Eylül 2011

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Eylül 2011

Kutu Kutu Pense, Demet Yastık Dikse…

Şu son bir hafta içerisinde hobi odamı o kadar dağıttım, o kadar kirlettim ki; nasıl toplayacağımı bilmiyorum :) Üstüne dağıttıkça dağıtasım geliyor; fenalardayım yani anlayacağınız :)) Ama ne yapalım; en yaratıcı fikirler de en dağınık ortamlarda çıkıyor, değil mi? Gerçi ben çalışırken hobi odamın içinde kalsam, o kapının eşiğinden pek dışarı çıkmasam daha iyi olacak ya, neyse :) Oda küçük olduğundan ütü masasını orada açmam imkansız. Zaten 2+1 evimizin en geniş odası salonumuz. Ütü ile işim olacaksa oraya taşınıyorum ufaktan ufaktan; sonra bir bakmışım, oracıkta farklı şeyler peşindeyim. Kalkmam da yerimden rahatımı bulduysam; sanki büyüsü bozulacak gibi *-* Sonradan temizlemesi, toplaması olmasa pek mutlu mesut takılacağım salonda aslında… Korkuyorum; bir gün orası da hobi odasına dönecek ve bu iş içinden çıkılmaz bir hâl alacak diye :) Bazen diyorum ki; bu hobi işlerine hiç bulaşmamış olsaydım çok daha derli toplu bir evim olurdu *-* Yine kendi içinde bir düzenim var elbet…

T-Shirt’ üm “Yaka”landı!

Suçluydu bu t-shirt; “yaka”lanması lâzımdı, “yaka”ladım ben de onu :)) Nasıl? “Yaka” ladığıma değmemiş mi? Seviyorum böyle hızlı tamamlanan projeleri; 5 dakikamı bile almadı. Aklıma fikrin gelmesiyle yakayı t-shirt’ ün üzerine iğneleyip diktim ve ertesi gün de giydim :) Birkaç kez daha giydikten sonra belki yakanın uç kısımlarına uygun renkte kurdele de dikebilirim; hem bu şekilde farklı bir havası olur diye düşünüyorum. Geçen yaz t-shirt’ümü yakasız giymiştim; bu sene yakalı; kurdeleli olan da artık önümüzdeki yaza olsun *-* T-Shirt: Mango (indirimlerden) – 5 TL Yaka: Kadıköy Pazarı – 1 TL ——– Yakalı T-Shirt: 6 TL ;) Not: Fotoğrafta görülen tüylü gözlüğümü kaçıranları buradaki yazıma beklerim :)

Turunculu Takı Askısını Kazanan

Sürpriz hediye çekilişini kazanan arkadaşımız belli oldu; duyduk duymadık demeyiiinnn!! :) Bu rastgele numara seçici sitenin, ilk numarayı seçtiği pek görülmüş şey değil aslında :) Bir numarayı görünce şaşırdım çok :)) Demek ki bu kez şanslı olan, cafenoHut’ muş :) Duymuş muydunuz daha önce; bilmiyorum. Aynı zamanda severek takip ettiğim bir blog sahibi Nohutçuk; çektiği şahane fotoğrafları, çok akıcı bir anlatım dili var. Bol ilham, enerji dolu blogunu hala keşfetmediyseniz buradan bir tıklayın derim; pişman olmayacaksınız ;) Cafenohut; tebrik ederim seni ;) Bana e-mail’ le bir adres iletebilirsen eğer, en kısa süre içerisinde turuncu takı askını sana göndermek isterim *-*

Peki, Turuncunuzu Nasıl Alırdınız? :)

