havadan sudan

10 Yazılar Ana sayfaya dön

Cinsiyet Mevzuusu ve Birkaç Başka Şey : )

Sanırım blog hayatımın en uzun arasını verdim istemsiz olarak :) Aslında sadece blog değil, Instagram, Facebook, neredeyse tüm sosyal medya kanalları ile arama bir mesafe girdi. Bir dönem burada birkaç gün ses veremesem vicdanı sızlayan, gece uykuları kaçan ben son yazımı 9 Şubat’ ta yazmışım. Vaaayyy beee :)) Evet, haliyle anlatacaklarım da birikti :) Aslında çoook öncelerden hamilelik sürecimi haftalık olarak fotoğraflamak, bunu da hamile günlüğü başlığı altında paylaşmak niyetim vardı. Sonra neden bilmem, o göbeğin düşündüğüm gibi bir türlü hamile göbeği şekline girememesinden mi bilmem, yoksa benim bir türlü bitmek bilmeyen araştırmalarımdan yazmaya vakit ayıramamam, buralardan kopmam mı asıl sebep, ben daha bugüne kadar o yaparım dediğim şeyin en ufak bir harfini bile gerçekleştiremedim :) Bugün itibariyle 18 hafta + 4 günlük hamileyim. Çok şükür, bu zamana kadar olan süreci başarı ile atlattık ve evet, fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, cinsiyeti öğrendik :) Kısmetse Eylül ayı ortalarına doğru minik bir…

Size MİNİK Bir Haberim Var : )

Yine bir kayboldum, pir kayboldum, değil mi? :) Neredeyse ayda bir yazar oldum.. Bu ara Instagram da öyle gerçi; gün aşırı fotoğraf koyar dururdum, şimdi haftada bir ses veriyorum ancak… Olur böyle şeyler diyerek yine kendimi suçlamaya başlamadan gelin, size ufak bir hikaye anlatayım. İçinizde bilenler var konunun nereye bağlanacağını ama olsun, bloğumun benim için yeri her zaman farklı, burada da dursun isterim, sonra dönüp okumak için tekrar yazdıklarımı.. Gerçi geç bile kaldım ya neyse… Geçen aydı, tarih de 10 Ocak 2015.. Evlilik yıldönümümüzün 5. yılı aynı zamanda. O güne planlar yapmıştık, daha doğrusu yapmıştım. Cumartesi gününe denk geldiği için normalde o gün çalışan eşim izin almıştı. Önce dışarıda güzel bir kahvaltı, sonra Ikea turu – bunu özellikle hobi odama tekrar taşınacak olmamın şerefine bir dolap ya da açık raf sistemi gibi bir şey almak için istiyordum, akşama doğru da bir yemek; ama öyle geçmiş yıllarda yaptığımız gibi lüks bir…

Hoşgeldin 2 0 1 5 : )

Yeni yıl geldi, tarih atarken 2015 yerine 2014 yazma alışkanlığımızdan da kurtulduk ama ben maalesef bloğumu geçtiğimiz yılda bırakmışım, öylece kalmış :) Bir ses vermezsem 2016′ ya kadar öylece kalakalmasından korktum, bir panikle yazmaya başladım hemen :)) Öncelikle yeni yılın hepimize gönlümüzden geçenlerin kat be kat fazlasını vermesini dileyerek önce sağlık, sonra huzur ve mutluluk yanıbaşımızdan hiç eksilmesin diyorum… Yeni yıla yine evde bir koşturmaca ile girdim ben :) Şu küçücük evde eşyalarımı nereye koyacağımı bilemeyip beş yıldan uzun süredir oradan oraya hobi köşemle beraber dolaşıyorum :)) Yine aldığım ani bir kararla, taşındığım salondan tekrar küçük odaya geçmeye yeltenmiş bulunsam da, o odayı derleyip toplamak umduğum kadar kolay olmadı. Bir aydır neredeyse her haftasonu yavaş yavaş eşya topluyorum, kolilerin içine yerleştiriyorum desem yalan olmaz. Hani her topladığımdan sonra da arkama bakıp ne kadar kaldığını görmek istediğimde sanki hiçbir şey yapmamışım gibi bir manzara ile karşılaşmak da beni nasıl mutlu ediyor,…

Yine Bir Çamaşır Makinesi Vakası : )

Yine bir gece yarısı makineye çamaşır atmışım.. Ben beklerim o bitsin diye, o ise inatla bir daha, bir daha döndürür durur çamaşırları içinde… Uykum geldikçe hiddetlenir makine sanki :) Bunu kaç kez yaşadım, daha kaç kez yaşayacağım bilemem ama çamaşır makinesi havalara girmesin diye bari bloğuma bir şeyler karalayayım dedim ^_^ “Sen keyfine bak canım! Benim başka işlerim var zaten. Yoksa uyumayacağım ben yani. Sanma ki seni bekliyorum şu an, sesini bile duymuyorum ki!” İnandırıcı olmuş mudur? :)) Şimdi maç özeti – ya da maç haberi mi desem, hiç anlamam – izleyen eşime desem ki, ben uyusam da sen çamaşırları assan diye; yapar yapmasına da, TV karşısında uyuyakalmazsa tabii :)) Bizim evde önce ben uyursam çok yüksek olasılık televizyon izlerken uyuyakalan ve yine o koltuğun canına okuyan koca kişisi iş başında demektir :)) Uyur da kalırsa zaten, onu ordan kaldırıp yatağa götürmek kadar zor bir iş bilmem ben; bir de…

Mumları Yakalım : )

Elektrikler kesildiğinde mum sıkıntısı yaşamayacak evlerden biridir bizimki.. Hatta komşuya yetecek kadar mum mevcuttur – yaşayarak test edildi :)) Evdeki mum stokları bir yana, bir de mumluk konusu var ki; eşim “Ne aldın?” sorusuna “Mumluk” cevabı almaktan bıktı adeta :)) Ama siz söyleyin şimdi; havalar soğumaya başladıkça battaniyenin altına kıvrılıp, sehpanın üzerinde danseden mum ışıklarını izlemekten keyifli başka ne olabilir ki? ^_^ Hele bir de TV’ de ilginizi çekecek bir program var, üstelik haftasonu da gelmiş, çatmışsa.. Sıcak bir kahve ya da çay belki yanında… İşte tüm bunlar karşıma çıkan tüm mumlukları alma sebebim olabilir :)) Eskiden mumluk mu vardı gerçi.. Varsa da bizim evde yoktu. Elektrikler kesilince yanardı mum bizim evde sadece; annem şu beyaz, uzun mumlardan birini yakıp çay tabağına birkaç damla damlatır, üzerine sabitlerdi.. Pek sevimsiz gözükürdü o zamanlar gözüme.. Hele bir de çocukken o karanlıkta elimde mumla bir odadan diğerine geçme hallerim vardı ki evlere şenlik;…

Tesadüfün Böylesi : )

Bundan 3-4 ay kadar önce Joker çocuk mağazasına gitmiş; eşimin kuzeninin doğacak ikizleri için hediyelik bir şeyler almıştım. Söz konusu, çocuklara kıyafet almak olunca zaten, elim çok daha fazla parçaya gider benim ve ilk bakışta aşk yaşadığım tüm giysileri almaya çalışırım nerdeyse, kendimi frenlemem hiç kolay değildir :) Bu kadar eli kolu dolu kasaya gidince de kasiyer bayan çocuğum olduğunu düşündü sanırım ve bana bir Joker kart vermeyi önerdi. Önce “Ne gerek var!” diye düşündüm içimden, sonra “Amaaan, al gitsin, köşede dursun, ilerde lazım olur” dedim :) Ne işe yaradığını da bilmiyorum ayrıca :)) Neyse.. Bayan olur sinyalini alınca bana sorular sormaya başladı. “Çocuğunuz var mı? Adı ne?” gibi sorulardan işini görecek bir cevap bulamayınca, yakınlarımdan birinin çocuğu olup olmadığını sordu bu kez. O konuda boş değildim neyse ki, yoksa çocuk mağazasında ne işim var, değil mi diye soracağım ama ben alakasız şeyler alma konusunda ün yapmış bir insan olduğumdan,…

Severim Ben Eylül’ ü : )

Ağustos bittiğine göre yeni ayı Fuchiko kızlarımdan biri ile selamlayalım :) Yeni hafta, yeni ay hayatımıza güzellikler getirsin. Eylül’ ler güzeldir zaten; kitapların, kalemlerin, okulların habercisidir. Eylül’ le beraber öğrencilik yıllarıma giderim ben de, sanki ben de okula başlayacak gibi sevindirik olurum. Bu dönemlerde kırtasiyelere, kitapçılara girer çıkarım bolca; kırtasiye malzemelerinden payıma düşen var mı diye bakınırım sağa sola :)) Eylül’ ü severim ben… Havaların yavaş yavaş serinlemeye başlaması, dökülen yapraklar… Ruhum huzura kavuşur sanki takvimler sonbaharı gösterdiğinde… İçim umutla dolar nedensiz yere… Belki de yükselen burcum Başak, ondandır bu karşılıksız sevmeler :)) * * * * * Derken yazının devamı gelecek gibi hissettirsem de yok, çok uzun yazmaya gelmedim bu kez, çenem düşmeye çok müsait ama yatağım uzaktan bana göz kırpar, gidip uyuyayım, sabaha iş var :) Bu yazı kısa geldi derseniz ama buyrun, buradan devam edin ;) Aklıma gelmişken bir de şurada duyurduğum çekiliş hala devam ediyor, katılmak…

Cuma’ nın Gelişi Perşembe’ den : )

Perşembe günlerini çok seviyorum, aslında Cuma’ yı daha çok ama Perşembe Cuma’ nın habercisi olduğu için kıyısından o da torpilli sanırım haftanın diğer günlerinden :) Yine yapacaklarım listelenmeye başladı kendi içimde, daha Cuma’ yı bitirmeden :)) Ne yapalım, haftasonu çalışanlara güzel ama, değil mi? ^_^ Bu fotoğraf da bu akşamdan… Eşim iş çıkışı maça gideceğini haber verince akşam yemeğini geçiştirdim, gitti. Hoş, çok da düzenli yemek yapabildiğimi iddia edemem ama.. Tek başıma olunca da bu gibi şeyler bana yetiyor :) Tahıllı bir dilim ekmek üzerine biraz beyaz peynir, maydanoz, biraz da ceviz serpiştirdik mi oohh, yeme de yanında yat :) Gerçi ben yedim, yatmadım yanında. Hatta bir dilim yetmedi tabii.. İkinci dilimi de yaptım, yedim afiyetle :)) Şu tabakları da iyi ki almışım Ikea’ dan bu arada. Sadece iki tanesine para yetirebildim ama olsun – biri bana, biri eşime :)) Arada ortaya çıkarıp kullanıyorum ya, o da yeter :)) Vakt’i…

Sonra Dedim ki Kendime; Yazmak Ne Güzel Ş E Y !!

Gece gece bunu demeseydim iyi olacaktı aslında :) Zira uykusu gelmiş gözlerimi kendine getirmek için soğuk suyla buluşturdum biraz önce. Kısa bir süre için toparlandıklarını düşünüyorum ama göz kapaklarımın ağırlaştıklarını da hissediyorum. Hem cevaplamam gereken e-mail’ ler, siparişler var ilgilenmem gereken, hem de anne adayı olan eşimin kuzenine birkaç gün içerisinde hazır etmeliyim dediğim lohusa hediyeleri… Ama tabii, her zamanki gibi boş vakit çerçevesinde önceliğimi acelesi olmayan bir şeye verdim ki; diğer işler biraz daha sıkışınca daha heyecanlı oluyor, tadından yenmiyor o zaman :)) Aman canım, yazmak istediysem yazayım, sonra ses çıkaramıyorum burada uzunca bir süre, vicdanım rahatsız oluyor. Hazır ilham perileri gelmişken küstürmeyelim, değil mi? Gerçi orda kaç kişi kaldı beni okuyan artık, ondan emin değilim. Ben yazamayınca bir bakar, iki bakar, hala yeni yazı yazmamış bu kız, artık gelmezler sayfama diyorum; hala Google arama moturu dışında tesadüfen buraya gelmeyip düzenli olarak beni takip edenler varsa oralarda, selam ve…

Şahsına Münhasır Bir İnsanım Ben : )

Geçenlerde bloğuma böyle bir başlık atıp bir şeyler karalamış, taslaklara kaydetmiştim. Benim de bir huyum var; o yazıyı taze taze yayınlamadıysam ya sonradan yayınlayasım gelmiyor ya da yazı yayınlansa bile içerik yazıyı yayınladığım gün büyük bir değişime uğruyor :) Bir ara burayı düzenli olarak güncel tuttuğum zamanlarda taslaklara böyle başlıklar atardım, ama içeriği yayınlayacağım gün yazardım ki; çünkü yazıyı yazdıysam cepte tutamam, sabırsızım, hemen yayınlayıveririm :)) Şahsına münhasır bir insanım demiştim zaten. Bu öğlen de cep telefonumla şu fotoğrafı çekince dur dedim, bloğumda da paylaşayım ben bunu. Gerçi buraya telefonla çektiğim bir fotoğrafı eklediğim için pek huzurlu olduğumu söyleyemeyeceğim. Canon’ umu özledim çok ben aslen ama yapacak bir şey yok. Fotoğraf çekmeye vaktim yok diye, yazı da yazmamazlık etmeyeyim, değil mi? :)) Ayy, içinizi şişirdim sanırım. Zor bir insanım ben. Ufak şeylere takarım. Telefonla fotoğraf çektiysem Instagram’ da, fotoğraf makinemle çektiysem bloğumda yayınlamalıyım. Kim koyduysa bu kuralı? :)) Aslında herkesin…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme