Ocak 2012

10 Yazılar Ana sayfaya dön
Aylık yazılar gösteriliyor Ocak 2012

Ocak 2012 Hobi Dosyası

Geçtiğimiz yıl biterken tasarladığım, diktiğim parçalardan genel bir kolaj hazırlamak istemiştim. Ancak fotoğraf bolluğundan neye uğradığımı şaşırmış, vakit bulamadığım için de başladığım fotoğraf düzenleme işini bir türlü tamamlayamamıştım. “Bir gün, bir gün” diye diye yeni yılın ilk ayını da bitirince 2012 için çok geç kalmadan harekete geçmeye ve bundan sonra her ayın son gününü o ayın tasarımlarından oluşan bir kolaja ayırmaya karar verdim – böylelikle sene bittiğinde 12 ayın kolajını birleştirmek benim için çok daha kolay olacak :) İlerleyen aylarda da devamını getirmek ümidi ile; 2012 yılının ilk ayına ait hobi dosyasını sunarak bu ayın kapanışını yapabilirim sanki :) Fark ettim de bu ay düğmelerle haşır neşir olmuşum… Çuval bezi de hobi odamın baş tacı olmuş :) Mandallar süslemişim, kasnak duvar panosu yapmışım çuval bezi ile… Süslediğim mandalları kasnak üzerine sabitleyerek notluk yapmışım… Kasnaklarla aram iyi iken bir de kalpli bir duvar panosu çıkmış ortaya… Raptiyeler ve ataçlarla kırtasiye dünyasına…

Düğmeli Ataçlar

İnsan birşeyleri süslemeye bulaşınca bu hayatının her alanına sıçrıyor sanırım :) Öyle ki; en ufak bir nesneye dahi kendi bakış açınızla farklı bir hava vermeye çalışıyorsunuz… Yeri geliyor, bu parçalardan biri evinizde kutunun içinde bekleyen ataçlar da olabiliyor… Ve bir bakıyorsunuz, kırtasiye ürünleri tuhafiye malzemeleri ile birleşip bambaşka bir havaya bürünüyorlar :) İhtiyacınız olan; birkaç ataç, birkaç cici düğme, bir de silikon tabancası oluyor bu aşamada… Düğmelerinizin arkadan dikilebilir olması, onları ataçlarınıza takma konusunda size yardımcı oluyor ve silikon tabancası da sabitlemenizi sağlıyor… Benim gibi silikonun kurumuş görüntüsüne pek tahammülü olmayan bir yanınız varsa da keçe artıklarınız işinizi görebilir – tabii onları çöp diye atmadıysanız ;) Atmadınız, değil mi? :)) O keçeler biraz minik minik olup el oyalasalar da düğmeleri ataçlara yapıştırdığınız kısmın üzerine dikkatli bir şekilde yapıştırırsanız, 10 numara ataçlarınız olacağı garanti – benden söylemesi ;)

Üşümesin Kulaklar :)

Şu yağan karın bana garezi var sanırım :) Haftasonu yağsın diye bekledim durdum, öyle bir serpiştirdi, ara ara yağdı, kesti sonra… Bugün işe gidiyorum; otobüse binerken pek fazla birşey yoktu; Anadolu Yakası’ na bir geçtim – her yer bembeyaz… Ve yanımda fotoğraf makinem yok… Zaten olsa bile o dakika fotoğraf çekecek zamanım da yok ya… Dur, şunu da çekeyim, bunu da derken herhalde iş yerine öğleye doğru varırım :)) Tabii o da kaymazsam, düşmezsem, bir yerimi kırmazsam… Bir de öyle bir sorunumuz var tabii… Karın üzerinde dengeyi sağladım da ben; hem fotoğraf çekip hem de işe yetişeceğim :) Böyle zamanlarda geçirdiğim düşme tehlikeleri sadece heyecan yaratmakla kalırsa eğer, kendimi tebrik ederim o anahtarla evin kapısını açtığım an… Bugün de kaya kaya eve dönerken acaba çantama birkaç poşet tuz mu atsam dedim :) Yolda yürürken serpe serpe giderim :)) Bir de çok üşüyen biriyim ben; ellerim başta olmak üzere kulaklarım, burnum…