Hatırlar mısınız; geçenlerde bir yazı yazmıştım, “Renginizi Nasıl Alırdınız?” diye… Okumayan kaldı mı bilmiyorum ama cevap vermeyen kaldı eminim :) “Eee, ne yapalım şimdi cevap vermediysek, büyük ikramiye mi kaçırdık?” diye içinden geçirenler varsa ayağını kaldırsınlar; çünkü o SÜRPRİZLİ bir yazı idi ;) Yazının içine hediye saklanmış kimselere çaktırmadan :) Şu an eminim o yazıya yorum bırakanlar bu yazının devamını büyük bir iştahla okurken, yorum bırak(a)mayanlar hayal kırıklığı içerisinde satır aralarından ne çıkacağını anlamaya çalışıyorlar. Aslında tüm suçlu; benim “koca koca” :) Onu suçlayacağımı baştan söylemiştim kendisine zaten *-* Çünkü, o yazımın sonundaki kırmızıya boyanmış vurgulayıcı cümleyi bana sildirdi. “Dikkat, bu yazının içinden sürpriz çıkabilir” demiştim, dedirtmedi bana. Yoksa vallahi sürpriz olduğunu bangır bangır duyuracaktım davul zurna eşliğinde. Zaten kolay kolay sürpriz yapamam ben; eşime aldığım tüm hediyeleri doğum gününden önce vermişimdir meselâ :)) Hatta, Twitter’ dan da dayanamayıp üstü kapalı bir şekilde bik-bik’ lemiştim :) Siz de renginizi nasıl…

Yengesinden Geline Bir Adet Romantik Takı Askısı :)

Bir tane yapıp da durduğum görülmüş mü hiç? Değişik versiyonlarını yapmazsam çatlarım ben, değil mi? :) Birsürü yapıp renk renk asmak vardı duvarlara ama benim “koca koca” pek yanaşmıyor duvarlara çivi çakmaya; kiracıyız ne de olsa… Duvar yapıştırıcıları ile kendimi avutmaya çalışsam da diğer yanım asamadığım çerçeveler için yanmıyor değil hani… Olsun, bunların hiçbiri yeni bir çerçeve boyama ve onu farklı bir amaçla görevlendirme projemi hayata geçirmeme engel değil. Hazır ben boya kokusu ile kafayı bulmuşken zaten bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı. Yalnız siz sanmayın ki ben sadece beyaz boya ile haşır neşir oldum tüm haftasonu. Kahverengi ve kırmızı boyaların da hakkını yememem lâzım. Hele o kendini kırmızı sandıran turuncu renk yok mu; tüm hayallerimi suya düşürdü :))) Ne varsa beyaz renkte varmış; yalnız onu bir kez daha anladım *-* İkinci çerçeve süsleme projesinde olaya biraz daha hakim olarak, delikleri daha fazla olan dantelimsi fistolara ağırlık verdim; ki benim…

Ve Parti İçin Hazırım :)

Yılbaşından kalma parti gözlükleri vardı elimde; hani şu kağıt olanlardan. Her zamanki gibi onları da atmamış, saklamışım :) Ne zamandır aklımdaydı bu gözlüklerden yapmak… Haftasonu elime silikon tabancasını alınca neyi neye yapıştıracağımı şaşırdım resmen :) Bahane ile buna da el atmış oldum *-* Hazır gözlük şablonu üzerine biraz renkli tüy, inci, taş derken geçen yılki doğum günümün balonlarından sakladığım çubuklardan da birine payetli kumaşı sarınca oldu mu size tam teşekküllü parti gözlüğü :) Eh, sonucu görünce kendimi az sonra partiye gidecek gibi hissetmem de kaçınılmaz oldu tabii :))

Renginizi Nasıl Alırdınız?

Kırmızının canlılığıyla mı? Morun ihtişamıyla mı? Turuncunun sıcaklığıyla mı? Yeşilin rahatlatıcılığıyla mı? Yoksa, mavinin huzuruyla mı? Renginizi nasıl alırdınız? Hele bir söyleyin, bakayım :) Ekleme (1) – 27.09.2011 – Bu yazı, yeni yorumlara kapatılmıştır. Sebebi ayrıca açıklanacaktır ;) Ekleme (2) – 29.09.2011 – Sebebi, ayrıca açıklanmıştır ;) Resim, alıntıdır.

