakları, bardakları çıkarıp süslü peçetelerinizle masayı hazırlamaktır haftaiçi yemekli misafir almak; akabinde eşinizin “E, madem herşeyi hazırladın, çağıralım da sahur yapalım, olmadı” esprisine gülüp gülmeme kararsızlığı yaşamaktır :)

Ardından gecenin bir yarısı görümcenizi aramak tabii… Eh, ne de olsa sizden erken işten çıkıyor, İstanbul’ un trafiği desen ne olacağı meçhul, ikinci bir ele ihtiyaç duyulması an meselesi… Hem çorbasını, pilavını da bir gün önceden yapamazdınız ya :) Ben yapardım gerçi yapmasına da soğuyup da tekrar ısıtılan pilavı yemekten misafir ne derece hoşnut olurdu orasını bilemem :))

Derken Cuma günü… Saatler 18.00’ ü gösterir, işten çıkılır… Önce duraksamadan ilerleyen servis aracı herşeyin yolunda gittiği sinyalini verir ve mutlu mesut yolunuza devam ederken trafik kilitlenir ve kalakalırsınız… Zaten aceleniz varsa trafikte aksilik çıkması an meselesidir. Bunu biliyordum, evet biliyordum, siz de biliyordunuz, değil mi? :)

Servis aracından inene kadar moraliniz bozulmaz o yüzden, beklenilen bir gelişmedir, sakin sakiiin :) Ne zaman Zincirlikuyu’ da hiçbir arabanın yerinden kımıldamadığı görülür, ne zaman acele ile atladığınız taksinin şoförü sizi evinize ulaştırmak için ara yollara girmeye başlar, işte o zaman ben de yavaş yavaş terlemeye başlarım, elimde telefon, görümcemi arayarak sürekli mutfaktaki son durumu kontrol etmeye çalışırım :) Kızcağız herşeyin kontrol altında olduğunu söylese de beni yine rahatlatamaz ki; e gözümle görmem lazım, orada olmam lazım :)

Saat 19.20 iken eve ulaşılır, bir saatten az kalmış süre içerisinde hemen pilav tenceresine saldırılır. Neyse ki çorbamız görümceye emanet… Ocakta pilav, salatanın sosu derken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın ama yine de… Bir de o dakikalarda tek başıma olsam vay halime… Kendimi zaten silahsız kuşatılmış gibi hissederim o esnada :)

Yine de galip gelinir ama; yıldıramaz hiçbir aksilik sizi :) Ezan sesi duyulduğunda çorba kâselerinin içi dolar… Masanın bir gün önceden hazır olması gerçekten kurtarıcı olur. Günler öncesinden hazırlanan süslü peçeteleri de es geçmeyelim yalnız :) Ve günün sonu tatlıya bağlanır; bu kez kakaolu, muzlu parfe ile :) Herkes tabaklarını siler, süpürür; binbir teşekkürle evden ayrılır…

Yalnız bu deneyimle birşey daha anlaşılır; haftaiçi yemekli misafir, hazırladığın sofradan tek bir kare fotoğraf bile çekememen olur. Zaten yemeğe kendi zor dahil olan ben, fotoğrafı da kusur kalsın derim :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

16 yorumlar

  1. tek kelimeyle “bravo” diyorum tatlım. başlık bile tüylerimi diken diken etti benim. yazının gerisini yüreğim zor kaldırdı valla! zaten mutfak-yemek denince kalbi sıkışmaya başlayan bir bünyeyim. yazık değil mi bana ;p

  2. çok güzel yazmışsın yaa:)
    aynen öyle ama bunun içine fazlasıyla stres kat hee hhh oda benim akşamım olur:)

  3. ben evde olduğum halde önceden neyi hazırlayabileceksem halledip işi kolaylaştırmaya çalışırım ve dahası yine de büyük bir stresle çıkarım olaydan.maşallah yani Allah güç kuvvet versin ve tabi görümceden de razı olsun:)

  4. birde sofryaı görseydik güzel olurdu :)

    bu arada herkese böyle görümce versin Allah :)

  5. Hem çalışıp hem de yemeğe misafir alıp da bunları yaşamayan yoktur herhalde. Bu ramazan tembelim kimseye iftar yok. Bahanem de hem haftanın 6 günü çalış hem 2 çocuk değil mi ama…

  6. Ahh be güzelim!Senin etin nee,Budun nee?Yordun kendini ama değmiş.Sana gelen memnuniyetsiz mümkün değil ayrılmaz zaten.Kız hiç birşey olmasa hoş sohbetin yeter be!Bir an gözüme çalıştığım dönem geldi.Çokodan önce çalışıyordum.Misafiri de çok severim.Aynı böyleydim ben de .Sen yine avantajlıymışsın.Görümce gibi bir kurtarıcın var.Öptüm

  7. Ben ev hanımı olarak misafir çağıracağım zaman tüm haftayı ipotek altına alıyorum.Çalışan hanımların misafir ağırlama,elişi ile uğraşma ve pozitif kalabilme yeteneklerine saygı duyuyorum.

  8. Demet

    Antigone; Atlattım neyse ki :) Ama bir daha böyle bir delilik yapar mıyım, onu bilmiyorum işte :))

  9. Demet

    yildiz; :) Doğru diyorsun canım ;)

  10. Demet

    kpsszede; Değil mi? :) Vallahi sorma, tüm gün işyerinde çalışırken aklım evdeydi :) Görümcemin de hakkını yememeliyim gerçekten, yoksa yetişmezdi zaten :)

  11. Demet

    Eda; Ben de çok istedim ama fotoğraf çekmek için vakit bulduğumda yemekler bitmiş, masam bozulmuştu :)) Görümce konusuna ise amin diyelim ;)

  12. Demet

    tosbagalarr; Bahane değil bence son derece geçerli sebepler ;) Bende çocuk bile yokken… Sen benden iki kademe daha fazla zorlukta yarışıyorsun :))

  13. Demet

    Sihirli Kokosh; Aslında haftaiçi almayacaktım ama gün kalmadı misafir çağıracak. Eşimin ailesi, teyzesi idi gelenler; çağırmadan Ramazan’ ı bitirmek olmazdı. Görümce de sağolsun, “Ben yardım edeyim” deyince bir şekilde halloldu :) Güzel düşüncelerin için ayrıca teşekkür ederim bu arada canım, o senin hoşluğun diyeyim ;)

  14. Demet

    Hüsnüzan; Yorumun için teşekkür ederim. Durumunu gayet iyi anlıyorum. Çalışırken zor oluyor farklı şeylerle uğraşmak ama diğer türlü de hayat çekilmiyor, bir şekilde denge kurulmaya çalışılıyor, bazen kurulamıyor… Derken işte vakit geçiyor :)

  15. Tebrik ediyorum Demet!Eline sağlık…Yazılarını -ve “herşeyini” demeliyim- blog zamanından takip ediyorum.Yaptığın, ortaya koyduğun herşey harika, hem kendi hayatını, hem de başkalarının hayatlarını renklendiriyorsun.Çektiğin güzel fotoğraflarına baktıkça insanın içi açılıyor! Ben de çok yoğun çalışan evli bir bayan olarak yapmak istediklerime zaman bulamıyorum çoğu zaman ama olsun senin yaptıklarına bakıp mutlu oluyorum ve birgün ben de birşeyler yapıp paylaşırım diye hayal ediyorum :)Bir bebek bekliyorum, doğum izninde daha çok görüşmek dileğiyle…Sevgiler :)

  16. Demet

    Derya; Merhaba Derya’ cığım, taze anne adayı demeliyim sanırım :) Öncelikle bebeğine sağlıkla kavuşmanı dilerim. Diğer taraftan, blogumu sevmene, yazdıklarım, paylaştıklarım itibari ile kendine yakın bulmana çok sevindim. Ben de yoğun çalışıyorum, ne yazık ki çok da fırsatım olmuyor, bir şekilde ordan burdan çalarak telafi etmeye çalışıyorum ama her zaman başarılı olamıyorum :) Daha sık görüşmek dileği ile… Sağlıcakla kal ;)

Gezinme