Tatil Karı Bunlar :)

Verilen kar alarmı doğru mu, değil mi derken İstanbul olarak karlı bir güne uyandık :) Sabah işe giderken yolda kalan otobüs, ardından o otobüsten inip karlı kaldırımları bizzat tepmece, bu yüzden mesaiye yarım saat kadar geç kalma derken hava şartlarından dolayı bugünkü mesainin 16.00’da biteceğini öğrenmem… Sanırım yağan karın en güzel getirisi, bu haftasonu tatilinin erken başlayacak olması :) Tabii o harika manzarayı da es geçmemek lazım *-* Yarın ve Pazar günü kar yağmaya devam eder de umarım; bana birkaç kar fotoğrafı çekebilecek fırsat çıkar… Öğle arasında lafı çok da uzatmadan… Herkese kaymadan-düşmeden, üşütmeden, bol dinlenmeli ve eğlenceli bir tatil dileklerimle… Geçen Pazar’ dan çektiğim bir kare bu yazıma eşlik etsin, minik damacanamda asılı olan yonca da beni okuyan herkese şans getirsin ;)

Adını “Fırfırella” Koydum :)

Görünümü fuları andıran, yalnız kıyafete broş iğnesi ile tutturulan ama broş olmaktan daha fazlasını hak eden bu aksesuara ne isim versem bilemedim; düşündüm, düşündüm, en sonunda o volanlı görüntüsünden dolayı adını “fırfırella” koydum :) – bu da böyle malûm dizi ismi gibi birşey oldu ama idare edin artık :D Yapım aşamalarını ve şablonunu burada bulduğum, orjinali keçeden yapılan bu parçayı ben elimdeki süet kumaştan yapmayı denedim. Gömlek üzerinde kullanılabilecek şık bir aksesuar olmakla beraber keçe ile daha tok bir görünüm elde edebileceğimi düşünüyorum. Keçe siparişi verene kadar farklı kumaşlardan değişik versiyonlarını da deneyebilirim *-* İmkanım olursa, üzerimde de nasıl durduğunu fotoğraflar, size de gösteririm ;) Not: Beni bu site ile tanıştıran sevgili blogger arkadaşım Sevgi’ ye teşekkürü bir borç bilirim *-*

Top, Top, Altın Top :)

Şahsen kendisinin altın bir top olmasını çok isterdim ama altın gibi gözükse de içi strafor, dışı raptiye bu topun :) Yeni yıl için ev aksesuarları arasında Boyner’ de gördüğüm toplar vardı – belki görenleriniz vardır. Evdeki strafor topları değerlendirmek için iyi bir fikir olacağını düşünerek hafızamın derinliklerine atmıştım kendilerini taa geçen yıldan *-* Geçen kırtasiyede dolaşırken de raptiyeleri görünce 5 kutu aldım bir deneyeyim diye… Gerçi 5 değil 500 kutu alsam ancak amacıma ulaşırım ya neyse :) En küçük strafor top üzerinde 4 kutuyu harcadım yanılmıyorsam… Her kutunun içinde de 40 tane kadar raptiye olduğunu tahmin ediyorum. Sonuç itibari ile, bundan daha büyük olan tüm topları raptiye ile kaplamanın pek akıllı işi olmadığına karar verip çalışmamı bir küçük topla sonlandırdım :) İşte, bazen böyle aza kanaat etmek gerekir :)) Kalan toplar için sanırım kafamdaki ilk düşünceyi uygulamalıyım; yani kenarı atmayan bir kumaş parçası bulup ondan daireler keserek (ya da saten…

Sevgililer Günü Projesi

Başlığa sevgililer günü yazdığıma bakmayın; işin içine kalpler girince yaklaşan 14 Şubat ile beraber bir gönderme yapayım dedim :) Bilirim, Google Amca’ ya özellikle bu aralar sevgililer günü hobi mevzularını danışanlar olacak; ufak da olsa çorbada bir tuzumuz olsun bizim de ;) Bu kalpleri bir yerlerden hatırlayanlarınız olacaktır… Bir gece oturup hepsini elimdeki devasa keçeden keserken amacım görümcemin nişan fotoğrafları çekiminde bu kalplerden faydalanmaktı, işime yaradı yaramasına ama sarkıt şeklinde olduğundan birbirine dolanan bu kalpler zamanla beni çileden çıkarmaya başladı. Fazlaca ıvır zıvır bulunan evimde onlara geniş bir yer açamayacağımı anladığımda da bu kasnağın diğer parçası imdadıma yetişti ve bütün kalpler toplansın diyerek kasnak çevresinde kalpli ipleri doladım, doladım… Sonuç; bol kırmızılı, bol kalpli kasnaktan çakma duvar süsü *-* Not: Tabii ki malûm sebeplerden ötürü bunu da duvarıma asamadığım için diğer arkadaşlarının yanında yer aldı kendisi, ümitle bekliyor :)

Kasnaktan Notluk

Tuhafiyeye gidip kasnak almak istediğimi söyleyince, satıcı kız hayatımı kurtaran bir soru sordu; “Vidalı mı, vidasız mı?” İçimden “Eğer öyle bir şansım varsa, alternatifleri neden değerlendirmeyeyim?” diyerek vidasız olanı “Hele bir göreyim” diyerek aldım elime, başladım incelemeye… Şansa bak, tam da kasnağın vidalarından kurtulma gibi hain planlar içerisindeyken ben, bulduğum parça iç sesime evrenden şak diye verilen bir cevaptı adeta; “Al bakalım” der gibi kucağıma atıvermişti. Eve gittiğimde “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim iki tane” tınıları eşliğinde kasnağın bir parçasından notluk yapmaya karar verdim ve ilk hedefim doğruca süslediğim mandallar oldu. Mandalların üst kısımlarını daha önce kumaşla kaplamış olduğumdan kasnak üzerine silikonla kolay yapışacağını düşünmüştüm ama sonuç fiyasko! Bir ya da iki tane süslediğim mandal deney itibari ile heba oldu ve o mandallara veda ederken anladım ki; bu şekilde pek de sağlam bir çalışma olmayacak. Çözüm olarak hemen yün sepetine yöneldim; çünkü biliyorum ki kasnağı kumaş ya da iple…

Mor Düğmeli Yaka

Birkaç yıl önce aldığım hardal sarısı bir kazağım vardı; dolabın köşesinde giyilmeden kalmış, boynunu bükmüş öyle… Yığın içerisinde birşey ararken gözüme çarpınca içine gömlek havası verilmeye çalışılan bu parçanın yaka kısmının kazağa düğmelenmiş olduğunu fark ettim ve o an bende bir ışık yandı :) Renk olarak pek itibar etmediğim, kendime hiç mi hiç yakıştıramadığım sarının bu tonunun ne akla hikmet dolabıma girmesine izin vermişim, bilmem ama o kazak + gömlek karışımı olan şeyin yakasının çıkarılabilir olması pek işime geldi doğrusu :) Yakayı sade bırakmaksa asla olmazdı :) Kadıköy Pazarı’ ndan aldığım düğmeleri rastgele yakanın üzerine diktim ve mor rengin de cazibesi ile kullanabileceğim bir yaka aksesuarına hızlı ve pratik bir şekilde sahip olmuş oldum :)

Ve Şeytanın Bacağı Kırılır :)

Geçtiğimiz hafta yazdığım tüm yazıları taslaklarda yarım bırakmışım; hâliyle de hiçbiri yayınlanamamış :) Yeni hafta ile yazmaya başladığım tüm yazılarımı “yayınlanmış” bölümüne taşımaya kararlıyım. Şu kuşları da English Home’ dan binbir kararsızlıkla almamış mıydım – beş ya da altı ay sonra hem de; hiç abartmıyorum. Her gördüğümde ya kasadaki kuyruğa girecek vakit bulamamaktan ya da vakti bulduğumda onlardan kendim dikeceğime dair sözler vererek, almaya niyetlendiğimde de rengine karar veremediğim için bir türlü sahiplenemediğim bu kuşlar… Sonunda evime girdiler de artık gözümün önündeler :) Onlar mutlu, ben mutlu; bu giriş yazısı ile beraber şeytanın bacağını kırmış olmanın dayanılmaz hafifliği ile herkese iyi haftalar dilerim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Gezinme