Romantik Takı Askısı

Cuma akşamı işten çıkmama doğru aklıma düştü beyaz sprey boya. Hâlbuki çook uzun zamandır aklımdaydı; ben yabancı bloglarda yeni birşeyler gördükçe hatırlıyor, sonra unutuyordum :) Not defterine yazmam bile yeterli gelmiyor bazı şeyler için; gönlüme de yazmam lâzım *-* O kadar çok yapılacak şey çıkarıyorum ki; hangi birine öncelik vereceğimi şaşırıyorum bazen. Zaman zaman da fikirlerimin hepsi beni terk ediyor; memnuniyetsiz haller içerisinde buluyorum kendimi… Neyse ki bu günler, o günler değil ;) En son sevgili Ahu’ nun blogunda yayınladığı not panosu konulu yazıda geçen “sprey boya” kelimeleri bana hatırlattı kendisini ve “Tamam” dedim, “Bu kez unutmak yok, atlamak yok”. Görevime de çok sadığımdır; hemen internette sprey boyaları aramaya koyuldum ve Koçtaş’ tan almaya karar verdikten sonra mağazayı telefonla arayıp stokta bulunup bulunmadığını bile kontrol ettim :) Eşimin “Altı üstü boya” diyerek attığım plânlı-programlı adımlarla dalga geçmesi dahi yıldırmadı beni; ben evde kendimi sprey boya ile harikalar yaratırken hayal etmeye…

Renkli Bir Haftasonu Olsun :)

Daha düne kadar yağmurlardan sıkılmış bir halde yaz mevsiminin bu sene gelip gelmeyeceğini merakla beklerken, güneş biraz yüzünü gösterip de terletince bizleri serinleme telaşına düşüveriyor, oflayıp puflamaya başlıyoruz. Hiç de tatmin olamayız zaten :) Yaz gelir, sıcaklardan şikâyet ederiz; kış gelir, soğuklardan… Bir arkadaşım “Gökyüzüne klima takmak lâzım” demişti de o bile çözüm değil bence :) Vücut ısıları birbirini tutmayan; aşırı üşüyen ve aşırı terleyen kaç tane insan vardır; herkesi mutlu etmek yine ne mümkün :)) Biz bir ofiste avuç içi kadar insan daha ortak noktayı bulamamışken ve yıllardır bunun hiçbir firmada sağlanabildiğine daha şahit bile olamamışken ben… Neredeyse 10 sene! Bırak herkesi kendi haline en iyisi *-* Hem korkarım ben öyle gökyüzüne klima filan takarlarsa; kumandası hiçbir zaman benim elime geçmez onun, bilirim :D Ya ölesiye üşür, ya da eririm ondan sonra :)) Dereceyi yükseltmelerini ya da düşürmelerini istediğimde de “Bu merkezi sistem” derler, otururum aşağı :))) Eh, neyse ki bunun…

Geçmiş Zaman Olur ki…

Bazı kelimeler, bazı nesneler insan hayatında büyük yer kaplar; kimimiz için sıradan bir görüntü ya da basit bir kelime kimimiz için derin anlamlar ifade eder. Geçmişin izleridir taşınan ne de olsa; gizli kutuları zamansızca açan… – – – Kırtasiyede gördüğüm bir kutu pastel boya, spiralli bir defter, kokulu bir silgi,… Bambaşka bir dünyaya yelken açtırır bana nerede olduğuma bakmaksızın… Kim bilebilir ki zaten ben bir defteri evirip çevirirken, kendi çocukluğumun üzerindeki tozları alıyorum aynı zamanda… Hem nereden bileceklerdi; spiralli bir defter benim öğrencilik yıllarımın vazgeçilmeziydi ve o sayfalara 05 uçlu kalemle yazmazsam içime sinmezdi ve kaç defterin sayfasını sadece bu yüzden defalarca yırttım ben :) – – – Okumayı-yazmayı hep sevdim. Hamuruma nereden bulaştı, bilmem – annem bana hamile iken çok kitap okuduğunu söyler, acaba etkisi var mı :) En eskilerden hatırladığım, öğle uykusunu hiç sevmememe ve anneme sık sık uyuyormuşum numarası yapmama rağmen bir yaz günü, karşılığında kırtasiye gideceğimiz…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme